Adaletin bu mu ...?
Gülçin ERŞEN...

Adaletin bu mu ...?

Bu içerik 482 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitinglerde “Benim Milletim” seslenişini sıkça kullandığını biliriz de, bu sözün kapsamına kimlerin girdiği pek de net değildir; zira buradaki “millet” sözcüğünün, “Milliyetçilik” ilkesindekine de, ırkçı ve ümmetçi bir yaklaşımdaki “millet” kavramına da karşılık geldiğini sanmıyorum. Çünkü, inançlı bir müslüman bile eğer muhalefet ediyorsa, halkoylamasında “Hayır” diyeceğini açıklıyorsa, “Vatan haini”, “Terörist”, “Fetöcü” diye yaftalanıveriyor!

Bir de “Onun şehidi”, “Onun gençleri” var... Örneğin; 15 Temmuz şehitleri ve gazileri Sayın Cumhurbaşkanı’nın... Ya Güneydoğu şehitleri ve gazileri?... Geçen gece Kanal B’de bir Güneydoğu Gazisi konuşuyordu: Kendileriyle 15 Temmuz Gazileri’ne devletçe uygulanan çifte standartı ortaya koyan açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz Gazileri’ne daha yüksek maaş bağlandığını, onların ve yakınlarına daha çok hak ve üstünlük verildiğini örnekleyerek açıkladı. Üzüldüm. “Biz de uzuvlarımızı bu vatan için kaybettik, canımızı bu vatan uğruna veriyoruz” diyordu. Acaba 15 Temmuz’dakilerin farkı neydi? Onlar öncelikle Cumhurbaşkanı için sokağa çıktıkları için mi daha ayrıcalıklıydılar? Kusura bakmayın, böyle bir soru ister istemez akla geliyor!

Şimdi bir de gençlerin 18 yaşında milletvekili seçilebilmesi, vekil olabilenlerin 17 bin lira maaş alması, 20’li yaşların başında emekliliğe hak kazanmaları ve kendilerine ömür boyu 8 bin 500 TL. (ileride artabilir) emekli aylığı bağlanması söz konusu! 20’li yaşlarda askerliğini yapan üniversite mezunu, atanamadığı için polisliği seçen gençler şehit olurken; başta iktidar partisi olmak üzere siyasilerin yakını olan deneyimsiz gençleri, üniversiteye girme ve iş bulma, ömür boyu çalışma derdinden kurtaracak düzenlemeye, vicdanı “Evet” diyen var mı?

Kamuoyu araştırmaları, anayasa ve siyasi rejim değişikliğine “Hayır” diyenler arasında gençlerin oranının fazlalığını ortaya koyuyor. Eğer bu, siyasi iktidarın gençlerin aklını çelmek için uyguladığı bir taktik ise, tersine tepeceği kanısındayım.

 

Meclis’te

yaş ortalaması 50

Milletvekili yaş ortalamasının 35-45 yaş arası olmasını, kadın milletvekili sayısının artmasını isterim. Bu; eğitimli, genç, enerjik, deneyimli kişilerin ve barışın, uzlaşmanın, çağdaşlığın, ilericilik ve demokratlığın göstergesi saydığım kadınların Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında artması anlamına gelir. Oysa, sayısal veriler; şu anda TBMM’deki yaş ortalamasının 50 olduğunu; 2011 – 2015 arasında kıyaslama yapıldığında, AKP’li milletvekilleri yaşlanırken, HDP’li, CHP’li hatta MHP’li vekillerin gençleştiğini gösteriyor. (Üstelik en yaşlı milletvekili 77 yaşındaki CHP’li Deniz Baykal.)

Hangi siyasi partiden olursa olsun, üç beş yıl milletvekilliği yapıp - Türkiye gibi asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ülkede - ömür boyu asgari ücretin 6 misli kadar maaş almasına baştan beri karşıyım. Milletvekilliği bir meslek değil; vatan hizmetidir. Milletvekilleri gerekirse, asgari ücrete bu görevi yapmalıdır. Çünkü, bu ülkede genelde gelir düzeyi ortalamanın üzerinde olanların milletvekilliğine aday olabildiklerini ve seçilebildiklerini biliyoruz.

Türkiye’de en büyük adaletsizliklerin Yargı’da Balyoz, Ergenekon, Kafes vb. dava süreçlerinde, ADALET ve Kalkınma Partisi döneminde yaşandığına tanıklık ettik. Ülkenin kaderini belirleyecek çok önemli bir halkoylaması öncesinde de hem basın desteği hem de parasal olanaklar açısından propaganda koşullarında; öte yandan akademisyen ve gazetecilere yönelik görevden alma, gözaltı ve tutuklamalarda eşitsizlikler, adaletsizlikler gözler önünde. Bakalım; siyasi iktidar halkoylaması öncesi, “kendi ayağına sıkma”yı sürdürecek mi?... Hayırlısı...

(20 Şubat 2017 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X