ÖNCE TÜRKİYE…
Celal DURGUN...

ÖNCE TÜRKİYE…

Bu içerik 582 kez okundu.

‘sözün özü’ - Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com

Hayır sorgulamıyorum.

Hayır yargılamıyorum.

Asla kınamıyorum.

“Evet” diyen de, “hayır” diyen de bu ülkenin vatandaşıdır.

Hiçbirimiz diğerinden üstün değiliz.

Kışı da birlikte yaşarız, yazı da.

Acıyı da paylaşırız, neşeyi de.

Bir arada yaşamaya mahkûmuz.

Bugünler de bizim, gelecek günler de.

               ***               ***              

Ben, okuyucularımla dertleşiyorum.

Aklıma takılanları paylaşıyorum.

Yazılanları okuyorum, arkadaşlarımla konuşuyorum.

“Evet” tercihini kullanacakların ezici çoğunluğunun “cumhurbaşkanlığı” sisteminden bihaber olduklarını görüyorum.

Yetkilerin bir kişide toplanmasından rahatsız olmadıklarını hissediyorum.

Bu arkadaşların sisteme değil, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a oy vereceklerini biliyorum.

Bu arkadaşlar yeni anayasada yazılanları önemsemiyor, Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylemini önemsiyor.

Sanki Sayın Erdoğan “fani” değil.

Herkes gibi O da bir gün bu dünyadan göçmeyecek.

Kalıcı olan millettir, devlettir.

               ***               ***

Olacağından değil, farzı mahal;

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 2019’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmayacağını açıklasa…

Ya da Allah göstermesin, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başına bir hal gelse…

Bu arkadaşlar yine “evet” der mi?

Demez.

Referandumun sonucu bu günden belli olur.

“Evet” diyenlerin büyük bir çoğunluğu “hayır’a” döner.

Neden?

Çünkü bu arkadaşlar için anayasada yazılanlar değil, Sayın Recep Tayyip Erdoğan nerede durduğu önemlidir.

Yasama, yürütme ve yargı erkinin bağımsızlığı umurlarında değil.

               ***               ***

Sayın Erdoğan’ı seversin, sayarsın, güvenirsin, bir dediğini iki etmezsin.

Eyvallah, buna itiraz eden yok.

Yokta 16 Nisan’da yeni cumhurbaşkanını seçmiyoruz ki;

Gönlümüzdeki partiye oy vermeyeceğiz ki;

Vekillerimizi seçmeyeceğiz ki;

Devletimizin şeklini, yapısını, kurumlarını, hak ve ödevlerini yazan anayasayı oylayacağız.

Yasaların “ana”sını kabul ya da reddedeceğiz.

Kişilerin, partilerin, siyasetin çok üstünde düşünmek ve ona göre vaziyet almak zorundayız.

Anayasa devletin, milletin anasıdır.

Anayasa ana gibi anaç olmalıdır.

Herkesi kucaklayıp sarmalıdır.

Kişi bugün vardır, yarın yoktur.

               ***               ***

Sözün özü; 16 Nisan’da, önyargılarından arınacaksın.

Kısır tartışmaların içinde kaybolmayacaksın.

Siyasi kavgaların esiri olmayacaksın.

Oy verdiğin partini unutacaksın.

Büyük düşüneceksin.

“Önce Türkiye” diyeceksin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X