Ne zaman bu milletin dertlerine care bulacaksınız, mezarda mı?
Dursun GİRGİN...

Ne zaman bu milletin dertlerine care bulacaksınız, mezarda mı?

Bu içerik 246 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Yıllarımı kültür değerlerimizi yaşatmak ve bu kültüre hizmet veren çok değerli zurnacı ve davulcu arkadaşlarımın huzuru, mutluluğu için harcadım. Halâ daha bütün fedakarlıkları bu kültürü yıllardır omuzlarında taşıyan insanlardan bekliyoruz. Sanırım dünyada böyle bir ülke dahi yoktur. Mesela Neşet Ertaş, Aşık Veysel gibi birçok ozanların ömürleri hep yoksulluk içinde geçmiş bu çaresizliklerini Neşet Ertaş türkülerine dökmüş. Örneğin ‘Zahidem’ uzun havasındaki bir mısrası Neşet Ertaş’ın çektiği yoksullukları anlatması bakımından yeter de artar bile: “Nemize yetmez el kadar hasır” sözü, bu çaresizliklerin bir ifadesi değil miydi?

İşte, Türkiye gerçeği böyle bir şey sevgili dostlarım.

Bu millete bazı şeyleri anlatabilmek oldukça da zor. Mesela, bazı konuları açık seçik konuşursak ortaya öyle bir tablo çıkar ki şaşar kalırız.

Geçen gün bazı işlerim dolayısıyla İzmir’e gitmiştim. Kemeraltı’nda fincanda kahve pişirilen bir yer var, orada da üç beş genç müzisyen, müzik yaparak bir nevi dilenci usulü para topluyorlar … Böyle mi olmalı benim ülkem? Böyle mi olmalı bu kültürü yıllarca omuzlarında taşıyan insanların hali? Gel de sen böyle bir ülkede isyan etme!...

1968 yılından beri asker arkadaşım olan Çorlulu Kazım dostumdan 19 Şubat 2017 akşamı bir telefon aldım. İki gözü iki çeşme yalvarıyor, “Ne olur arkadaşım bana yardım et” diye. Düğün ve derneklerde davul çalarak yaşamını sürdüren bu arkadaşımın derdi bana “yeter artık!” dedirterek bir nevi isyan ettirdi.

“Nerede bu Devlet? Nerede bu siyasiler?” diye artık isyan ediyorum.

Bu dostumun, duyduğum kadarıyla eşi rahatsızmış … Benden maddi yardım bekliyor! Hoppala, oldu mu şimdi; gel de bende huzur bekle …

Sabahlara kadar kıvrım kıvrım kıvrandım. Bu insan girmiş 69-70 yaşına ... Herhangi bir sosyal güvencesi de yok. Bu şahıs ne yer, ne içer!? Bu sadece bir örnek aslında, Kazım Efendi gibi milyonlarca insanımız yaşıyor bu ülkede. Neden bir türlü halâ acımıza, işsizimize sahip çıkamıyoruz?! Çok yazık.

Millet derdine çare peşinde, iktidardakiler ‘partili cumhurbaşkanlığı’ peşinde!

Yahu, Allah rızası için dönün bir de milletin haline bakın! Millet perişan!

Buradan, Çorlu’nun tüm siyasetçilerine sesleniyorum: Gelin, yörenizdeki aç-işsiz perişan insanlara sağa sola el açtırmayın.

Keşke milyarlarım olsa da bu tür garibanlara yardımcı olabilsem. Nerdeeee!..

Neyse, arkadaşıma yardımcı olamadım ama, en azından bu Türkiye gerçeğini bir kez daha dile getirme fırsatı bulabildim.

Evet, son söz olarak diyorum ki; fedakarlıklar tek yönlü olmamalıdır. Bu sözlerim her konu için geçerlidir. Vatandaştan seçimden seçime oy isteyenler, ne zaman bu milletin dertlerine çare bulacaksınız, mezarda mı? Ayıp yahu ayıp!..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X