Konuşma adabı
M. Cafer METE...

Konuşma adabı

Bu içerik 486 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Dünya üzerinde yaşayan bütün canlı varlıkların bir konuşma şekli vardır. İnsanlar, dil, resim, el kol işareti, sesle, ıslıkla, müzikli olarak birbirleriyle anlaşabilir ve konuşurlar. Çeşitli canlı varlıklar da kendilerine göre çeşitli sesler çıkararak anlaşır.

İnsanoğlu birbiri ile konuşarak anlaşır. Düşünce ve davranışlarıyla kişilik kazandığı gibi yapacağı işi de davranışları ile ifade eder. Kişinin karakteri, şahsi yetenekleri, aldığı aile terbiyesi ve insanları nasıl gördüğü önemlidir. Bazı kişiler kendini diğer kişilerden üstün görür ve bunu hareketleri ile belli eder. Bu yanlıştır. Halbuki, insanların dünya görüşü, görgü kurallarına, nezaket kaidelerine bağlı kişilerin dünyaya ve insanlığa bakış açısı önemlidir.

Bir insanın, konuşulan konu üzerinde genel-özel bir bilgi ve ilgisi yoksa, sırf konuşmuş olmak için ve benlik duygusu içinde konuşursa mutlaka nezaket kurallarını çiğner ve sonunda mahçup olur. Ayrıca karşındaki kişi veya kişiler konuşma halinde iken araya girmek ve konuşanın sözünü kesmek, nezaketsizliğin ve görgüsüzlüğün ta kendisidir. Sözü kesilen konuşmacı, araya gireni öyle mat eder ki, bir daha konuşmaya cesaret edemez.

Kişi, önce dinlemesini öğrenecek sonra konuşacak.

Konuşmalarınızda karşımızdaki şahsa onur kırıcı kaba saba konuşmak ve konuşana cevap vermemek nezaket kuralını aşar. Bağırarak, yüksek sesle, sitemvari bir konuşma hem konuşmacı hem de karşısındaki şahsı yaralar. Konuşan, sözlerini kibar ve hoş sözlerle başlamalı ve öyle bitirmelidir. Ayrıca konuşan kişinin o konuda geniş bilgi ve tecrübesinin  olması gerekir. Kelimeleri ve cümleyi doğru telaffuz etmeli, pot kırmamalı ve insanlara düzgün, çekici bir üslupla hitap etmelidir. Konuşmalar akıcı, haz verici, dinleyenleri sıkmayacak, bilgi ve görgü verici olmalıdır.

Konuşmacı konuşurken dinleyicilerin rahatsız olduklarını hissettirmemeleri gerekir. Ayrıca konuşmacının konuşması bitmeden, çok büyük, haklı, zorunlu bir neden yoksa, toplantı yerini terk etmek, görgü ve nezaket kuralını aşar.

Duygu ve düşüncelerimizi söz ve yazı ile ifade ederken çok dikkatli olmalıyız. Karşımızdaki şahsa sayın kelimesi ile hitap etmeli ve en sonunda saygı ve sevgi ile bitirmeliyiz. Bilhassa yazılı hitap şeklimizde muhatabımıza ifademizi daktilo ile veya bilgisayar ile değil el yazımızla yazmak daha kibar, daha nazik bir hitap şeklidir. O şahsa verdiğimiz önemi ifade eder.

Duygu ve düşüncelerimizi belirtirken, konuşmalarda jest ve mimiklerin etkisi olduğu gibi ses tonunun da önemi büyüktür. Jest yapayım derken karşındakini kırmak, üzmek nezaket kurallarını aşar.

Duygu ve düşünceleri konuşma ile olduğu gibi şahsı ziyaret ederek, çiçek göndererek veya bizzat vererek göstermek daha önemlidir. Çiçek demetine konan karta yazılan metni dikkatli yazmalı, eğer ziyarete gidiyorsak samimi duygularımızı içten gelen ruh haleti ile ifade etmeliyiz.

Gösterişten daima kaçınmalıdır. Sadelik, insana karşı sevgi ve saygıyı artırır. Hediyeyi aldığınız veya verdiğinizde, maddiyatı ile memnuniyeti ve size verilen değerle ölçmeye kalkışmayın. Bir misal vermek isterim. Bir yakınınıza veya bir büyüğe, hastayı ziyarete gittiğiniz veya kız istemeye gittiniz. Çiçek elden verildi ise alan kişi çiçek buketini açmadan bir yere bırakır ise bu doğru değildir. Çiçeği alan kişinin yaptığı son derece yanlıştır.

Halbuki çiçek kime verildi ise o şahıs alıp, buketi açıp bir vazoya yerleştirir ve görülür bir yere koyar ise memnuniyetin bir ifadesi olmakla beraber, size verilen değeri de ifade eder.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X