İstanbulu anlatmaya devam edelim …
Dursun GİRGİN...

İstanbulu anlatmaya devam edelim …

Bu içerik 243 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

‘Görünen köy kılavuz istemez’ der atalarımız. Gerçekten de öyle.

26 Şubat 2017 günü Muğlalılar Derneği’nin davetlisi olarak İstanbul’daydım. Programımız biter bitmez Beşiktaş’tan Eminönü’ne geldik. Allahım o ne manzara! Her yer Suriyeli, Afganlı, İranlı, Iraklı ,Libyalılarla dolup taşmış. Rezalettin bini bir para! Daha dün Sulukule diye tabir edilen yerde yıllardır kültürel kimlikleriyle yaşayan Roman kardeşlerimize tahammül edemeyen din cambazları, acaba bu rezalete nasıl tahammül ediyorlar?

Doğrusu çok merak ediyorum ve bugün bırakınız kültürel kimlikleriyle ayakta durabilmeyi hangi şartlarda ve nasıl yaşadıkları dahi meçhul olan bu dostlarımız, acaba bu siyasi iktidarın Sulukuleli Romanların gördüğü bu zulme nasıl unuturlar bilemem. Keza bugün Türkiye genelinde yaşayan milyonlarca Roman kardeşimiz aslında bu 15 senelik AKP iktidarından hiç de hoşnut değildir. Şöyle ki, bu insanların % 80’i müzik kültürü sayesinde karınlarını doyurmaktadırlar. Örneğin Küçük Dibekdere, Germencik, Turgutlu (Manisa), Çanakkale, Edremit, Bursa, Gelibolu, Keşan, Tekirdağ, Çorlu, Lüleburgaz, Kırklareli, İstanbul Ahırkapı, Edirne, İzmir, Ankara, Kırşehir, Adana, Gaziantep gibi daha binlerce, milyonlarca Türkiye’nin kültürel kimliğini yıllarca yaşatmaya çalışan bu insanlar, bu siyasi iktidarın uygulamış olduğu kötü ekonomik politikalar yüzünden inanın milyonlarca müzisyen şu kışta kıyamette yoksulluktan çaresizlikten kan ağlıyor.

Ey Kültür Bakanı, bu saydığım daha da aklıma gelip de yazamadığım birçok yerleşim yerindeki başta Roman kardeşlerimiz için acaba bir düşünceniz var mı? Hani ne oldu onca yapılan şaşalı Roman Açılımlarına?

Romanların yaşam koşullarında ne gibi değişiklikler oldu? Sadece odun, kömür yardımlarıyla bu işler olmaz. Bizim istediğimiz, balık yemek değil balık tutmasını öğrenmek bu kardeşlerimize!

İşte sevgili dostlarım, görüyorsunuz ya bu AKP’de laf çok ama icraat yok. İcraat olmayınca da herşey mersine değil tersine gidiyor.

Böyle bir zamanda böyle bir yazı yazmak istemezdim ama gel gör ki şunun şurasında 2002 yılından beri emekli maaşı alıyorum 1.300 TL parayla geçinemiyorum. Eşimi alıp bir sefercik olsun Bodrum’a dahi gezmeye gidemedim, ama gel gör ki malı olan Üsküdar’ı geçmiş, gidin görün İstanbul’daki gökdelenleri de uyanın artık sevgili dostlarım …

Ben naçizane altı evladımın evlerini barklarını bu sanatımın sayesinde yaptım, onları evlendirdim, Ancak şu 14-15 seneden beri inanın halkımızdaki yoksulluk, fakirlik arttı. Başka bir deyimle satın alma gücü düştükçe bizim sanatımız da tepe taklak ha bire aşağıya doğru gidiyor.

Sadece biz mi böyleyiz?

Hayır dostlarım hayır! Çiftçimiz perişan, işçimiz perişan, esnafımız perişan, emeklinin hali zaten malum; eh geriye ne kalıyor? Sadece üç beş tuzu kuru …

Bir gün Sivas’ta bir klasik müzik konseri varmış. Tam konsere bir gün kala bakmışlar görmüşler ki hiç kimsenin umurunda bile değil, ayıp olmasın diye zamanın idarecileri zorla milleti sokaktan çevirip konser salonuna sokmuşlar. Neticede konser bitiyor, gazeteciler de yaşlı başlı bir adama sormuşlar: “Amca nasıl eğlenebildin mi bari?” diye. Yaşlı adamcağız da bu vesile açmış ağzını yummuş gözünü: “Evlat, evlat! Sivas, Sivas olalı böyle bir zulüm görmedi” demiş.

İşte o misal, İstanbul da İstanbul olalı böyle bir rezillik görmedi!

Haydi hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X