‘Mağduriyet Edebiyatı’ uluslararasılaştı!
Gülçin ERŞEN...

‘Mağduriyet Edebiyatı’ uluslararasılaştı!

Bu içerik 349 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Avrupa ülkelerinin neredeyse hepsinde Türk göçmenler, çifte vatandaşlık taşıyan Türkler ve T.C. yurttaşları yaşıyor. Almanya, yaklaşık 1.5 milyon ile en fazla Türk nüfus barındıran ülke. Onu, Hollanda, Fransa gibi ülkeler yaklaşık 500 bin kişi ile izliyor. 15 Nisan’da yapılacak halk oylaması öncesi, oylamaya katılacak bu yurttaşları da etkilemek “Evetçi” ve “Hayırcı”lar açısından önemli.

Avrupa ülkelerinde propaganda amaçlı miting ve konuşmalar yapmak isteyen Cumhurbaşkanı ve bakanlara izin verilmemesi, üstelik Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun otel rezervasyonlarının ardından uçuşunun iptal edilmesi “skandal” olarak nitelendirilebilecek gelişmeler. Aynı zamanda Türkiye’nin itibarının (saygınlığının) ne denli düştüğünün göstergeleri ... Ama, Türkiye’nin saygınlığının bu denli azalmasının nedeni, kullandığı söylemler, izlediği iç ve dış politika ile şimdiki siyasi iktidar; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti değil mi? Dolayısıyla, saygınlığını da yitiren aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti değil; devlet yönetimini elinde bulunduran ve devletimizi temsil eden siyasetçilerdir. (Ne yazık ki buradan bile ‘mağduriyet’ devşirmeye çalışıp ‘uluslarası mağduriyet edebiyatı’ yapmaya çalışıyorlar ...)

Yurtiçinde yıllardır zaten ağır aksak, kör topal ilerleyen “Demokratik Hukuk Devleti” için olmazsa olmaz kurumları, (Güçler ayrılığı ilkesini, Yargıyı, kısmen TBMM’yi ve Sınav ve Seçim sisteminde adaleti, Sosyal güvenlik sistemini, Muhalif basını, Çok sesliliği, Ekonomiyi ve özellikle Tarım sektörünü, Akademik yaşamı, Sanayiyi, Küçük ve Orta boy işletmecileri ..) işleyemez hale getirenlerin, başka ülkelerin demokrasisine laf etmeye hakkı var mı?... Son günlerde birçok kişinin dile getirdiği gibi; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Antalya’daki Rusları toplayıp propaganda konuşması yapması normal karşılanır mı? Teknoloji, iletişim bu denli ilerlemişken; internet, uydu aracılığıyla, konferans yoluyla bu yurttaşlara seslenilemez mi?

 

“Bizimkiler”in yasaları

çiğnemesine engel oldular

Bir de konunun birçok kişinin gözünden kaçan farklı boyutları da var: “22 Mart 2008’de yayınlanan ‘Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. Maddesi’ne göre; ‘Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.’”

Bu siyasi seçim değil; halkoylamasıdır diyeceklere şu yasal düzenlemeyi anımsatmak gerekir: “YSK’nin 15 Şubat 2017 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında Referanduma ilişkin yayımladığı 109 nolu kararına göre; ‘Yurtdışında açık yerlerde ve gümrük kapılarında sözlü propaganda’, ‘Yurtdışında ve gümrük kapılarında kapalı yerlerde propaganda’ yapılması yasak!” (Gerçi, hukukçuların açıklamasına göre; bu düzenlemelere uymayanlara herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayabilir. Bu, Yüksek Seçim Kurulu’nun inisiyatifinde.)

Yani, Türkiye’de bildiğini okuyan; yasaları ve anayasayı çiğnemekten kaçınmayan iktidardaki siyasetçilerin, kendi getirdikleri yasal düzenleme ve kuralları yine kendilerinin ihlal etmesine Avrupalılar engel oldu! Gerçi Bakan Çavuşoğlu balkon konuşmasıyla bu yasağı delerken, devletimizin konsolosluklarının da “Evet” propagandası için kullanıldığı biliniyor!

Ayrıca,  Cumhurbaşkanı’nın ve bakanların, devletimizin olanakları ve parası ile yurtdışında kendi görüşleri ve istekleri doğrultusunda; ama -anket sonuçlarına göre- yurttaşların çoğunun isteği ve görüşü aleyhine propaganda yapması da doğru değildir. Her ne kadar kendileri Türkiye nüfusunun yarıdan fazlası olan “Hayırcı” yurttaşları “vatan haini”, “terörist” ilan etmiş olsalar da... Oyunun renginden ötürü milyonlarca kişiye, bu kadar ağır bir suçlama ve hakarette bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunan yok. Korkudan mı? Hayır! Hakça, adil bir sonuç alınmayacağını bildiklerinden... Bir kez daha haykırıyorum: “Hayır”cıyım! Vatan haini değil, “Vatansever”im; terörist değil, “Sömürüye, bölücülüğe, gericiliğe karşı ‘Savaşçı’yım!”.

Dış politikada yaşanan, vatansever tüm yurttaşları üzen, rahatsız eden olayları düşündükçe, bir şimdi devletimizin durumuna, bir de yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün saygınlığına bakıyorum da ... “Devlet adamı ve siyasetçilerin ilkeli ve dik duruşları, ülkemize saygınlık başta olmak üzere, pek çok şey kazandırır” diyorum.

(11 Mart 2017 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X