Köy Enstitüleri
Celal DURGUN...

Köy Enstitüleri

Bu içerik 585 kez okundu.

‘sözün özü’ - Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com

Yedi Düvel’e karşı savaşmışız.

İstiklali tam bir ülke kurmuşuz.

Osmanlının köhne, eskimiş düzenini yıkmışız.

Yönümüzü aydınlanmadan, çağdaşlıktan yana dönmüşüz.

Yolumuzu aklın ve bilimin ışığı yönlendirecek.

Kendimiz ekeceğiz, biçeceğiz, üreteceğiz, tüketeceğiz.

Ele-güne el-avuç açmayacağız.

Sanayimiz de olacak, ticaretimiz de.

***               ***               ***

Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan devletimiz, inanılmaz başarılara imzasını attı.

1928’de Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü kuruldu ve ürettiği aşılar dünyaya satıldı.

Bugün Domuz gribi, kuş gribi, kenelerle bulaşan kırım kongo kanamalı ateşi ... gibi bulaşıcı hastalıklara karşı aşı ithal ediyoruz.

1930 yılında Kanada’ya tohumluk buğday sattık.

Bugün ot, saman, genetiği ile oynanmış tohum satın alıyoruz.

Kendi uçağımızı yapmıştık.

Konservatuarlarımız, devlet tiyatrolarımız, senfoni orkestralarımız, balemiz olmuştu.

Amaç; çağdaş, laik, halkçı bir devlet olmaktı.

Amaç; okuyan, yazan, düşünen yurtsever bir halk yaratmaktı.

Amaç; Türkiye Cumhuriyet’ini dünyanın sözü dinlenir, itibarlı bir devleti yapmaktı.

***               ***               ***

İyi hoş da, kimle, neyle bu yüce değerlere ulaşılacaktı.

Halkın yüzde sekseni köylerde oturuyordu.

Okuma-yazma oranı çok düşüktü.

Cahillik, geri kafalılık kol geziyordu.

Doktorumuz, sağlık memurumuz, ebemiz, öğretmenimiz yok denecek kadar azdı.

Hastalar, “hocalardan” medet umuyordu.

Toprak ilkel usullerle ekilip-biçiliyordu.

Gericilik bir an önce yıkılmalıydı.

“Hocaların”, “hokkabazların”,

“muskacıların” devri sonlanmalıydı.

***               ***               ***

Tarih 17 Nisan 1940, Köy Enstitüleri resmen kuruldu.

Kapatılıncaya dek, 17 bin 346 öğretmen, 8 bin 675 eğitmen, 1599 sağlık memuru yetişti.

Gittikleri köylere aklın ve bilimin ışığını götürdüler.

Akıl dışı, bilim dışı görüş ve düşüncelerle savaştılar.

Köy Enstitülüler, sadece önder bir nesil yetiştirmediler. Onlar, ülkemizin düşün hayatının yeşermesine de katkı verdiler.

Hem eğittiler, hem öğrettiler.

Ağaların, beylerin saltanatını salladılar.

***               ***               ***

Ne yazık ki, güzel gidişattan memnun olmayan güçler; iftira ve yalana baş vurdular. CHP içindeki sağcı politikacıları da etki altına almayı başardılar.

1946 yılındaki Bakanlar Kurulu’nda Hasan Ali Yücel’e görev verilmedi. İsmail Hakkı Tonguç gibi yurtsever, bağımsızlıkçı, Atatürkçü bürokratlar da Eğitim Bakanlığından uzaklaştırıldı.

Önce Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı.

Karma eğitime son verildi.

CHP içindeki sağcı güçler, partiden ayrılarak DP’yi kurdular.

1950’de iktidar olan DP, 27 Ocak 1954’te çıkarılan bir yasa ile Köy Enstitülerini temelli kapattı.

***               ***               ***

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı ne olurdu?

Gericilik böyle hortlayamazdı.

Bölücülük böyle taraftar bulamazdı.

Kızlar, kadınlar ikinci sınıf yurttaş olmayı kabullenmezdi.

Taciz olayları yaşanmazdı.

Akıl dışı, bilim dışı eğitim anlayışı egemen olmazdı.

Yalancılar, talancılar, soyguncular siyasette itibar görmezdi.

Türkiye Cumhuriyet’i, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olmazdı.

Hukuk, ayaklar altında çiğnenmezdi.

Yanlar, yandaşlar böylesine korunmaz ve kollanmazdı.

Basın üzerindeki baskı ve yıldırma kabul edilmezdi.

“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkemiz terk edilmezdi.

Vizyonu olmayan,

geleceği göremeyen politikacıların önü açılmazdı.

Dünya üzerindeki saygınlığımız sıfırlanmazdı.

***               ***               ***

Selam olsun Köy Enstitüsünü kuranlara.

Selam olsun Köy Enstitülerini koruyup kollayanlara.

Selam olsun Köy Enstitüsünde okuyanlara.

Selam olsun Köy Enstitüsünün ışığını söndürmeyenlere.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X