Hukuk ve Demokrasi kaybetti
Gülçin ERŞEN...

Hukuk ve Demokrasi kaybetti

Bu içerik 247 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Anayasa ve siyasal yönetim sistemi değişikliğinin oylandığı seçimler sonrasında televizyonda yorum yapan AKP’li bir gazeteci “Şaibeli” sözünün ağır kaçtığını dile getirdi. Bence de bu söz hafif kalır; 16 Nisan 2017’de gerçekleşen tarihi halkoylamasında hukuk, adalet, demokrasi katledilmiş; devlet kurumları da buna alet olmuşlardır ne yazık ki.

Taraflar, aylarca eşit ve adil olmayan koşullarda evet - hayır kampanyalarını yürüttüler. Sandıktan çıkan sonucu “baş tacı” yapmalıymışız! Niye? Bu sonuç adil değil ki... Zaten daha oy sayım işlemlerine geçilmeden Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) yapılan, “mühürsüz zarf ve oy pusulaları ile kullanılan oyların geçerli sayılacağı” açıklaması midemi bulandırdı. Televizyon programlarına katılan hukukçular, bunun “hukuk dışı” olduğunu vurguladı. YSK gibi, Türkiye’nin en önemli ve “saygın” (Başkanı’nın soyadı bile “Güven”) hukuk kuruluşlarından birinin, yasaya ve kendisinin referandum öncesi açıkladığı (Şubat 2017’de) resmi karara - AKP’li üyenin itirazı ile - aykırı bir karar alması ve bunu son anda açıklaması akla ve vicdana uygun mu? Hayır!

Öte yandan; Kurtuluş Savaşı sırasında M. Kemal Atatürk tarafından kurulmuş olan Anadolu Ajansı’nın da (A.A.) TRT gibi artık ‘devletin değil’, ‘siyasal iktidarın’ kurumu olduğunu bir kez daha gördük. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın ve CHP yönetiminin canlı yayında oy sayımının sonlarına doğru yaptığı açıklamalar da pekçok kişinin kuşku ve kaygılarını körükledi. YSK’nın oyların henüz yüzde 70’ini açıkladığı bir sırada, A.A.’nın yüzde 98’i sayılmış gibi sonuçları bildirdiğini; pekçok sandıkta sonuçlara itiraz ettiklerini, oyların yaklaşık iki buçuk milyonunun geçersiz sayılması gerektiğini söylediler. (Daha birkaç gün önce çocukluğundan beri tanıdığım AKP’ye yakın bir yargıç arkadaşımın “Boşuna umutlanıp heveslenmeyin. Yüzde 52-53 oranında ‘Evet’ çıkacak derken, tahminde bulunmadığı, kendinden emin konuştuğu aklıma geldi?!) 500 bin oyun bile sonucu değiştireceği bir oylamada, bu konudaki kuşkuların giderilmemesi, halkoylamasını hukuken ve vicdanlarda “geçersiz” kılar.

Bazı gazeteci, siyasetçi, hukukçu ve aydınların defalarca belirttiği gibi; yeni anayasanın asıl gerekçesi; önceki anayasayı ve yasaları hiçe sayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a uygun, onun uygulamalarını aklayacak bir Anayasa ve siyasi sistem getirmektir. Yani aslında, anayasa fiili duruma uydurulmuştur. Zaten önceden de bildiğini okuyan Erdoğan, artık ‘kendi anayasası’na dayanarak, çok daha korkusuzca ve belki de acımasızca istediği her şeyi yapabilecektir. Eleştirilse de, halkın yüzde 80’inin oylarıyla kabul edilen önceki anayasayı saymayan siyasi iktidarın güdümünde hazırlanan ve oylanan bu yeni anayasayı da ben kabul etmiyorum. Halkoylamasının henüz resmi olmayan sonuçlarına göre seçmenin yüzde 48’i (ama bence yüzde 50’den fazlası), bu görüşleri paylaşmaktadır. Hani Anayasa, toplumsal uzlaşı metniydi?

Başbakan Binali Yıldırım, balkon konuşmasında “Milletin kararı” dedi; “Öteki” yoktur dedi... Ama bana hiç mi hiç inandırıcı gelmedi. Örneğin; Alevi tanıdıklarım, Sünni İslamı baz almış görünen, (ülkede ekonomiyi, adaleti, hukuku, iç ve dış güvenliğimizi, demokrasiyi geriye götüren) bu anlayışın, bundan böyle kendilerine NAZİ’lerin Yahudilere, Çingenelere yaptığına benzer soykırımı uygulamasından endişeli! Birçok devlet memuru, kendilerinin işine son verilip yerlerine liyakatsız, vasıfsız iktidar yanlılarının alınacağını düşünüyor. Ben, bir gazeteci olarak AKP döneminde iyice azalan basında çok sesliliğin yok olacağından, iç savaş çıkacağından, Türkiye’nin hiç girmek istemeyeceği başka savaşlara sokulacağından, terörün artacağından, bu satırlarımdan ötürü tutuklanabileceğimden korkuyorum ...

İnşallah bu korkular yersizdir. Ve “Evet” diyenler ileride “keşke” demek zorunda kalmazlar... Türkiye’yi ve Türk Halkı’nı zorlu bir süreç bekliyor. Allah yardımcımız olsun.

(17 Nisan 2017)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X