Durma
Hüseyin SERİN...

Durma

Bu içerik 360 kez okundu.

Yaşarken / Hüseyin SERİN / Emekli Öğretmen

Gecenin gece olduğu yerlerde postal, dipçik, emir zincirinin bacaklarını havaya verip dinlenmeye çalıştığı o yorgun güzellikte yanağını uzat dudağıma ki kanayım sana ... Yoksa deli fişek bir motorun egzoz sesi geceyi yine yeniden kana bulayarak ve hiç acımayarak güzelliğin vuruluşuna seni de beni de gömecek bir fesleğenin dibine.

Sonraki sonrayı koyma önüme. Dal, bat, çık … Ama önüme koyma sonraki sonrayı. O sonraki güzellik başlangıcı. Belki güzellik dalları. Belki de kanın kuruması, soğuması. Yani nefessiz kalmak gibi bir şey! Ertelemenin ertelenmesindeki bozgun!

Tam yüreğim saçlarına şekil verecekken ya da vermişken. Dağlar, nefes almak için “tam yol ileri” komutunu vermişken adımlarına. Ve yüreğin bu kadar güneşken aldırma, kanma.

Biraz daha yiğit ol yarına. Elin alemin gözünden, sözünden sana ne? Sen; seni yaşayacaksın, seni yaşatacaksın. Ne kadar gurbet olsa da. Yüreğinin yarısı buralarda kalıp özlese de. Yaramaz bir kedi gibi sürse de aksaklıklar, uyumsuzluklar. Sen sendesin. Ben burada aynı güneşin kurşun atımlarında yarına.

Ben senin için varım bu coğrafyada. Sen benle varsın yarına yedi iklimde. İkimiz bir cihanın kollarıyız. Yüreğimiz aşkta kelepçeli. Gözlerimiz yılmaz ürküsüz. Sallanacaksa varsın sallansın saçlarımız ... Tenimizde hücrelerimiz dimdik ya. Aşk soluyor ya, doğurgan ya. Bu bize yeter. Yeter ki ne yeter …

Gelecek, bizi bekler asılsız bir keder gibi. Güneş içinde. Gökkuşağı altında yorulma, nefes al. Al, al yorgan, döşek, yastık. Olsun. Bugüne bugün yarının vazgeçilmezleriyiz. Yarının, yarının.

Bugünün yarına kollarıyız, kollarıyız …

(Ekim 2011)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X