Galip sayılır bu yolda mağlup
Zeki SARIHAN...

Galip sayılır bu yolda mağlup

Bu içerik 190 kez okundu.

Zeki SARIHAN

16 Nisan halkoylamasında, resmi olmayan sonuçlara göre seçmenlerin yüzde 51.4’ü Erdoğan’ın istediği değişiklikleri kabul etti, yüzde 48.6’sı reddetti.

İktidar çevreleri daha yüksek bir sonuç bekliyorlardı. Her ne kadar oylama sonuçlarından memnun olduklarını söyleseler de devletin bütün imkânlarını kullandıklarını, hayır demenin riskli hale getirildiği, olağanüstü hal uygulaması altında yapılan bu halkoylamasının onları memnun etmediği açıktır.

Tek adamın söz sahibi olacağı bir rejim değişikliğine karşı parlamenter demokratik sistemin devam etmesini isteyenler bu oylamadan galip çıkmışlardır. Kendilerini yenilmiş saymasınlar.

Çünkü bu oylamada AKP ve onun peşine takılan Devlet Bahçeli taraftarları oy kaybettiler. Tayyip Erdoğan, MHP yönetiminin takviyesine rağmen cumhurbaşkanı seçildiğinde aldığı oyların altında kaldı.

Ekonomik ve kültürel hayatta olduğu gibi siyasette de toplumun motoru büyük kentlerdir. Bu oylamada en büyük kentlerimiz de haritada kırmızıya boyanmıştır.

Bu oylama, AKP’nin bir kadro hareketi olmaktan çıktığını, Tayyip Erdoğan’ın tek başıma hükmettiği bir parti olduğunu göstermiştir. Erdoğan kampanya boyunca taraftarlarını kaybetmemek için bütün gücünü ve imkânlarını kullanmasaydı, bu sonucu da elde edemezdi. Bu durum, AKP’nin encamının ANAP gibi olacağına işarettir.

 

EVETÇİLERİN BEKLENTİSİ - ERDOĞAN’IN NİYETİ

Sandıkta evet mührünü basan seçmenlerin farklı beklentileri olabilir. Fakat bunların çoğunluğunun Erdoğan’dan maddi olarak bir şeyler beklediği açıktır. Bunun en önemli göstergesi, AKP döneminde durumunu bir parça düzeltmiş olan kırsal kesim insanlarının yüksek oranda Evet vermesidir. Fakat Tayyip Erdoğan’ın seçim sonuçları hakkında yaptığı basın toplantısında iki yüz yıllık sistemin artık değişeceği yolundaki sözleridir. Çünkü onun zihninin arkasında en önemli konu, kendisine padişahlara bile verilmeyen yetkilere kavuştuğunu düşünmesidir. Seçim meydanlarında bütün o iktisadi kalkınma edebiyatı da bu yetkiyi almak içindi.

Kırsal kesim ve onların kentlerdeki uzantıları, kampanya boyunca işin bu yanını algılayamamıştır. Kentlerde oturan, daha eğitimli kesimlerin oyları, kırsalda verilen oylardan daha ağırlıklıdır ve geleceğin Türkiye’sine öncülük eden de bu kesim olacaktır. Demokrasi isteyen kentliler, gelecekte kırsal nüfusu da eğitecektir.

Tanzimat’tan beri uygarlaşma, demokratikleşme hareketleri hangi seyri izlemişse günümüzdeki seyir de aynı yöndedir. Kentlerden köylere doğru. Merkezden taşraya doğru.

Hiç çekinmeye gerek olmadan söylemek gerekir ki kullanılan oylardan biri, ileri bir Türkiye’ye, diğeri ise onu olduğu yerde tutmaya, hatta gerilemesine hizmet edecektir.

Bu, tarih boyunca yaşanan ileri-geri kavgasının bir parçasıdır.

Daha alınacak çok yol var. Bir bakıma işin başında sayılırız.

Yılgınlık yok, mücadeleye devam.

 

(17 Nisan 2017 / 00.30)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X