Hukuki Güvenlik İlkesi ışığında YSK kararı
Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK...

Hukuki Güvenlik İlkesi ışığında YSK kararı

Bu içerik 637 kez okundu.

HUKUK KÖŞESİ / Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK / info@ezgiefendioglu.av.tr

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa değişikliğine ilişkin halkoylaması geride bırakılmakla, hepimizin şahit olduğu pek çok hukuki ve siyasi tartışmayı da beraberinde getirdi. Bize ayrılan köşenin hakkını vermeye çalışarak bu tartışmaların, özellikle YSK kararının yalnızca hukuki boyutunu ele alıp, yine hukuki çerçevede bir değerlendirme yapmaya çalışacağız.

Hukuk devleti olmanın en büyük ve en temel şartı “hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi”dir. Bu ilkeye göre, kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (Anayasa Mahkemesi 26.12.2013 gün ve E.2013/67, K2013/164).

Hukuk normlarının belirli olmadığı ve dolayısıyla hukuki güvenlik ilkesinin de bulunmadığı bir yerde, kişilerin devlete olan güven duygusu da azalacaktır. Gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gerekse Anayasa ile güvence altına alınan hakların korunabilmesi ve hayata geçirilebilmesi için devlet, bireylerin hukuka olan inançlarını korumakla mükelleftir. Bireylerin bir hukuk normuna aykırı davrandıklarında ne gibi bir yaptırım ile karşı karşıya kalacaklarının önceden bilinmesi gerekir. Tıpkı hukuki bir uyuşmazlığa uygulanan çözüm yollarının, bu uyuşmazlık karşısında taraflara sunulan hak ve yükümlülüklerin, yine birebir aynı olan diğer bir uyuşmazlık karşısında da aynı çözüm yollarının ve aynı hak ve yükümlülüklerin taraflara sunulması gerektiği gibi. Aksi halde, az önce sözünü ettiğimiz belirlilik ilkesi dikkate alınmamış olacağından hukuki güvenlik ilkesinden de söz edilemeyecektir.

Hukuki güvenlik ilkesinden söz edebilmemiz için,

1.Devlet faaliyetlerinin önceden görülebilir ve tahmin edilebilir olması şarttır.

2.Devlet faaliyetlerinin önceden hukuk kurallarıyla belirlenmiş olması şarttır.

3.Hukuk düzeninde mümkün olduğunca istikrar sağlanması şarttır.

Saymış olduğumuz bu hususlar doktrinde de kabul edilmiş ve sosyal bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

Gelelim YSK kararına …

YSK, 16 Nisan günü vatandaşın oy kullanma süreci devam ettiği sırada yaptığı açıklama ile üzerinde mühür bulunmayan oy pusulalarının ve zarfların da geçerli sayılacağını açıklamıştır.

Ne var ki 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun uyarınca, üzerinde mühür bulunmayan oy pusulalarının ve aynı şekilde mühür bulunmayan zarfların geçerli sayılamayacağını, sandıktan üzerinde mühür bulunmayan zarfın çıkması durumunda zarfın içeriğine bakılmaksızın geçersiz sayılarak ayrı bir yerde toplanması gerektiğini belirtmektedir.

Kanunun buna ilişkin hükmü emredici nitelikte olup, aksi kararlaştırılamaz.

Bunun yanı sıra, YSK Yurtdışı İlçe Seçim Kurulu’nun 2017/404 sayılı kararı ile oy pusulalarının ve zarfların üzerinde mühür bulunmaması halinde bunların geçersiz sayılacağına dair karar verilmiştir. Yasaya uygun ve asıl uygulanması gereken bu karar yalnızca yurtdışından gelen sandıklardan çıkacak olan mühürsüz oy pusulaları ve zarflar için verilmiştir.

YSK, aynı seçim hakkında iki farklı ve birbirine tamamen zıt kararlar alarak belirlilik ilkesini hiçe saymıştır. YSK, almış olduğu bu kararla kanunun emredici hükümlerini çiğnemiştir. Bireylerin devlete ve adalete olan duygusunu zedelemiştir.

YSK, uyguladığı keyfiyetin gerekçesi olarak bireylerin oy verme hakkına sahip çıktıklarını ve hiçbir oyun hiçe sayılmamasını sağladıklarını belirtmiştir.

Peki, kanun hükümleri bu kadar açık ve net olmasına rağmen niçin aynı olaya ilişkin iki farklı ve birbirine tamamen zıt kararlar verilmiştir?

Hukuk düzeninde istikrar sağlanması esas iken niçin bariz bir çelişki içine girmiştir?

YSK vatandaşın oy verme hakkına titizlikle sahip çıktığı gibi her bir vatandaşın hukuki güvenliğinin de sağlanması konusunda aynı titizlikle davranmalıdır.

Aksi halde hukuk devletinden söz edebilmemiz mümkün olamayacaktır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X