Ata’ya mektup
Gülçin ERŞEN...

Ata’ya mektup

Bu içerik 270 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Canım Atatürküm,

Bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı buruk bir sevinçle kutluyoruz ... (Egemenlik artık ulusta değil; çocuklarımızın geleceği karanlık görünüyor...)

Bizler senin 20’inci Yüzyıl’ın başlarında, tüm olumsuz koşullara karşın, önce bir avuç kişiyle, sonra vatan ve özgürlük aşkıyla yanan halk ile tarihe yazdırdığın destansı savaşı hiç unutmadık, unutmayacağız. Daha harekete geçtiğin ilk gün; boynunda idam fermanıyla, yurdun dört bir yanına gönderdiğin “Çağrı”, Erzurum - Sivas Kongreleri ve 23 Nisan 1920’de topladığın Büyük Millet Meclisi ile tüm halkın onayını alarak, Kurtuluş Savaşımıza ve yeni bir devlete meşruiyet (resmiyet ve legallik) kazandırdın. Senin çaktığın o ilk kıvılcım, tüm yurda umut ışığı oldu ve tüm eskimiş, köhneleşmiş kurumları, düşmanları yakan, yurdu aydınlatan, yürekleri ısıtan özgürlük, bağımsızlık ateşini tutuşturdu.

Savaş bitince, yıllarca saltanat sürenlerin kötü yönetimi ile yokluk, yoksulluk, geri kalmışlık, cehalet içindeki halkı, ülkemizi kalkındırmak; Türkiye’yi çağdaş uygarlığa, hattâ bazı açılardan onun ilerisine (Kadına birçok Avrupa ülkesinden önce siyasi haklarının tanınması gibi) taşıdın. Saltanatın, gücün, iktidarın keyfini sürmek yerine; ölene dek durmadan çalıştın, çabaladın; ülkenin ekonomik, toplumsal, siyasal, teknolojik, eğitim, bilim, sağlık alanlarında ilerlemesi için... Hem de yurt içinde, iç ve dış kışkırtıcıların da etkisiyle ayaklanan, suikast girişimlerinde bulunan vatan haini, yobaz, demokrasi ve Türkiye düşmanlarının yoğun, sistematik uğraşılarına karşın.

(Amerika’da yazar ve çizerlerin genelde güdüleme, propaganda, ticari amaçlı yarattığı uyduruk süper kahramanlar da kimmiş? Sen benim biricik gerçek kahramanımsın!)

“Gençliğe Hitabe”n ne güçlü bir öngörüymüş!

Çocukluğumuzda ezberlediğimiz, sonrasında yıllarca okumadığımız “Gençliğe Sesleniş”inde söylediklerinin bir bir gerçekleştiğini gördük... Senin, Şehit ve Gazilerimizin, atalarımızın emanetine sahip çıkmak, Cumhuriyetimizi korumak için elimizden geleni yaptık... Yapacağız! Umutsuzluk, karamsarlık ve yılgınlığa kapılmaya hakkımız yok! Vatan için, çocuklarımız için, ülkemiz için -Ama tek bir kişi ve onun yandaşları için değil- “Damarlarımızdaki soylu kan”ın topraklarımızdaki şehit kanlarıyla karışmasına razıyım. Çünkü, daha önce bir yazıma başlık yaptığım gibi; “Benim vatanım ve evladımdan değerli bir şeyin yok!”

Geçmişte seni sevmeyenler, kıskananlar olmuştur. Özellikle son 10-15 yıldır, sen, annen, baban hakkında çirkin yalanlar uydurup, bunu gerçekmiş gibi yayma cüretini gösterenler, sana hakaret ve nankörlük edenler, benim gözümde Peygamber’e aynı şeyi yapanlarla eşdeğerdir. Çünkü sen, Allah’ın Türk halkına yolladığı (ve aynı dönemlerde sömürge altındaki mazlum uluslara da örnek olmuş) bir lütuf ve nimetsin. Biz, küçücük çocukken, nimete nankörlük edenin “taş olacağını” öğrendik... “Nurlar içinde yat” demiyorum; çünkü ben senin sırf nur olduğunu gördüm. O gün, bana verdiğin öğütler aklımda. Sözümü tutacağım. Sen rahat ol. Asıl rahatsız olması gerekenler; çıkarcı, suistimalci, riyakar, nankör, yalancı, kalleş, vicdansız, satılmış vatan hainleridir! Asıl korkması gerekenler onlardır. Ama, belli ki içlerinde zerrece Allah korkusu taşımıyorlar.

Canım Atam, seni örnek alarak, Allah’a ve kendimize güvenerek, inanç ve sabırla, erdemle, tüm yurtta ve dünyada barış ve gönenç içerisinde yaşamak ülküsünü, umudunu gönlümüzde taşıyoruz.

Seni özlem, sevgi ve saygıyla anıyorum.

Işıklı ellerinden öperim.

 

Milyonlarca Kızından Biri

Gülçin ERŞEN

(21 Nisan 2017 – Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X