İnsan Hafızası Biriktirir!
Fikret ÇOBAN...

İnsan Hafızası Biriktirir!

Bu içerik 379 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Toplum olarak bizim temel sorunumuz, insan insana konuşamamamızdır.

 

Öyle olduğu için, araya bin bir türlü, ama insandan üstün olmayan, fikir, siyaset ve inanç ayrılıkları girdiğinden ve bir zamandan sonra bu ayrılıkların belli kavram ve değerlerle üstü örtülmeye başladığı için, konuşmak hepten imkansız hale geliyor.

Aslında her şey basit, çekin siyasileri aradan insanı insanla, doğayla, kendisiyle baş başa bırakın, bakın o zaman çözülmedik sorun kalıyor mu?

Benim ne sorunum olur her gün karşılaştığım, selamımı esirgemediğim insanla, hangi partiye oy verirse versin, kendisini nasıl tanımlarsa tanımlasın … Yani günlük yaşamda insan olmanın masumiyeti her durumdan daha güçlüdür .

 

Zaten insan dediğimiz varlık, canlı bir tarih hafızasıdır.

Geçmiş gelecek arasında yön arayan ya da yönü zamanında bulunmuş, bununla yetinen, rahatsız edilmek istenmeyen bir varlıktır.

Yeri geldiğinde bir yanlışla bir ömür geçiren, bununla mutlu olarak bu dünyayı terk-i diyar eden masum bir varlıktır.

Yani doğru olduğunu bile düşünse, muhtemelen aklından öyle geçiyor bile olsa hakikatı erteleyen, vesvese ile ömür tüketen bir varlık olması, onun kötü olduğu manasını bize vermez.

Zamanında Ece Ayhan, ‘insanın kötü değil ama kötülük üreten bir kötülük merkezinin olduğu’nu söylemişti.

‘Bu tür insanlar her yerde var ve çıkarları onları buluşturur’ gibi bir şeyler söylemişti.

 

İnsan bir kez isyan etse, hepten yeter artık dese, sorun bitecek bile olsa isyan etmeyen insanı, benim gibi düşünmeyen insanı yanlış görme hakkım yok ki benim, sizin de yok.

Çünkü insan hafızası canlı bir tarihtir.

Doğru ya da yanlışı bilir ama o an kurulu düzenin ihtiyacı onun ihtiyacı ile buluşmuşsa; senin yaptığın, çıkardığın sesleri tıkırtıdan ibaret görebilir.

Nietchze diyor ya, “insan bilmek isteyen değil daha çok inanmak isteyen, görmek değil de duymak isteyen bir varlıktır.”

 

İnsan hafızası yaşananı biriktirir, işte bu biriken, resmi yazıcıların yazdığı bir tarih değil o biriken tarihte gerçeklik kurgu değil sadece gerçektir. Yalanı riyakarlığı kabul etmez.

Yaşadım çünkü, ben yaşadım.

50 yaşına gelmişim, ne biriktirdim. Biriktirdiklerim canlı birer tarih, yazılan tarihten daha gerçek.

Tarih yazıcıları istedikleri gibi yazabilirler. Olanı değil olmasını istedikleri gibi gösterebilirler. Ama benim canlı hafızam her şeyi kaydetti.

Onun için resmi tarih yazıcılarının yazdıkları bir tarafta benim canlı hafıza tarihim onun yanında duruyor, gerçekler unutulmasın diye !

 

Demek istediğim, bu toplumda müthiş birikmiş bir canlı hafıza tarihi var.

Kimin ne yazdığı neyi nasıl pazarladığı hangi yalanı doğru gibi verdiği saçmalıklarını elinin tersiyle itecek, sayılmayacak kadar çok geçmiş ve canlı tarih biriktiren insan kitlesi var.

Bu biriktirme, bu kültürel kodlanış, insandan insana devredecek. Belki de bu canlı insan hafızasının giderek çoğalması, konuşması, yazması, itiraz etmesi, demokratik yaşamın güvencesi olacaktır.

 

Demlenmiş Sözler ...

Bazen yaşamın o kadar içini görebiliyorum ki, birden doğrulup çevreme baktığımda, kimsenin yanımda olmadığını ve bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görebiliyorum!

 

Nietzce Ağladığında

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X