Okulum, Köy Enstitüleri 77 Yaşında!
M. Cafer METE...

Okulum, Köy Enstitüleri 77 Yaşında!

Bu içerik 440 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Bütün canlılarda olduğu gibi, yeryüzünde yaşayan insan topluluğunun birçok şeye ihtiyacı vardır. Hayatta kalabilmek için su, hava ve gıda maddelerine ihtiyaç olduğu gibi, sosyal hayatının gelişmesi, dünyada gelişen teknoloji, ilim, bilim ve reformlar karşısında geri kalmamak için eğitim, öğretim ve bilim ve kültür öğrenmeye ihtiyacı bulunmaktadır.

Dünya ülkeleri, eğitim, öğretim, ilim, bilim ve teknolojiyi geliştirirken, bizler çeşitli nedenlerle geri kalmış ve Batı’nın reform hareketlerini görememiş veya görmemize engel olunmuş. Başka bir deyişle görmemiz istenmemiş. Ancak; gelişen dünya koşulları yıllar sonra bizi buna zorlamıştır.

Osmanlı Padişahı İkinci Mahmut, 1848 yılında Öğretmen Okulları’nı açmış, 1912 yılında Kastamonu Milletvekilinin, Köy Ziraat Teknisyenleri yetiştirmek üzere Osmanlı Mebusan Meclisi’ne vermiş olduğu önerge gündeme alınmayıp köylümün modern ziraat yapması önlenmiştir.

Ebedi şefimiz Mustafa Kemal Atatürk 1935 yılında Milli Eğitim Bakanı Sayın Saffet Arıkan’dan, eğitim öğretim konusunun bir an önce ele alınıp tahakkuk ettirilmesini, bunun için bir proje geliştirilmesini ister.

Bakan Saffet Arıkan, “Bu güzel yurdun bozkırlarını yeşillendirmek, yeşilliklerin çiçek açtığını görmek, gülmeyen çocukların yüzlerini güldürmek için okuma yazma öğretmek beni mutlu edecektir” demişti.

Atatürk’ün istediği projeyi hazırlamak, tahakkuk ettirmek için Bakan Arıkan, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’a olayı aktarır bunun için gerekli çalışmanın yapılması emrini verir.

Sevgili halkım, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yanan ışık nasıl ki Anadolu’yu aydınlatmış, işgal altındaki güzel yurdumuz düşmandan temizlenmiş ise Atamızın ikinci ışığı ile gülmeyen yüzlerin gülmesi, açmayan güllerin açması, bozkırların yeşillenmesi devri başlamış oldu.

Yolu, suyu, okulu, camisi, elbette doktoru, ziraatçısı, veterineri olmayan köylerime ışık gelecek, halkım bilgilendirilecek, emeğin karşılığı alınacak, iptidai şekilde yaptığı çalışmaları bilinçli bir şekilde yapacak, sosyal ve kültürel çalışmalarla kendine güvenen bir neslin yetişmesi için geleceğin yolu açılmış oluyordu.

Bunun için önce sekiz ay süreli Eğitmen Kursları açıldı. Bu kurstan mezun olup köylere giden eğitmenlerimiz köylüm tarafından sevildi, sayıldı ve başarılı oldular. Halkım ve öğrenciler yeni önderleri, eğitmenleri çok sevdi. Bu ‘Eğitmen Kursları’nı sonucu klasik eğitimden iş eğitimine geçiş olan Köy Öğretmen Okulları izledi. Deneme okullarının başarısı her kesimi memnun etti. Bakanlığın geliştirdiği projenin artık tahakkuk safhasına geçilmesi zamanının geldiği sırada, ülkem büyük bir yasa boğuldu. Kurtarıcımız, Başöğretmenimiz, Cumhurbaşkanımız, Atamız Mustafa Kemal Atatürk vefat etti. Bunun üzerine yakın arkadaşı, Bakan Saffet Arıkan üzüntüsünden Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istifa etti. Yerine Hasan Ali Yücel atandı. İsmail Hakkı Tonguç yeni bakana istifa dilekçesini verdi. Bakan Yücel Tonguç’a, “Birlikte çalışacağız, projeyi birlikte tahakkuk ettireceğiz, göreve devam” dedi.

Netice itibari ile 17 Nisan 1940 yılında 3803 sayılı Köy Enstitüleri kanunu mecliste toprak ağaları, yobazlar ve bazı politikacıların, köy çocuklarının okumasını ve köy kalkınmasını istemeyenlerin itirazına rağmen kabul edildi. Cumhuriyet tarihinin en önemli konusu olan eğitim uygulaması, araştırmacı köy enstitüleri resmen açılmakla beraber köy kalkınmasının önü açıldı.

Köy enstitülerinin önemi birçok eğitimci yazarlar tarafından çeşitli zamanlarda ifade edilmekle beraber bizzat yaşatıldı.

Sayın Vural Savaş şöyle söylüyor: “Ben her 17 Nisan günü köy enstitüleri hakkında yazı yazmaktan ve konu hakkında konuşmaktan zevk duyuyorum.”

Ayrıca Sayın Vural, köy enstitüleri, köylüyü, Türklüğü Atatürk’ü, devrimleri, vatanı, milleti tanıtmakla kalmayıp kitap, orman ziraatta yenileşmeyi, modern ziraat için öncülük yapmakla beraber okuma oranını % 5’lerden % 95’lere çıkmasını sağladığını belirterek, Avrupa’nın hasta adam dediği Türkiye’nin ayağa kalkıp atağa geçmesini sağlamıştır demektedir.

Köy Enstitüleri: Halkın yapıcı, yaratıcı, çare bulucu, çalışma, öğrenme, öğretme hayatına vesile olmuştur. Öğrendikleri zanaatı köyüne götürmüş, sanatkarlar yetiştirmiş, yardımlaşma duygusu usulüyle köylerimizin kalkınmasına yardımcı olmuştur.

Köy Enstitülerinin yetiştirdiği öğretmen, sağlık memuru, köy ebeleri; faaliyetleri, siyasiler, yobazlar ve toprak ağaları tarafından işlerine gelmediği, rantları kesildiği ve köyde artık eskisi gibi at oynatamadıklarından dolayı istenmeyen kişiler olarak vasıflandırılmış ve köy enstitüsü öğretmen ve sağlık memurlarına komünist damgasını vurmuşlardır.

Köy enstitülerini, dünya anladı amma biz anlayamadık. Bakınız Amerikalı Eğitimci J. Devvey, köy enstitüleri için net söylüyor: HAYALİMDEKİ OKULLAR.

F.Kırkbynin: Türkiye’de eğitim sorunlarının çözümü olarak köy enstitülerini düşünün, Türkiye’nin yabancı eğitimciye ihtiyacı yoktur.

Bize kapattırılan köy enstitülerini bugün Amerika kendisi uygulamakta.

Sevgili halkım: Ülkemin kalkınması, halkımın okuma yazma öğrenmesi, ilim, bilim, irfan sahibi olması için açılan Köy Enstitüleri, maalesef siyasilerin ikbal, bağnazların rant kavgası, toprak ağalarının, ağalık sevdası uğruna kapatılmıştır.

Bir misal vereyim: Doğu Anadolu’da bulunan toprak ağalarından Van Milletvekili, halkın kendisine eskisi gibi itibar etmemesi ve saygı göstermemesi sonucu, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e gider ve “Doğu Anadolu’dan milletvekili çıkmasını istiyor musun” der, Menderes de “tabii ki” der.

Vekil şöyle sürdürür: “Öyle ise köy enstitülerini hemen kapatın, yoksa önümüzdeki seçimde Doğu’dan hiç milletvekili çıkaramazsınız!”

Yapılan pazarlık sonucu köy enstitüleri 1954’te kapatıldı.

Köy Enstitülerinin kapanması ile uygulamalı eğitim kaldırılıp yerini klasik eğitime bıraktılar.

Sevgili halkım, Köy Enstitüleri devam etseydi, ülkem bugün gelişmiş dünya ülkeleri arasında yerini alıp söz sahibi olacaktı. Ne cemaat, ne PKK, ne FTÖ olmayacaktı. Terör, anarşi nedir bilmeyecek 15 Temmuz olayını yaşamayacaktık. Ağalar, beyler yobazlar, politikacılar, haçlılar birlik olup kapattılar köy enstitülerini.

Yazık ettiler.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X