Her şeyimiz Partilileştiriliyor
Dursun GİRGİN...

Her şeyimiz Partilileştiriliyor

Bu içerik 208 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Kıştı, yaştı, yağmurdu, seçim sıkıntısı, geçim sıkıntısı derken nihayet fakir günleri geliyor, ama yine de çok sevinmememiz gerekir. Çünkü zenginler, daha doğrusu tuzu kurular her yerde ve her zaman huzurlu oluyorlar. Mesela yaz geliverse ne olacak; fakir işçi, çiftçi, emekli yazın o kavurucu sıcağında ekmek peşinden koşarken, zenginlerimiz de alacak çoluk çocuğunu gidecek Antalya’ya, Bodrum’a, Kuşadası’na, Marmaris’e, Fethiye’ye. Bakacak keyfine. Ya fakir ne yapsın? Onlar da seçimden seçime türlü vaadlerle kandırılacaklar. Olmadı bir daha, bir daha derken bir de bakmışsın bir sela sesi. Can kulağıyla dinliyoruz. Falan köyden falan kişi vefat etmiştir, cenazesi falan camimizde kılınacak cenaze namazından sonra ebedi istirahatgahına gönderilecektir. Ahlar vahlar derken Türkiye’deki yaşama şartları böyle.

Özellikle şunu hemen belirteyim, helalinden kazanıp da helalinden eğlenebilenlere hiçbir sözüm yok. Olamaz da. Benim sözüm haramzadelere ve her defasında da onların bin bir türlü hilelerine kanan zavallı insanlarımıza. Daha doğrusu kapitalizm zihniyetine var gücüyle destek olan sözde fakirlere.

Evet dostlarım, bizim toplum olarak ne Hollanda’ya, ne Almanya’ya, ne Fransa’ya ne de ABD’ye hiç mi hiç kızmaya hakkımız yok.

Nedeni şu: Ağzı açığın malını gözü açık yermiş.

İşte Türkiye’nin hali de bu partili cumhurbaşkanı, partili asker, partili yargı, zaten partili zenginlerimiz vardı. Partili medya, partili televizyonlar ama bir şeyi duymamıştım; partili fakirleri de gördük. Hamd olsun.

Şu son anayasa oylama sonuçlarına bakınca şaşıp kaldım. Niye mi dersiniz?

Mesela İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya gibi yerler hep hayır demesine rağmen nerede geri kalmış bölgeler varsa evetçi çıktı. Eh bunun da tek bir izahı olur. O da şu: şimdi de partili fakirlerimiz çoğaldı.

Bana kalırsa bu millet kölelik düzenini çok sevmiş olmalı ki daha da fakirleşmenin yollarını arıyor. Oysa bu ülkenin çok değerli varlıklarını yabancı ülkeler sömürüyor. Ama halkımız bir türlü bu gerçekleri göremiyor.

Örneğin seçimde hep yollar köprüler anlatıldı ama hiçbir Allah’ın kulu çıkıp da ‘arkadaş bu yollar kimin parasıyla yapıldı. Bu yolların gelirleri nereye gidiyor?’ diyen olmadı ve olmayacak da.

Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır.

Peki kaçta kaçımız bu ülkenin gidişatı hakkında yetkililerine soru sordu. Örneğin tarımımız bitti bitecek, hayvancılığımız bitti bitecek. Sanayimiz zaten yok. Kaldı geriye bir turizm. Onu da yerli yersiz ülke liderlerine efelenerek bitirdik.

Peki şimdi ne olacak?

Etmeyin eylemeyin dostlar, ben ne iktidar düşmanıyım, ne de muhalefet şakşakçısıyım. Benim görevim, doğru ve güzel olan her şeyi desteklerim ama kötülükleri de göz göre göre alkışlayamam.

Ha, biz bunları dile getiriyoruz da Türkiye düzelecek mi? Elbette ki hayır. Ben üzerime düşeni yapayım da. Tıpkı karınca misali. Gerisi Yaradan’a kalmış.

Evet dostum, sen sen ol sakın ha haram lokmaya meyil dahi gösterme. Şayet bilerek haram yersen, bil ki ömrün boyunca hacılara gitsen, umrelere gitsen de o bütün insanlık aleminin çok özlediği cennetin kokusunu dahi duyamazsın.

Onun için dostum, ille de ölüm var ölüm.

Bir an önce eğer varsa üzerinde kul hakkı, tövbe et. Özellikle de hakkını yediğin kişiyi biliyorsan, ondan helallik al.

Vallahi gardaş benden söylemesi. Gerisi senin bileceğin iş.

Sonuç olarak diyorum ki, yüce Allah kıyamet gününde sadece insanoğluna sorgu sual soracaktır.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Haydi dostlarım hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X