İslamiyet neden yanlış anlaşıldı? / 1
Mehmet SARI...

İslamiyet neden yanlış anlaşıldı? / 1

Bu içerik 336 kez okundu.

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi

İnanç dünyasının yanlış anlaşılması ve uygulanmasının Kur’an dışı bir din oluşturduğunu, Aydınlık Savaşçısı (rahmetli) Yaşar Nuri Öztürk ileri sürmektedir.

Öztürk, 3 Mart 1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanununun aksine imam hatip okullarının din bilim lisesi veya ilahiyat lisesi yapılması ile yanlışlığın başladığını belirtiyor.

Ama esas İslamiyet’i yanlış anlama ve uygulama Osmanlı döneminde medreselerle karanlık üretmekten ileri gelmiştir. Medreseler çağa cevap vermiyordu ... “Verseydi, Osmanlı İmparatorluğu yıkılmazdı” diyor Yaşar Nuri Öztürk.

“1960’larda siyasal İslam zuhur etmiş ve böylece imam hatip okullarını bitirmiştir” diyor Yaşar Nuri Öztürk ve şöyle sürdürüyor: “İmam hatip okullarını amaçlarına uygun hale getirmek ve iyi din görevlileri yetiştirmek gerekirdi.” Yani, “Kur’an-ı tam ve noksansız anlama ve uygulamaya ihtiyacımız var” diyor.

“İşte bu yapılmayınca tarikat ve cemaatler İslamiyet’i yanlış uygulamaya başlamış” diyor.

“İmam hatip okulundan çıkan, iki cümle Arapça ile tam tevhit üzerine konuşamaz. Bunların arkasında namaz kılınmaz. Ayrıca bunlar Atatürk diye laikliğe vuruyorlar. Laiklik diye Atatürk’e vuruyorlar. Aslında cumhuriyete vuruyorlar. Neredeyse, Türkiye’nin din devletine dönüştüğünü söyler gibi Müslümanlar dinlerini rahatça yaşayamıyor diyenler çıkıyor. Türkiye’de öyle ise dünyanın hiçbir yerinde yok demektir. Acaba bunlar din deyince neyi anlıyorlar? Kur’an’ın getirdiğini tam bilmiyorlar ki iddiaları vicdan dışı, Kur’an dışıdır. Ki Diyanet İşleri Başkanlığı’na 2003 yılında ayrılan bütçe 890 trilyon Lira. Diyanet bu sebeple Müslümanları aydınlatacağı yerde aydın Müslümanları rahatsız eden hurafelere prim veriyor. Bu böyle sürüp giderken kalkıp Türkiye’de halk dinini özürce yaşayamıyor diyecekler. İnsanlık mıdır bu?” diyor Yaşar Nuri Öztürk.

“Siyasal İslamcılığın en uç adamları bugün Türkiye’nin en ileri derecedeki bürokrasisinin başında oturuyorlar. İkinci cumhuriyet diye kitap ve söylemlerinde bakın ne istiyorlar? Şikayet edeceklerse; dinin yerine sahtesinin konuşulmasından, dinin siyaset ideolojisine dönüştüğünden, cumhuriyet değerlerinin hurafe dini adına yeni bir sistem ve devlet oluşturmaya yönelik faaliyetlere araç yapıldığından şikayet edilebilir. Dinde baskı var diye bu ülkede kimsenin bir tek cümle söyleme hakkı yoktur” diyor Yaşar Nuri Öztürk.

“Şirk, yani Allah’a ortak koşmak bu da tarikatlar yoluyla tarikat şeyhleri, medrese imamları, türbeler, dinci cemaatların ekip başları, hatta siyasal islamın birçok öncüsü; Allah ile insan arasında aracı konumunda oldukları için şirkin tezahürleri halindedirler. Bakın şu islam dünyasında Kur’an-ı değişik alfabelerle yazabiliyor, yüzlerce dile tercüme edebiliyor. Ama kutsallaştırılmış bazı cemaat şeyhlerinin risalelerinde bir virgülü yerinden oynatamazsınız. Basit bir sadeleşme yapamazsınız. Bu, şirkin en katıksızı değil de nedir?

‘Bu duruma düşen zihniyetin iflahı ve insana iyilik yapması mümkün olabilir mi?’ diyor Yaşar Nuri Öztürk.

(Devam edecek)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X