‘Kültür Adamı’ olmak kolay değildir!
Dursun GİRGİN...

‘Kültür Adamı’ olmak kolay değildir!

Bu içerik 201 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Ben bugün ‘kültür adamı nasıl olmalı?’ konusuna yeni bir boyut getirerek, çok değerli kültür dostlarımın bilgisine sunmak istiyorum.

Şöyle ki; geçen hafta Cumartesi günü bir telefon geldi. İzmir Ege Üniversitesi Konservatuar Bölümü öğretim görevlisi çok değerli dostum Atabey Hoca, “Dursun amca, müsait isen eğer Pazar günü sana ziyarete geleceğim” dedi. Ben de birçok işlerime rağmen bu güzel dostuma zaman ayırdım ve dedim ki “Hay hay hocam.”

Neyse, hocam geldi. Evimin küçücük bahçesinde güzel bir röportaj yaptık. Bir ara dedim ki “Bak hocam, gerçek kültür adamı olabilmek öyle basit bir olay değildir” dedikten sonra “mesela” deyip “sözüne, özüne, gözüne ve de sazına hakim olamayan kimse asla kültür adamı olamaz” diye sürdürünce, hemen kapalı olan kamerayı yeniden açtı ve “Dursun Amca şu söylediğin kültür adamı olabilme sıfatlarını bir daha ifade eder misin?” deyince, “hay hay” dedim ve Bektaşi kültüründe eline, beline, diline sahip çıkamayan asla gerçek manada Alevi olamaz derlerdi eski atalarımız, onun gibi, şimdi de ilk defa böyle bir cümleyi, yani gerçek kültür adamı olabilmenin dört şartını anlatınca Atabey Hoca defalarca teşekkür ederek, sohbetimize devam ettik.

Şimdi de böyle güzel sıfatları içerikleriyle çok değerli kültür dostlarımla paylaşmak istiyorum.

Çok mükemmel bir kültür adamı nasıl olmalı?

İşte bunun cevabı, sazına hakim olacaksın. Sözüne sadık olacaksın. Sazını özünle birleştireceksin. Keza gözüne de hakim olacaksın ve en önemli yeri de işte bu: gördüğünü unutmayacaksın.

Keza kimsenin kazancında gözün olmayacak.

Özellikle de, yıllarca seninle çalışan arkadaşlarının hakkını yemeyeceksin.

İşte bu saydığım dört değerli sıfat, bir kültür adamında aranan en güzel sıfatlardır. Keza bir Muhtar Dursun farkını diğer roman müzisyen dostlarımız içinde hemen görmek mümkündür.

Aslında daha birçok güzel sıfatlar da var. Güler yüzlü olmak ve gördüklerini, duyduklarını kamuoyuyla paylaşmak. Yani yazıyla sözle anlatabilmek. Herhalde çok da kolay olmasa gerek.

İşte bugün böylesine zorlukları aşarak Dibekdere’nin dününü bugününü yazılarla, sözlerle ve dahi sazımızla her yerde anlatıyoruz. Ha, bu arada çok değerli Atabey Hocamla kısmet olursa Ege zurnacıları ve davulcuları adlı bir kitap yazmak istiyoruz. Tabii ki böyle bir eserin yüzde seksenini herhalde Dibekdere oluşturur diye düşünüyorum.

Yani demem o ki değerli dostlarım, bugün gerçekte de hani derler ya doğruluk, dürüstlük çok önemli.

İşte, kültür adamıyla diğer normal müzisyenler arasındaki fark da böyle bir şeydir.

Elbette ki ben bütün bunları yazıp çizerken, diğer müzisyen dostlarımı kırıp dökme gibi bir art niyetle asla söylemiyorum.

Bakınız, bugün itibariyle Dibekdere’de, Selimiye’de, Aydın Germencik’te birçok değerli üstatlarımız gelip geçtiler. Ama böylesine güzelim bir baba-ata mesleğine sahip oldukları halde ne yazık ki bu kültürü yeterince tanıtılmamış, yeterince de halkımıza sevdirememişler.

Oysa bugün zurna adına festivaller yapılıyor olması dahi bence bir övünç kaynağıdır.

Demem o ki sevgili dostlarım, umarım gelecek kuşaklarımız içinde de bir Muhtar Dursun daha çıkar da en azından çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan güzel Milasımız gerçek kültür adamlarının da çoğunlukta olduğu bir kültür şehri olur inşallah.

Haydi dostlarım, hoşça kalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X