İki lafın beli
Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ...

İki lafın beli

Bu içerik 280 kez okundu.

düşünen ayna ... / Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ

Yabancı bir dizi izliyorum. Diyaloglar almış başını gidiyor adeta makinalı tüfek.

Telefonda, yüzyüze, bir mahkeme salonunda, bir haber merkezinde, bir gazete yazısında, hastanede... Her yerde insanlar sorular soruyor bir cevap bekliyor ve tabii ki cevabı net hatta ayrıntılı bir şekilde alıyorlar. Karşılığının dinlenildiği diyaloglar ile ilişkiler şekilleniyor. Senaryoda diyaloğun akıcılığı veya her neyiyse bunu sağlamak için sorulara çok çok özen gösteren senaristlerin gerçekliklerini sınamak istiyorum.

Soru sormak, öğrenilmesi gereken bir şey.

Zorluğu tartışılmaz.

4-5 satıra sığacak uzunlukta sorular sorabilmek için yenilmesi gereken kaç fırın ekmek olduğunu hesaplamak istemiyorum.

Basit olduğunu savunanlar ya da ben sorarımcılar sadece toplamda 100 kelimeyle konuşanlar.

Çıkarım yapılası cevapları almak için soru sorma yetisinin gelişkin olması gerekli.

Okuyup da akılda kalanlardan atıf yapmak konu hakimiyeti için birebir.

Atıf yapmak için okumak, okumak için de alışkanlık olması şart bu durumda.

Kaç kişi gerçekten öğrenmek için soruyor?

Kaç kişi sorulan sorulara cevap vermek için gerçekten donanımlı?

Bu yetilere sahip olmayan insanların diyalogları -haber programları ve talk-showlar başta olmak üzere- izleyenlere baygınlık veriyor.

Hele yerli diziler ve söz kesenler, hep kendi konuşanlar derneği üyeleri, çekilecek dert değil.

Büyük şehirlerde insanların insanlardan kaçtığı bir dönemde yaşıyoruz.

Saat sormak için bile yanına yaklaşıldığında adımlarını hızlandıranlar var. Böyle bir iletişimsizlik işte.

Toplumsal mutluluktan bile bahsedemediğimiz dönemde kim soru sormak için çaba göstersin ki soru kelimelerimizi bile unutmuşken?

Şimdilerde ‘ne yaptın?’ diye soruyoruz ve bitiyor.

Bu muhteşem (!) sorunun içinde nasılsın, işler nasıl gidiyor gibi merak soruları gizli ama biz kısa yoldan sormak için soruyoruz. Sığ bir hayat anlayışı.

İnsanları tanımak için onlara soru sormak gerekir.

Zor değil. Adın ne, yaşın kaç, nerelisin, çalışıyor musun?... İşte tıkanılan an.

Daha ne sorulur ki diye düşünenler olabilir.

Bu basit soruların bile cevaplarını dinlemediyseniz böyle düşünmeniz normal.

İletişim yanıtlarda gizli yani.

Atmosferde kaybolmayacak, havada kalmayacak sorular ve cevaplar silsilesi için stokçuluk gerek.

İletişim koridorları labirent kıvamına geldikçe, diğer bir deyişle stoklar arttıkça diyaloglar keyif verici hale gelecek inanın …

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X