Gelecek Hayallerimizdedir …
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Gelecek Hayallerimizdedir …

Bu içerik 348 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ kekocabasgmail.com

“Hayallerinizi kovmayınız; çünkü onlar gittiler mi belki siz kalırsınız, ama artık yaşamıyorsunuz demektir. Mark Twain”

 

30 Mayıs 2017 Salı günü Dokuz Eylül Üniversitesi DESEM salonlarında Karabağlar Rotary ve DEÜ-Köy Enstitüleri ve İsmail Hakkı Tonguç Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (KETAM) birlikte düzenlediği “Cumhuriyet ve Bilim” başlıklı bir etkinliği vardı. Konuşmacı da “Oyuncak Müzesi”nin Kurucusu Sayın Sunay Akın’dı. Daha çok orta öğretim öğrencisinin katıldığı etkinlikte, etkinlik öncesi KETAM’ın hazırladığı “Türkiye’nin Geçmişindeki Yarın: Köy Enstitüleri” Fotoğraf Sergisi de özgün bir Cumhuriyet kazanımının görsel tarihi olarak duvardaki panolardaydı.

 

Şair, Yazar, Gazeteci, Araştırmacı, Tiyatro Oyuncusu ve TV programcısı, Kültür adamı Sunay Akın, 12 Eylül 1962 tarihinde Trabzon’un Maçka ilçesinde doğar. 10 yaşında geldiği İstanbul’da Lise öğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde, yüksek öğretimini İstanbul Üniversitesi Fiziki Coğrafya Bölümü’nde tamamlar. 23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıl boyunca dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, yıllardır hayalini kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi’ni İstanbul Göztepe’de gerçekleştirir.

 

Sunay Akın, konuşmasının büyük bir bölümünde ekrana yansıyan görsellerle “Hayal etmek, Cumhuriyet, Okul ve Öğretmen” ekseninde konuşarak dünyada hayal eden insanların başarılarından örnekler verdi. Orta öğretim öğrencileri ve diğer konuklarla diyalog şeklinde gelişen konuşma, öğrenciler tarafından ilgiyle izlendi.

Sunay Akın’ın konuşmasını izlerken eğitimin tanımını tekrar düşündüm. Evrensel pedagoji, eğitimi; “Çocuğun doğuştan getirdiği yetenekleri ortaya çıkaran, özgürleşme ve toplumsallaşma süreçleri” olarak tanımlıyor. Sunay Akın’ın konuşmasından sonra eğitimin tanımına çocukların “hayallerin gerçekleştirildiği süreç” şeklinde bir ekin de yapılabileceğini ve Türk eğitim sisteminin bu evrensel tanımın neresinde olduğunu düşündüm.

Çağdaş okul, aklı ve bilimi referans alan, nitelikli eğitim yapan, çocuğun kendisini keşfetmesi sağlayan okuldur. Çağdaş okul, çocuğu sanatla, kitapla buluşturan onu ulusaldan evrensel dünyaya taşıyan okuldur. Okullarımız bu çağdaş okul tanımının neresinde?

 

Aladağ’da Süleymancıların yurdunda yanarak ölen 11 kız öğrencimizin yargı süreci yeni başlıyordu, onları düşündüm toplantıda. Onlar Toroslar’ın yoksul dağ köylerinden koparak eğitim hakkı için kasabaya gelen halk çocuklarıydı ve okul hayalleri vardı. Cemaatın hayali çocuğun doğuştan getirdiği yetileri nasıl bastırırız, çocukları nasıl dindar yetiştiririz, onları nasıl tek tip haline dönüştürebiliriz idi. Çocukların hayallerini yok eden akıl ve bilimden uzak cemaat yaklaşımı Aladağ’da 11 kız öğrencimizin canına mal olmuştu.

Sunay Akın konuşurken düşünüyordum. Yaşama merhaba diyen her çocuk değerli ve her çocuk farklı farklı yetilerle dünyaya merhaba diyordu. Her çocuk, potansiyel bir zenginliğe sahipti. Bu çocuklar yetilerini nasıl dışarı vuracak? Nitelikli bir eğitim ve nitelikli öğretmenle… Türkiye, günümüzde bir akıl tutulması yaşıyor. Dindar kuşak yetiştirme adına çocuklarımızın doğuştan getirdiği yetileri ortaya çıkaran nitelikli bir eğitimi, sanat ve kültür ortamını çocuklarına sunamıyor, veriler, gözlemler bu yargımızı doğruluyor. Bırakın çocuklarımızı, 11  - 12 yaşında soyut işlem dönemine geçtikten sonra din eğitimi ile ilgili seçmeli dersleri alsın. Bilimin ve pedagojinin evrensel değerleri bunu söylüyor.

Sunay Akın, konuşması sırasında kız öğrencilere çocukluğunuzda oyuncak bebekleriniz, erkek öğrencilere de oyuncak tabanca-tüfek var mıydı? diye sordu. Çocuklar da el kaldırdı. Nazilerin iktidara gelişleri ve SS kıtaların oluşması örneğini vererek günümüzde kadın cinayetlerinin arkasında bebeklik-çocukluk döneminde oynanan oyuncaklara işaret etti. Çocukluk döneminden başlayarak çocuklara sanat-kültür ve kitapla haşır neşir olmalarının önemine işaret etti.

Konuşma, hayal edenlerin yaşam öyküleri örnekleriyle devam etti. İlk kez aya gidişle ilgili hayallerin ve daha sonra gerçekleşmesi süreci, ilk uçağın ancak 70 santimetre yükselebildiği ve bugün ise uçağın hayatımızda nasıl yer aldığını, hayal kuran insanların geleceği yaratabileceğinin örneklerini verdi. Osmanlı’da müzik ve resmin sadece sarayda olduğunu, Cumhuriyetin ise sanatı ve kültürü tüm topluma yayarak halkla buluşturduğunu ifade ederek Cumhuriyet vurgusu yaptı. Cumhuriyetin temelinin akıl ve bilim olduğunu ifade ederek, ancak akıl ve bilimle hayal kurulabileceği gerçeğinin altını çizdi.

Sunay Akın, konuşmasının son bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmayı hayal ettiğini, bu gerçekleşirse İstanbul’u heykellerle donatacağını, Haydarpaşa Garı’nı tekrar işlevsel haline getireceğine vurgu yaptı. Haydarpaşa Garı’nın Anadolu’dan İstanbul’a gelişin kapısı olduğunun önemle altını çizerken İstanbul işgal altındayken Haydarpaşa Garı’nda Mustafa Kemal’in ifade ettiği “Geldikleri gibi gidecekler” sözünün nasıl gerçekleşen büyük bir hayal olduğunu belirtti ve çocuklara, “Paranızın yarısıyla kitap alınız, okuyunuz, sanatın içinde olunuz” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Konuşma Haydarpaşa Garı ile bitmişti. Nazım Ustanın “Memleketimden İnsan Manzaralarında” “Haydarpaşa garında / 1941 baharında / saat on beş. / Merdivenlerin üstünde güneş / yorgunluk ve telâş / Bir adam  / merdivenlerde duruyor / bir şeyler düşünerek… / Denizde balık kokusuyla / döşemelerde tahtakurularıyla gelir / Haydarpaşa garında bahar. / Sepetler ve heybeler / merdivenlerden inip / merdivenleri çıkıp / merdivenleri tutuyorlar” dizeleriyle Anadolu insanın İstanbul’a gidiş öyküsünü dizelere taşır.

 

Teşekkürler Sunay Akın… Bizim de aydınlık ve demokratik bir Türkiye hayalimiz vardı. Bu hayalin gerçekleşmesi dileğiyle …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X