Gençliğin haline çok üzülüyorum!
Dursun GİRGİN...

Gençliğin haline çok üzülüyorum!

Bu içerik 75 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba!

Göz göre göre bir nesil yok oluyor. Nasıl mı?

İşte izahı: Kahvede, handa hamamda, yolda yolakta, cep telefonu öyle bir hastalık haline gelmiş ki, maşallah bu hastalık bu milleti dünyevi ve uhrevi olarak felakete götürmek için yeter de artar bile. Elbette teknoloji çok güzel bir şey ama gel gör ki bizim bu güzelim aracı dahi yüzde seksenimiz yanlış kullanıyoruz. Peki bunun sorumlusu kim? Elbette ki devlet. İşsiz güçsüz gençlik ne yapacak? Sabahın köründen gece yarılarına kadar elinden cep telefonunu bırakmayan gençlik her yönden göz göre göre yok olup gidiyor.

Dostlar, bu gençlerin vebali, inanın bu gençleri bu hale getirenlere yeter de artar bile. Kahveye geliyorum herkes bir köşeye çekilmiş habire gülüyor. Öyle anlar oluyor ki, kimisi yerinden fırlayıp kalkıyor heyecandan. Doğrusu merak ettim. Bu gençler neden bu kadar duygusuz hale geldi diye. Birkaç kişiyi şöyle göz ucuyla izledim. Dedim ki eyvah!

Bu gençlerin çoğu evli, barklı dostlarım. Bence yazık, hem de çok yazık. Ey dindarlığı kimseciklere bırakmayan AKP’liler, işte görün eserinizi de öğünün. Yahu bu ülke neden bu hale geldi. Hani işyerlerimiz, hani fabrikalarımız? Oysa Avrupalı bir gencin bu tür işlere ne zamanı var ne de tenezzülü. Misal, adam sabah erken kalkar. Günlük yürüyüşü ve sporunu yapar ve işine koşar.

Peki Türk gençliği ne yapıyor? Sabah uyanır uyanmaz elinde cep telefonu ve sonuç malum. Gece yarılarına kadar habire cep telefonu ...

Bütün olaylara bizzat kendim şahit oluyorum. O nedenle bu acı gerçeği tüm insanlıkla paylaşmak istiyorum.

Değerli dostlarım, bence bu bir hastalık galiba. Lütfen hepimiz çok ama çok dikkatli olmak zorundayız. Elbette ki bütün bunları yazıp çizerken sakın ola ki benim teknolojiye karşı olduğum anlamını çıkarmayın. Aksine herkesten çok böyle bir teknolojiye benim ihtiyacım var. Örneğin düğün yerinde zurna çalıyorum. Böyle bir güzelliği tüm dostlarla anında canlı yayınla paylaşırım. Bu sayede de reklamımı yapmış olurum. Ancak madalyonun diğer yönüne gelince işte beni de kahreden bu ya… Mesela yıllardır Avrupa’nın hep kötü yönlerini alıp kullanmışız. Halbuki eğer Türk Milleti olarak bugüne kadar Avrupa’nın teknolojisini alıp kullansaydık, inanın bugün kahve köşelerindeki o gencecik yavrularımız o güzelim yıllarını boşu boşuna geçirmezlerdi.

Yani demek istiyorum ki, başta bu ülkeyi idare eden siyasetçiler geliniz bu gençliğe iş imkanı yaratın. Böylelikle de bu güzelim gençliğin işten güçten vakit bulup da başını dahi kaşıyabilecek zamanı kalmasın ki hem güzelim ahlaki değerlerimiz yok olmasın, hem de ülkemizin genç insan gücü on para dahi değeri olmayan abuk subuk işlerle uğraşmasınlar. Örnekler o kadar çok ki ...

Mesela kahveye giriyorsun. Selam verip oturuyorsun. Kahvenin içinde 20 kişi varsa 15’i cep telefonuyla meşgûl. Ve sonuçta ne senin selamını alan var, ne de hal hatır soran, hoş sohbet eden var. O zaman da sormak istiyorum. Ey gençlik! Nereye gidiyorsun. Evlat, sen abur cubur işlerle uğraşırken bak şu güzel ülkende neler oluyor. Bilmem daha fazla söze gerek var mı? Bence bakınız. Önümüze hayırlı bir ay geldi. Mübarek Ramazan Ayı’nın yüzü suyu hürmetine ... Bundan yararlanın, hem kendimiz kazanalım, hem de ülkemize bereket gelsin.

Haydi benim güzel dostlarım, Ramazan ayınız mübarek olsun. Gerek ülkemiz için gerekse tüm İslam Alemi için hayırlara, güzelliklere ve dahi sevgi, saygı, hoşgörülere vesile olsun inşallah.

Hoşçakalın, dostça kalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X