Ne yapacakmışız zeytinlikleri?
A. Kemal KAŞKAR...

Ne yapacakmışız zeytinlikleri?

Bu içerik 679 kez okundu.

soru/yorum - A. Kemal KAŞKAR

Pop müziğimizin ünlü sesi Tarkan, zaman zaman ülkemizin gündemine ilişkin görüşlerini dile getirir.

İyi de yapar.

Ama bu paylaşımları ‘iktidar sahipleri’ni rahatsız eder. Niye ki?

Bırakın bir yurttaş olarak fikrini, duygu ve düşüncelerini paylaşsın değil mi?

Ne var bunda!

Geçtiğimiz haftanın ortalarında, yine birdenbire önümüzde bulduk o konuyu …

15 yıllık AKP iktidarının sıradanlaşan bir muamele tarzı olaraktan ve giderek daha asap bozucu hale gelen ‘SÜRPRİİİİİZ!’ yöntemiyle burnumuzun dibinde bir ‘kanun tasarısı’ buluvermiştik yine …

Konu hakkında henüz ‘ilk okumalarımız’ı yapmaya başladığımızda, “Sanayi, Ticaret, Enerji, Bilim ve Teknoloji Komisyonu” o tasarıyı görüşmeye başlamıştı bile:

“Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı” … Breh breh breh!..

Ve bu tasarının, sevgili zeytin ağaçlarımız için “idam fermanı” niteliği taşıdığı yönünde, bir yurttaş olarak benim de paylaştığım görüşler dile getirilir oldu ve bu eksen üzre bir tartışma başladı doğallıkla ...

Başta Ziraat Mühendislerinin Odaları olmak üzere konunun uzmanlarından zeytincilere, TBMM’nin içinden ve dışından ve de ‘Komisyon’un içinden çok sayıda muhalif siyasetçiden, ayrıca yüksek ve içtenlikli çevre duyarlılığı sahibi yurttaşlarımıza kadar çok renkli bir tablo içinde hep birlikte bir ‘savunma hattı’ oluşturuverdik kısacık sürede …

Bu rengahenk tablo içinde yer alan isimlerden biri de Tarkan’dı.

Tarkan, twitter hesabından, #zeytinağacınasadakat etiketiyle şu paylaşımda bulundu:

“Bir ülkenin en büyük nimeti, değeri onun doğasıdır. Zeytin ağaçları Anadolu’nun hazinesidir, belleğidir. Rant için zeytin ağaçlarına kıymayın.”

Ne güzel değil mi!

Bence Tarkan, daha önce de birçok kez yaptığı gibi çok faydalı bir iş yapmıştı yine.

O’ndan keyifle dinlediğimiz bir şarkı söylüyormuş gibiydik ki; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün sesi duyuldu:

“Tarkan’ın zeytinlikleri mi varmış, ne yapacakmış zeytinlikleri? Tarkan’ın şarkılarını seviyoruz. Tarkan şarkılarını söylesin” ...

Soruya bakar mısınız: “Ne yapacakmış zeytinlikleri?”

Başka da bir şeycik yazmaya gerek yok belki ama …

Bir iki soru daha mırıldanıp toparlamak istiyorum.

Sayın Bakan, bu konuda tepki vermek, görüş bildirmek için zeytinlik sahibi olunması şart mıdır! Zeytinliğimiz yoksa, Anadolu’nun zeytinleri ile ilgili olarak aklımızdan süzülüp dilimizin ucuna gelen fikrimiz ‘geçersiz’ mi sayılacaktır? (‘Mühürsüz’ oyların bile ‘geçerli’ sayıldığı sevgili ülkemde böyle bir ‘geçersizlik hali’ nasıl mümkün olabilir!?)

Tarkan örneği üzerinden devam edelim: Peki sayın Bakan, Tarkan, hangi konularda fikrini söyleyebilir bu şartlarda? Yani Tarkan’ın hangi konulardaki fikirleri muteberdir sizce? Örnekse, tasarınızı desteklese, yine ‘zeytinlik sahibi olma şartınızı’ öne sürüp karşı çıkar mıydınız? Bu arada, hangi zeytinciye bu tasarı hakkında görüşünü sordunuz?

Yurttaş olmaktan kaynaklanan ‘söz söyleme hakkımız’ı mesleklerimizin ilgi alanıyla ya da sahip olduklarımızla sınırladınız da bizim mi haberimiz olmamış?

Örneğin ben, diyelim ki ‘milletvekili maaşları’ ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapsam, siz çıkıp da “Kemal Kaşkar’ın milletvekili maaşı mı varmış, ne yapacakmış milletvekili maaşını” mı dersiniz acaba?

Acaba sizi yanlış mı anlamış bulunuyoruz?

Eğer öyle ise, sizi nasıl anlamamızı istersiniz?

Yoksa sizi anlamaktan vaz mı geçmeliyiz? Bu konuda fikir beyan etmemiz de uygun değil midir yoksa?

Ne dersiniz sayın Bakan? Ne yapalım?

Ne desek uygundur acaba?

Susup otursak daha mı iyi sizce?

Bu kadar da demokrasi fazla mı?

Ne kadarı fazla? Ne kadarı iyi?

Ülkemdeki zeytin varlığını tehdit edeceğini düşündüğümüz bir yasa tasarısına karşı çıkmak için bazı koşullara sahip olmamız gerektiğinin öne sürülmesi, aklıma bakın neler neler getirdi. Bir zamanlar, ismi lazım değil, şu Milas’ın içinde biri: “CHP’yi eleştirmek için CHP üyesi olmak gerekir” şeklinde özetlenebilecek bir cümle kurmuş ve o an itibariyle “akan sular durmuş”tu! Bu durumda örneğin iktidarı eleştirebilmek için ‘iktidar olmak’, iftar yemeklerine katılmak için de ‘oruç tutmak’ gerekir!.. Böylesi örnekler çoğaltılabilir …

Oysa, yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle oluşturduğumuz tarihsel, sosyal, siyasal, kültürel farkındalıklarımız ve farklılıklarımız kapsamında bu gibi ön şartların ileri sürülmesine hiç mi hiç gerek yoktur ... En azından ‘ustaca’ değildir.

Bu vesileyle sevgili yurttaşlarıma “Hayırlı, Sağlıklı Ramazanlar” dileklerimi de ileterek noktalamak istiyorum.

Kendimizin, kentimizin, ülkemizin, dünyamızın geleceğini kurmak-korumak-kurtarmak için, özellikle üzerimize vazife olmadığı düşünülen, öyle olduğu varsayılan, öne sürülen konulara burnumuzu sokmalıyız ki ‘ortak akıl çorbası’na hepimizin bir katkısı olsun! 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Erdem Özkan     0000-00-00 Her zaman guzel yazılarınız... Teşekkürler
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X