Zeytin?
Metin SALMAN...

Zeytin?

Bu içerik 265 kez okundu.

Metin SALMAN

Zeytin, Akdeniz havzasında yaşayan insanların tarih sahnesine çıktıklarından beri ağacından, dalından, yaprağından ve de meyvesinden faydalandıkları bu ölümsüz ağaç! Son günlerde, Abdürrahim Karakoç’un deyimiyle:

“Dineğri papazı, maça birlisi,

Müslüman Arap’ın yüzü kirlisi,

Haşarat cinsinin en zehirlisi,

İki ayaklı yılanlardan ne haber?” dediği insanoğlu denilen bir güruhun saldırısına uğramış bulunmaktadır. Bu saldırıya karşı zeytinin kendisini koruyabilecek hiçbir savunma silahı yoktur. Çünkü saldırı, kendisini koruması gereken hükümet kanadından gelmektedir. “Sanayinin geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı” denilen bir gece yarısı baskını ile zeytinlikler talana açılmak istenmektedir.

İktidara geldikleri 2002 Kasım’ından bu tarafa sanayi desteklemek şöyle dursun, uyguladıkları ekonomi politikaları ile birçok sanayicinin ve sanayi kolunun batmasına sebep olmuş bir hükümetin, şimdi: “Yerli sanayiyi ayağa kaldıracak, üretimi, yatırımı artıracak üretim reform paketi” olarak bu tasarıyı ileri sürmesi ne kadar doğru ve inandırıcıdır? Bu getirdikleri tasarıdaki benzeri hükümler olmadığı için mi yerli sanayi bugüne kadar ayağa kalkamadı.

Bu tasarı (ki, bir kanun tasarısının hazırlanması sırasında takip edilmesi gereken aşamaları izleyerek tasarının sonuçlandığını sanmıyorum) bu haliyle yasalaşırsa, birilerine zeytinlikleri yağmalama ve talan etme imkanı verecektir.

Bu tür tasarılarla, Türkiye topraklarının yağmalandığı ve tarım topraklarının tarım dışı amaçlarla kullanımına imkan verildiği görülmüştür.

Bu tasarı bana, memuriyet hayatımda verilen bir görevi hatırlattı.

Sanayi Bakanlığı’nda Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanı olduğum yıllarda, ikinci defa Sanayi Bakanlığı’na getirilen Türkiye’de sanayinin duayeni olarak kabul edilen Sayın Mehmet Turgut bana bir konuda araştırma görevi verdi. Kendisinin ilk sanayi bakanlığı yıllarında yapılmasına izin verdiği birçok büyük sanayi yatırımının yerinin yanlış seçildiği ve bu seçim sonucunda birinci sınıf birçok tarım toprağının sanayi yatırımlarına ayrılmasından Türk tarımının zarar gördüğü ileri sürüldüğünden konunun araştırılması için beni görevlendirdi.

Araştırılması ve cevabının bulunması istenilen sorular şunlardı:

1-Söz konusu sanayi tesisleri için ayrılan alan kaç dekar?

2-Burada kurulu olan fabrikaların ekonomiye katkısı ne kadar?

3- Buralarda fabrika kurmasa idik de mesela buğday, başka bir tarım ürünü veya meyve üretse idik bunların ekonomiye katkısı ne olacaktı?

Pek tabiidir ki böyle bir araştırmanın sonucundan tarım ürünleri lehine bir sonuç çıkması beklenemezdi. Nitekim de öyle oldu. Ancak bu sonuç o fabrikaların kuruluş yerlerinin doğru seçildiği sonucunu vermekte idi. Çünkü herhangi bir sanayi tesisi, biraz daha pahalı alt yapı harcaması ile tarıma daha az elverişli herhangi bir araziye kurulabilir.

Ancak her toprakta tarımsal üretim yapılamaz.

Unutmamak gerekir ki insanlar açlıklarını fabrikanın ürettiği çimentoyu yiyerek gideremezler! Onlara, karınlarını doyurmak için gıda maddesi gerekir. Onun için şu anda bakan olan Faruk Özlü, zeytinliklere ve diğer tarımsal alanlara musallat olmaktan vazgeçmelidir.

Zeytin, meyvesinden insanlık için çok değerli ve faydalı meyve suyu elde edilen bir meyve ağacıdır. Bu ağaca ve tarımsal alanlara kim zarar vermek istiyorsa ona karşı çıkmak Tarkan gibi, her vatanseverin hakkı ve vatandaşlık görevidir.

Sayın Bakan Özlü, bu böyle biline!..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X