Yapısal Sorunlarımız – 2
Raşit CENGİZ...

Yapısal Sorunlarımız – 2

Bu içerik 139 kez okundu.

Bana göre de ... / Raşit CENGİZ

Rahmetli Bülent Ecevit, “Atatürk ve Devrimcilik” isimli kitabında, “Ben tutucunun tutucu kalmasından değil, devrimcinin tutuculaşmasından korkarım” demişti.

Bu, değişmemenin, değişememenin, değiştirememenin korkusuydu.

Bu, bugün hızla değişen ve değiştirilen siyaset koşullarında başarısız olmak, atıl kalmak demektir.

16 Nisan’dan sonra tersyüz edilen siyaset koşullarında siyasi partilerin ayakta kalmasının tek yolu, yeni koşullara uygun değişimi kendi içlerinde başarabilmeleridir.

Benim partim buna hazır mı?

Yapısal sorunlarımız yüzünden, sanmıyorum.

Geçen yazımda bu sorunlardan ilk ve en önemlisinin “örgütsüzlük” olduğunu dile getirmiştim.

İkincisinin de “muhalefetsizlik” olduğunu düşünüyorum.

Siyasi partilerde değişim ya liderin öngörüsü ile ya da parti içi muhalefetin talep etmesi, yol önermesi ile olur.

Liderin öngörüsü değişik nedenlerle zaman içinde tıkansa da, muhaliflerin muhalefeti partiyi güncel kılar, devrimci yapar.

Benim partimde muhalefet ne durumda?

Yok!

Olanlar, sadece parti için iktidar adayları.

Aynı yol, aynı yöntemlerle “bir kere de biz olalım” derdindeler.

En yakın çevremde bunun böyle olduğunu biliyor, yukarıya gittikçe böyle olduğunu gözlüyorum.

Başlamış olan kongre sürecinde göreceksiniz.

İlçe başkan adayları hem kendi adlarına, hem de birlikte olacakları il başkan adayları adına, belki de pazarlıkta elleri güçlü olsun amacı ile, delege atamak veya atattırmak çabasına dalacaklar.

Son geceye kadar yönetim kurulu listeleri hazırlanmayacak.

Yönetim kurulu üye adayları ile ilkesel tartışmalar olmayacak, yönetim yöntemleri konuşulmayacak.

“Kervan yolda düzelir, düzelmese de olur” alışkanlığı devam edecek.

Hiçbir aday, hangi yanlışı nasıl düzelteceğini anlatmayacak.

İşler, arı kovanının oğul vermesi gibi içgüdüsel yürüyecek.

Kimse de onlardan başka türlüsünü istemeyecek.

Muhalefet sadece aday olanlar değil, olanları yanlış, yersiz ve yetersiz bulan herkestir.

Parti üyesi veya oy verendir.

Yıllardır partisine oy verip kahır çekendir.

Onların muhalefet adına söylediği tek şey “bununla da olmuyor!” cümlesi.

Oysa; sorun kişi değil yöntemleridir.

Var olan yöntemleri veya yöntemsizliği kınamak, yeni yol ve yöntemler önermek, parti içi muhalefetin var olma nedenidir.

İlçeyi yönetmeye aday olduğumda delegelere, “partiyi başka türlü yöneteceğim “diye mesaj çekmiştim.

“Nasıl?” diye soran hiç olmadı.

Kongrede dinlemeye tahammül eden de.

Kızan çok olmuş, sonra öğrendim.

Bana kendini anlatmaya gelen bir milletvekili adayımıza, partimizin kötü yönetildiğini uzun uzun anlattığımda, sabırla dinlemiş, hiç tepki vermemişti.

Bunu, “eşeğin ayağının topal olduğunu ben de biliyorum, herkes böyle binip bir yerlere gitmiş, sıra bana gelince mi tedavi için zaman kaybedeceğiz” olarak algılamıştım.

Özet olarak demem o ki;

Partimin parti içinde iktidar olan örgütü olmadığı gibi, görevini yapan muhalefeti de yok.

Keşke biri bana kızıp tersini ispat etmek için tartışma açsa …

Maalesef, bugüne kadar o da yok.

(08.06.2017)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X