Zeytin dallarındaki dolarlar?
Metin SALMAN...

Zeytin dallarındaki dolarlar?

Bu içerik 343 kez okundu.

Metin SALMAN

Son günlerde TBMM gündemine getirilen “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı” denilen bir torba tasarısının içine konulmuş ZEYTİN ve ZEYTİNLİKLERLE ilgili hükümler dolayısıyla kamuoyu ayaklanmış durumda.

Tasarının ismine baktığımızda bu tasarının amacının:

1-Sanayinin geliştirilmesi,

2-Üretimin desteklenmesi amacını güttüğünü düşünebiliriz. (Gerçi tasarının içine görüşmeler sırasında profesörlere çift maaş ödenmesi piyangosu düşmüşse de kısmet işte!)

Böyle bir niyeti (Sanayinin geliştirilmesi ve üretimin desteklenmesi ) tarihsel açıdan inceleyelim.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinden sonra, ilk yıllardan itibaren o yokluklar içindeki ülkede sanayi tesislerinin kurulması ve geliştirilmesi için çeşitli destekler sağlanmıştır.

Bu tür yatırımları yapacak olanları desteklemek üzere Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuş ve müteşebbislere gereken finansman sağlanmaya çalışılmıştır.

Bu desteklere rağmen yeterli sermaye birikimi olmamasından dolayı istenilen sonuç alınamayınca büyük sanayi yatırımlarını devlet kendisi gerçekleştirmek zorunda kalmıştır.

1929 yılında 1. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulamaya konulmuş ve dünyadaki 1929 büyük ekonomi krizine rağmen başarılı bir şekilde uygulanarak, son yıllarda iktidara gelenlerin sata sata bir türlü bitiremedikleri Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları kurulmuştur. (Sümerbank, Etibank, Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri, SEKA, Türkiye Şeker Fabrikaları ve benzerleri.)

İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı da uygulandıktan sonra 1939 yılında çıkan 2. Dünya Savaşı dolayısıyla bu uygulamaya son verilmek zorunda kalınmıştır.

14.05.1950 tarihindeki seçimden sonra iktidara gelen DP iktidarı sırasında da Türkiye Sanayisinin gelişmesi için teşvikler verilmiştir. Sanayiye verilen teşvikler 27.05.1960 ihtilalinden sonra, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden yapılandırılması sonucu daha bir zapt-ü rapt altına alınmış, devletin planlama çalışmalarını yürütmek üzere Devlet Planlama Teşkilatı kurularak, onun tarafından hazırlanan BEŞER YILLIK KALKINMA PLANLARI ile hangi sektörlerin destekleneceği belirlenerek kaynak israfının önlenmesine çalışılmıştır.

Yapılan beşer yıllık kalkınma planlarından genel olarak SANAYİ BAKIMINDAN GERİ KALMIŞ BÖLGELERİN kalkınmasına öncelik verilerek, o bölgelere yapılacak sanayi yatırımlarının desteklenmesine önem verilmişse de bu konuda istenilen sonucun alınabildiğini söylemek mümkün değildir. İstenilen sonucun alınamamasının çeşitli sebepleri vardır.

Devlet Planlama Teşkilatı kurulduktan sonra Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde verilen teşvikler ve bu teşvikler sonucu o bölgelerde yapılması gereken sanayi yatırımları, onların bölgeye sağlayacağı istihdam verilerine bakılıp, bunlar gerçek durumla karşılaştırıldığında bu teşviklerin nasıl sonuçsuz kaldığı açıkça görülecektir.

Yukarıda açıklandığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulduğundan beri toprakları üzerinde yapılacak sanayi yatırımlarını mevzuat çerçevesinde destekleyecek her türlü kararı almış ve uygulamıştır.

Peki! Sanayii geliştirecek ve üretimi destekleyecek her türlü yasal imkanlar mevcut iken şimdi bu: “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’na neden ihtiyaç duyulmuştur?

Bunun adı “Kanun Tasarısı” olduğuna göre hükümet tarafından hazırlanmış olmalıdır. Hükümet tarafından hazırlanmışsa, konuyla ilgili (Resmi-Sivil) bütün tarafların görüşünün alınmış olması gerekir. Çünkü bir “KANUN TASARISI”nın olgunlaşması için takip edilecek yol budur. İlgili taraflardan gelen görüşlerden sonra tasarı olgunlaştırılır ve TBMM’ne sevkedilir.

Ancak bu tasarının yukarıda belirtilen kurallara uymadan Meclis’e sevkedildiği anlaşılmaktadır. Çünkü Komisyon’a geri çekilerek Tasarı’nın Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile diğer ilgili Bakanlıklar’ın görüşüne sunulacağı söylenmektedir. Yangından mal kaçırır gibi bu kadar acelecilik niyedir? Bu kadar ciddiyetsizlik olamaz!

Tasarı bu haliyle kanunlaşırsa zeytinlikler ve diğer tarım alanları sanayi yatırımı ayaklarında birileri için talana açılacaktır. Kimdir o birileri?

Çocukluğumdan hatırlıyorum, 1950’li yılların başında Türkiye’de ilk margarin piyasaya çıktığında, sanki bir marifetmiş gibi tereyağından vazgeçerek ekmeğimize büyüklerimiz tarafından margarin sürüldüğünü.

Şimdilerde de insan sağlığı için anne sütü değerinde olan zeytinyağından vazgeçerek, çeşitli ithal yağları yedirmek için yapılan gayretleri göz ardı etmemek gerekir.

Bu iktidar sahipleri her şeyi maddiyatla ölçmek anlayışındadırlar. Onlar için her şeyin maddi değeri vardır. Öyle olmasa idi halen sanal Başbakan olan Binali Yıldırım: “Zeytinlik mi önemli, yoksa oraya yapılacak tesis mi?” diye bir soru sorabilir miydi?

Tarımsal alanlardan, tarımsal üretim sonucunda üretilecek ürünlerin ekonomik değeri ile oralara kurulacak fabrikaların üretiminin ekonomik değerini karşılaştırarak bir sonuca varmak doğru bir değerlendirme olmaz.

Zeytin birçok faydaların yanında, insanlık için çok değerli bir meyve suyu elde edilen bir ağaçtır. İnsanların yaşamak için gıda maddesine ihtiyaçları vardır. Henüz daha fabrikasyon olarak üretilebilen bir gıda maddesi keşfedilmemiştir. Dünya nüfus artışına ve tarımdaki ürün artışına bakıldığında, yakın zamanda gıda maddelerinin en stratejik madde haline geleceği kaçınılmazdır. Unutulmamalıdır ki, hiç kimse kendisi için hayati önem taşıyan bir maddeyi hiçbir şekilde bir başkasına vermek istemez. Onun için sanayi yatırımı yapacağız diye (?) zeytinlikleri ve verimli tarım alanlarını talana açmak (Ne gelir getirecek olursa olsun) kuşların bile yapabileceği bir hata değildir. (Eğer kasıt yoksa?)

Sanayi tesisini tarıma elverişli olmayan herhangi bir arazide de kurabilirsiniz. Ancak tarıma uygun olmayan bir toprakta tarımsal üretim yapmak mümkün değildir. Bu getirilen tasarı, sırf birilerine rant sağlamak için getirilmekte olup, zeytinlik alanlarla zeytin üreticisine geri dönülemez zararlar verilecektir. AKP, zeytinle ilgili bu tasarıyı 7. defa meclis gündemine taşıdığına göre, burada bir art niyetlerinin olmadığı düşünülemez. Bu niyet nedir? Yoksa kendilerine oy vermeyen bu bölgelerdeki vatandaşları cezalandırmak mı?

Her ne kadar tasarının komisyona geri çekileceği söyleniyorsa da buna inanmamak lazım. Bu Atinalıların Truva savaşlarında uyguladığı Truva atı taktiği olabilir. Bir bakmışsınız gecenin tam sahur vaktinde bir gece baskını ile meclisten geçivermiş. Onun için uyanık olmak gerekir.

Zeytin ve zeytinliklere gelince? Birileri zeytin dallarında yaprak yerine yeşil dolarlar ve avrolar olduğunu söyleyip, birilerini buna inandırdığı sürece zeytine rahat yok!

Zeytin hep tehlikede’    Uyanık olalım!...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X