“Deniz İnsanları”
Gülçin ERŞEN...

“Deniz İnsanları”

Bu içerik 234 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Balıkçı, dalgıç, denizci, kaptan gibi ekmeğini denizden kazanan, aynı zamanda denizi ve işini seven, denizle bütünleşen kişiler için de; denizsiz yaşayamayan, denizi seyretmekten, kıyısında yürümekten, yüzmekten, dalmaktan, balık tutmaktan büyük keyif alan kişiler için de “Deniz İnsanları” tamlamasını kullanırım. Ben de bir deniz insanıyım. Zaten oğluma Deniz adını koymamın ilk nedeni bu (Bir de Deniz Gezmiş) …

Deniz kıyısında yaşayan, denizle ilgili bir iş yapan kişiler hakkında yadırgadığım şeyler var. Örneğin; ekmeğini denizden kazanan bir kişi denizi nasıl ve niye kirletir, denize ve deniz canlılarına niye zarar verir? Deniz kıyısında yaşayan bazıları için deniz, genelde hava atmalarına yarayan, güzel bir manzara oluşturan bir doğa parçasından başka bir şey değil. İşte bunlar “Deniz insanı” saymadıklarımdan…

Çocukken, henüz yürümeye başladığım zamanlarda Kumburgaz’da ayaklarımı yakan kumları, annemin beni kucaklayıp ağabeyimle kıyıya yakın demirlemiş bir sandala oynayalım diye bırakmasını hayal meyal anımsıyorum. Yüzmeyi 6 yaşımda Saroz Körfezi’ndeki Mecidiye Kampı’nda öğrendim. Çocukluk düşüm tüplü dalışa da 1999 Nisan’ında İzmir’de başladım (Aynı yılın Kasım ayı sonunda CMAS 3* Deneyimli Balıkadam Brövemi almıştım.) Türkiye’nin hemen hemen tüm denizlerinde, Güney Çin Denizi’nde (Tayland) dalış yaptım. Yüzerken ve dalarken, kurallara uyup hiçbir deniz canlısına zarar vermemeye özen gösterdim. Hem keyif amaçlı dalışlarda, hem de çevre temizliği etkinliklerinde suyun dibinden de yüzeyinden de çöp sayılacak türlü atıkları topladım. Bunun aksini yapan dalgıçlara da rastladım… Güllük’te de balıkçılık şirketi çalışanı, tekne turu düzenleyen ya da bu turlara katılan bazı kişilerin, plajda piknik yapan, denize girenlerin çoğunun çevre ve deniz temizliği konusunda pek duyarlı olmadıklarını görüyoruz… Oysa, havayı, doğayı güzelleştiren, pozitif enerji veren, rahatlatan, türlü nimetler sunan deniz olmasa ne yaparız? (Babamın görevi nedeniyle, Sivas, Diyarbakır, Sarıkamış, Ankara gibi yerlerde yaşayıp da yılda birkaç günlüğüne ya da haftalığına denize girebildiğim dönemlerde “Bana bir daha denize girip yüzemeyeceksin deseler, hemen ölmek isterim” dediğimi anımsıyorum.)

 

Keyif almak ve vermek

Denize tatile gittiğinizde ya da denize yakın bir yerde yaşıyorsanız, mutlaka tekne turuna katılın derim. Dalgıçlar için denizin altında uçmak nasıl büyük bir keyif ise, çeşitli koylarda kalabalıktan uzak, doğayla içiçe denize girmek, denize doğru uçma heyecanını tekneden atlayarak yaşamak da ayrı bir keyif.

Oğluma geçen yıldan söz verdiğimden; havalar ısınır ısınmaz, Kaptan Mehmet Dönmez ile üçüncü kez tekne turuna çıktım. Mehmet Dönmez, Güllük’te turistik amaçlı tekne turunu ilk düzenleyen, yaklaşık 30 yıldır bu işi yapan en deneyimli kaptan. Almanca ve İngilizce konuşabilmesi, Kaptanın eşi Gülçin Hanım ve oğulları Şefik’in, konuklarını nefis mezeleri de içeren öğlen yemeği, denizde meyve ve içki sunumu, akşamüzeri çay servisinin yanında, hoşça zaman geçirterek ağırlamaları, onlara müşteri kazandıran unsurlar.

Dönmez’in beğendiğimiz birkaç yönünü de yazmadan geçemeyeceğim. Sezon başında gittiği koylarda kıyıya vurmuş, çuval, halat parçası, ambalaj atığı gibi çöpleri toplayıp, kayaların arasında yaktığı bir ateşle temizliyor. Haber değeri taşıyabilecek görüntülerin fotoğrafını çekip, bana ileterek, haber yapılmasını sağlıyor. Adalarda yaşayan, secerelerini bildiği, isim koyduğu domuzları, teknede hazırlanan yemeklerin artıklarıyla besleyerek hem doğa canlılarına hem de çevre temizliğine katkıda bulunuyor.

Ben, artık akraba gibi yakın gördüğümden ve çevre konusundaki duyarlılığını bildiğimden Dönmez Tur’u tercih ediyorum (Adı kötü çağrışım yapsa da doya doya güneşlenmiş ve yüzmüş, moral ve enerji depolamış olarak sağ sağlim döneceğiniz garanti!)

(28 Haziran 2017 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X