“İyi ki varsınız Dibekdereliler”
Dursun GİRGİN...

“İyi ki varsınız Dibekdereliler”

Bu içerik 280 kez okundu.

Dostlarım merhaba.

Malumunuz Haziran ayı mübarek gün ve aylarımızdan biriydi. Hamdolsun bu güzel günleri de elimizden geldiğince, dilimizin döndüğünce ve dahi kul oluğumuzun bilinciyle en güzel şekilde geçirdik. Şimdi artık yaşayabilmek için çalışmak lazım. Birimizin değil hepimizin üretime katkımız olacak ki, hiç kimse kimseye yük olmadan, kambur olmadan yaşamını sürdürebilsin.

Durumu böylece özetledikten sonra, hani derler ya sadece gel dostum. İşte ben de öyle yapacağım. Dibekdere çok güzel bir köy. Niye mi?

Bakınız dostlarım, önümüzdeki günler düğün dernek günlerimiz. En azından eski düğünler gibi şen şakrak düğünlere hasret kalsak da yine de davulsuz, zurnasız olmuyor.

Dostlarım bu davul-zurna kültürünü de artık Türkiye’de nesilden nesile koruyabilen tek bir yer kaldı. O da Dibekdere Köyü.

Lafı çok fazla uzatmayacağım. Bayramın ilk günü iki zurnacı yavrumuz köy meydanında çok güzel bir davul - zurna şöleni yaptılar. İnanır mısınız, bir çok genç yavrumuz da şimdiki teknolojinin imkanlarıyla canlı yayınla milyonlarca insana davul - zurna ziyafeti verdiler. Bu arada da tabii ki bizim şu meşhur orgcu Hasan Acar da zurna-davula eşlik edince çok mu çok keyifli bir bayram yaşadık.

Dedim ki, ‘iyi ki varsınız Dibekdereliler’ ...

Evet benim güzel hemşerilerim, gerçekten de Küçük Dibekdere’de yeni yetişen yavrularımız arasında çok güzel zurnacı yavrularımız var. Ancak zurnada davulda kaliteye önem veren kaç kişi kaldı. Neredeyse ekonomik nedenler yüzünden bu insanlara yeterince sanatlarına özendiremiyoruz.

Örneğin, sıradan bir zurnacı çıkıyor ortaya. Piyasaları alt üst ediyor. Ve bu oluşumu da bazı insanlarımız kötüye kullanıyor. İşte bu yüzden de bugün Edirne’de, Kırklareli’nde, Lüleburgaz’da, Aydın Germecik’te, Manisa Turgutlu’da, Kırşehir’de artık yeni yetişen genç yavrularımız bu kültüre özenmiyorlar. Nedeni de maalesef eski ustalarımızın bugün yaşamakta oldukları hayat şartları. Artık insanlar kültürel kimlikleriyle insan gibi yaşamak istiyorlar. Onun için endişem odur ki, bu güzellikler bir gitti mi bir daha geri gelmez. İşte bu nedenle diyorum ki, geliniz gerçekten de sanatının ehli olanlarla olmayanları bir tutmayalım.

Bakınız sizlere bir dini hikaye anlatacağım.

Bir gün Hazreti Ali Efendimize biri gelir ve çok fakir olduğunu, geçinemediğini anlatır. Hazreti Ali Efendimiz de yerden bir avuç toprak alır bir dua okuyup o fakire verir. Aaa fakir kişi bir de ne görsün bir avuç altın. O esnada büyük bir sevinçle evine gider. Birkaç ay sonra tekrar gelir yine Hazreti Ali Efendimiz aynı duayı okur bu sefer fakir duayı iyice dinler ve ezberler. Bu sefer kendisi aynı duayı okumaya başlar ama nafile. Bir türlü toprak altın olmuyor. Yine bu fakir yollara düşer ve Hazreti Ali Efendimize ulaşır.

Der ki: Ya Ali, aynı duaları ben de okuyorum ama nedense şu toprak bir türlü altına dönüşmüyor. Bunun sebebi hikmeti nedir?

Hazreti Ali Efendimiz de der ki: Bak kardeşim toprak aynı, dua da aynı ama o duayı okuyan ağız aynı değil.

Yani bu kıssa ile şunu anlatmaya çalışıyorum: Zurnalar aynı ama her zurnayı aynı adamlar çalmıyor ki.

Onun için, geliniz herşeyde kaliteye önem veren dostlarım, gerçek kültür adamlarımızı koruyalım ve sahip çıkalım.

Bir şeyi kaybetmek kolaydır ama aynı şeyi arayıp da bulmak çok zor olur.

Bu duygu ve düşüncelerimle geçmiş bayramınızı kutlar, nice güzel günleri bizlere sağ salim ulaştırması dileğimle, Yüce Rabbimden dua ve niyaz eylerim.

Haydi hoşçakalın, dostçakalın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X