Tatil mi?
Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ...

Tatil mi?

Bu içerik 230 kez okundu.

düşünen ayna ... / Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ

Tatilin neden var olduğunu anlamakta çok zorlanıyorum bazen.

Yaptığınız işten bu kadar nefret ediyor olamazsınız. Madem nefret ediyorsunuz neden seçiminizi sevdiğiniz veya seveceğiniz bir başka işten yana kullanmadınız?

İllaki tatil, aman da tatil olsa da gitsek…

Neden ve nereye gidiyorsunuz? Çok çalıştığınız için mi?

Bir insan tatili neden ister ve neden sever konusu biraz karmaşık.

Tatil; alt tarafı eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen bir süredir ve ayrıca belirtmek isterim ki sayılı gün çabuk geçer. Bütün bir kış sadece 1 hafta veya bilemediniz 15 gün tatile gidebilmek için harıl harıl çalışmanın, geceyi gündüze katmanın, depresyona girmenin ne anlamı vardır allasen?

Anlamıyorum ve anlamak da istemiyorum.

Bikini, mayo giyebilmek için sağlıklarını kaybetmek uğruna adeta ölüm diyeti yapan kadınlar, baklavalarını çıkarmak için göbeklerini içeri çekme çalışması yapan erkekler, kışın da paltolarınıza sığabilmek için aynı çalışmaları yapmanızı öneririm.

Bronzlaşmanın bu kadar önemli görüldüğü ve hatta sadece ‘ah bi bronzlaşsam’ düşünce balonuyla tatil hayalleri kurulduğu çağımızın bazen gerisinde kaldığım hissi, bazen de ‘e ben tatil yeri insanıyım, geçtim o yollardan’ hissi içinde karmaşık duygularla izliyorum, gözlemliyorum insanları.

Yaş gruplarının ihtiyaç farklılıkları olduğu bir gerçek. Gençler barlara, bizden geçmiş diyenler yazlıklarda pineklemeye mahkum etmişlerdir kendilerini bence. Hal bu olunca genç tatilci nüfusu burunlarının diplerindeki tarihi eserleri kaçırıyor mesela. Sabaha karşı eve gelip öğleden sonra saat 4’te uyanıp aynı günü tekrar edip aman da ben tatile gittim, barlar, kızlar, erkekler, güneş, deniz, havuz konulu anlatımlarıyla sinir bozucu olmaktan çok, bana göre kafa şişirici bir hal alıyorlar.

Tatil tutkusu taşıyanlar yılın 350 günü yaşamaktan zevk almayan, mutluluk duygusundan yoksun bir ordudur ki denize girmenin tatil olduğunu düşünen bu insanlar kalan 15 günde mutlu oldukları düşüncesiyle sadece kendilerini kandırmaktadırlar.

Kişinin tatilin ne olduğunu öğrenmesi ve amacını kavraması başlı başına hayata bakış açısını ve duruşunu gösterdiğinden denilir ki “bir insanı tanımak istiyorsanız onunla tatile gidin”.

Tamamen arkasında olduğum bu söz, bana arkadaş kazandırmıştır ve mevcut olan arkadaşlarımı sildirmiştir.

Tatil, yazın kendi tuttuğun balığı yemektir, sabah 7’de kalkıp aileyle öğleye kadar yapılan kahvaltıdır, akşamüzeri deniz kenarında kitap okumaktır (dalga seslerinin rahatsız etmediği insanlara gıpta ediyorum bu konuda), çalışanlar için çamaşır, bulaşık, temizlik ve trafiksiz geçirilen süredir, gezmektir, asla klima önünde pineklememektir, yiyip içmek hiç değildir, imkanı olanlar için şehir şehir gezmektir.

Tatil, tatil dönüşü anlatacak bir şeyleriniz olmasıdır. Tatil anlatmak da bir maharettir, insanları baymadan, anlattığınız kişilerde de güzel duygular uyandıran noktaları tercih ederseniz o sohbet tadından yenmez diye düşünüyorum.

Hani “yediğiniz içtiğiniz sizin olsun, gezdiğinizi gördüğünüzü anlatın” diyenlere; “bir balık yedik… bir salata geldi… açık büfede tıkındıkça tıkındık… sabah kalktık elimizi yüzümüzü altın çeşmelerde yıkadık… bir alışveriş yaptık…” Ya da tam tersi; “havuz bir pisti… duş alamadık… kumun girmediği yerimiz kalmadı… kusuncaya kadar içtik… şekerim Roma’dan, Paris’ten vazgeçemiyorum…” cevaplarını verenler Allah’a yakın olun, diyecek bir şeyim yok.

Amerika’yı yeniden keşfetmenin lüzumu yok, her sene aynı yere gitmek benim açımdan tatil fikriyle bağdaşmıyor.

‘Biz orayı çok seviyoruz, püfür püfür esiyor’ diyen yazlıkçılar e bi zahmet mevcut ikametgahınızı oraya aldırıverin o zaman, sözde tatil yapıyorsunuz. Balkonda patates kızartınca (ev kokmasın, komşular yalansın!), etrafı silip süpürünce, gelen misafirlere yemek yapıp bütün yaz mutfak lavabosu önünde yaşamak zorunda kalınca tatil yapmış mı oluyorsunuz?

Kötü bir haberim var: Yazlığı olan siz, tatil yapan değilsiniz, tatil yapan gelen misafirlerdir.

Başka bir şey; illaki tatil için bulunduğunuz yerden bir başka yere de gitmek zorunda olmadığınızdır.

Akşamları balkon komşuluğu yapmak, perdeler uçuşurken bir kase dondurma eşliğinde film izlemek tatildir, çünkü hem eğlenceyi hem de dinlenceyi içerir.

Hatırlatayım; haftanın günlerinden olan Pazar günü, değerlendirmeyi bilenler için sezonu olmayan nadide bir hafta sonu tatil günüdür.

Zihin tatili, yurtdışı tatili, tur tatili, bayram tatili, kültür tatili vb. gibi çeşitleri olan bu süreleri en zevkli şekilde değerlendirmek çok göreceli olsa da belli başlı gerekliliklerini yerine getirmek bir zorunluluktur.

Şahsi düşüncelerim bunlardır, tatil deyip geçmeme, tatil için bütün yılı heba etmeme çabası içinde amacın 15 günlük yalancı mutluluk olmaması dileğiyle ve geç kalmış bir tatil yazısıyla hadi bakalım herkes tatile …

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X