Dağ başını duman almış
Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ...

Dağ başını duman almış

Bu içerik 252 kez okundu.

düşünen ayna ...    Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ

Önce bir ayak öne doğru, sonra diğer ayak öndeki ayağın yanından geçmek suretiyle diğerinden biraz daha ileri... Sonra döngü halini alan bu hareket seri bir şekilde tekrarlandığında ulaşılmak istenen hedefe doğru yönelip sonuca varılır.

 

Annem, babam karşımda, 1 yaşında ya varım ya yokum. Ellerinde salladıkları şekerler ve oyuncaklar ilgimi çekiyor. Bir an önce onlara ulaşıp şekerleri yemek ve oyuncaklarıma sarılmak istiyorum. Çok uzak değiller ama yapmam gereken bir takım hareketler var. Uzanmak yeterli değil. Dengemi sağlayıp mesafe kat etmem gerekiyor.

 

Tutunduğum koltuğu bırakıyorum, ip cambazıyım şimdi adeta.

“Adım atacaksın” komutunu gönderen beynimin gönderdiği sinyali minicik ayaklarım alıyor.

Biiir, oldu.

İkiii. Düşecek gibi olsam da boyumun avantajını kullanıp dengede kalabiliyorum.

Üüüç de tamam.

Son bir tane daha: Dööört ve kucaklardayım.

Annem, babam çocuklarının ilk adımlarını gördükleri için mutlu ve gururlu. Ben ise şekerlerin tadını çıkarıyorum.

 

Ama her şey bir tarafa, bu adımların kötü tarafı da var maalesef. Artık hep yürümek zorunda kalacağım. Bir şeylere ulaşmak, bir yerlere varmak için hep yürümek zorundayım.

Kucakların saltanatı bitti. Başarmak için hep yürümek zorundayım. Gitmek istediğim yönü gösterip ağladığımda beni kucaklayıp oraya götürecek kimse olmayacak.

Öyle ya da böyle hep yürümek zorundayım.

Ayaklarımın parçalanması pahasına hep ama hep yürümek zorundayım.

 

Özel arabanız da olsa, toplu taşıma araçları dahi kullanıyor olsanız yürüyeceksiniz mecbur.

Komşuya giderken yürürsünüz, sizi çaya davet etmiştir.

İşinize gitmek için yürürsünüz, çalışmak zorundasınız çünkü.

Bazen canınız sıkılır yürüyüşe çıkarsınız.

Doktorunuzun verdiği tavsiye üzerine yürümeniz gerekiyorsa, yürürsünüz.

“Forest Gump” filmini izlediyseniz bilirsiniz; amaçsızca yürüyüşe başlar, zaman zaman koşarsınız, dikkat çekmek değildir amacınız ama birden arkanızda bir güruhun sizi takip ettiğini fark edersiniz ve bir gün durursunuz. Bu filmi izleyip yürümek istemeyen kişi çok azdır.

 

Gün gelir düşmemek için koltuğa tutunan minicik insanlar; öldürülen kadınlar, haksız yere mahkum olanlar, her türlü haksızlığa uğrayanlar, mağdur olan işçiler için, çıkar üzerine kurulu dünyada bu “çıkar”ı çıkarıp atmak için yürürler. Bu insanların yaşadığı bir ülke var elbette ve hatta bu ülkenin hukuku da var, özene bezene düzenlenmiş ve zorluklarla kazanılmış haklar da.

Ve en sonunda o minicik ayaklar “adalet” için de yürür.

 

Şeker ve oyuncaklara ulaştık ve yürümenin artık hiçbir zaman vazgeçilemeyecek bir eylem olduğunu kavradık, çünkü uçamıyoruz doğamız gereği.

Bundan sonra durmak sadece ve sadece başa dönmek anlamı taşır.

Sanki daha önce hiç adım atmamış gibi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X