Vesayet kavramı ve Vesayeti gerektiren durumlar  Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK
Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK...

Vesayet kavramı ve Vesayeti gerektiren durumlar Av. Ezgi EFENDİOĞLU ÇİÇEK

Bu içerik 410 kez okundu.

Vesayet, tıpkı velayet gibi yasal bir temsilcilik çeşididir. Aciz, sakat, akli melekeleri yerinde olmayan ve başka nedenlerle korunması gereken kişilerin üzerinde koruma sağlayan bir kurumdur.

Vesayet kurumu ile vesayet altına alınan kısıtlı bir kimsenin şahsi çıkarlarının ve menfaatlerinin korunmasının yanı sıra toplum, ticari hayat ve kamu çıkarları da bu kurum sayesinde korunmaktadır.

Velayetten farklı olarak vesayette, kural olarak ergin kişiler söz konusudur. Reşit olmayan bir kimsenin vesayet altına alınması istisnadır. Kısıtlanmış olan ergin kişilerin ehliyetleri eksik veya hiç olmadığından bu kişilerin yasal temsilciye ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu nedenle kısıtlama altına alınanlara bir vasi tayin edilmesi gerekmektedir.

Vasi, vasilik görevini ifa ederken velayetten farklı olarak hakimden izin almak zorundadır.

Örneğin taşınmaz alım satımı, kambiyo taahhüdü altına girme, borç ödemeden aciz beyanı, mal rejimi sözleşmeleri, miras paylaşımı, miras payının devri gibi işlemlerin yapılabilmesi için vasinin sulh hukuk mahkemesine başvurarak izin alması gerekmektedir. Ayrıca vasi olarak atanan kişi, vesayet altındaki kişinin mallarının defterini tutup düzenli olarak mahkemeye hesap vermekle yükümlüdür.

Yapmış olduğu bu görevler sebebiyle vasi, kendisine uygun bir miktar paranın ödenmesini yine mahkemeden talep edebilir.

Türk Hukukunda “özel” vesayet ve “kamu vesayeti” olmak üzere iki çeşit vesayet bulunmaktadır.

Kamu vesayeti, isminden de anlaşıldığı gibi esasen bir kamu görevidir.

Günlük yaşamda daha çok karşılaştığımız vesayet türü ise özel vesayettir. Buna, uygulamada aile vesayeti de denilmektedir. Vesayet altındaki kişinin menfaatinin haklı gösterdiği, özellikle bir işletmenin, bir ortaklığın veya benzeri işlerin sürdürülmesi gerektiği takdirde vesayet istisnai olarak bir aileye verilebilir.

Bu durumda vesayet makamının yetki, görev ve sorumluluğu kurulacak aile meclisine geçer. Aile Meclisi üyesi olarak seçilen kişiler, vesayet altındaki kişinin; vasi olmaya ehil ve denetim makamınca dört yıl için atanacak en az üç hısmından yani akrabasından oluşur.

Vesayet altına alınacak kişinin eşinin de aile meclisi üyesi olması mümkündür.

Türk Medeni Kanunumuz, vesayeti gerektiren durumlar olarak akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim, özgürlüğü bağlayıcı ceza gibi kısıtlılık nedenleri ile küçüklük durumunu göstermiştir. 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına çarptırılan her ergin kişi kısıtlanmak zorundadır. Cezaevine konulan ve dış dünyayla ilişkisi kesilen kişinin bu kopukluk nedeniyle birçok menfaatinin zarara uğrayabileceği şüphesizdir.

Her ne sebeple olursa olsun bir kimsenin kısıtlanabilmesi için, o kişinin mahkeme huzurunda dinlenmesi gerekmektedir. Ancak kendisinin dinlenilmesinden sonra kısıtlılık kararı verilerek vasi atanması mümkündür. Vasi atanacak kişinin bu görevini ifaya engel teşkil eden bir durumunun bulunmaması esastır.

Vasi, kural olarak iki sene için atanır ve bu süre mahkeme kararı ile iki yıl daha uzatılabilir.

Mahkeme tarafından vasi ataması yapılırken, vasi olacak kimsenin ehil ve elverişli olup olmadığı, vesayet altına alınacak kişinin çıkarlarıyla uygun düşüp düşmediği hususları  “sürat ilkesi” göz önünde bulundurularak acele şekilde atama yapılmalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X