“Yalancının çırası yatsıya kadar yanar!”
Dursun GİRGİN...

“Yalancının çırası yatsıya kadar yanar!”

Bu içerik 248 kez okundu.

Dursun GİRGİN -

 

Dostlarım merhaba.

Bir önceki yazımın devamı niteliğindeki bugünkü köşe yazımda yine, bir milletin kültür değerlerine verdiği değerle çeşitli zorlukları aşabildiğini bazı örneklerle ifade etmeye çalışacağım.

Kültür dendiği zaman sadece bazı sabit konulara saplanıp kalmamamız gerekir. Yemek, içmek, eğlenmek. giyim, kuşam, mimarimiz, folklorumuz ... Bütün bunlar bir milletin kültürel değerleridir. İşte bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’e cumhuriyetimizin ilanında: “Paşam cumhuriyetin temelini de belirtelim” dediklerinde Mustafa Kemal Atatürk: “Kültür yazın” diyor ve bu cümleyi birçok milletvekilleri ilk etapta anlayamıyorlar.

Birkaç gün sonra aynı soruyu tekrar soran milletvekillerine, “Ben size bu ülkenin temeli kültürdür” demedim mi diye bir nevi tersliyor…

İşte dostlarım, bizler de kültür değerlerimizin bir parçası olan yöremizin davul ve zurna kültürünü elimizden geldiğince, dilimizin döndüğünce hep anlatmaya ve de bu kültürü sevdirmeye çalışıyoruz. İşte bu nedenle 2002 yılında kurmuş olduğumuz, kısa adı MUZKAT-DER olan, yöremizin ve dahi Türkiye’nin tek Davulcular ve Zurnacılar Derneğini ilk kurduğumuz yıllarda birçok hayallerimiz vardı. Ancak bu hayallerimizin yüzde beşini dahi zar zor gerçekleştirebildik.

Nedeni şu: ilk etapta yöremizin tüm milletvekillerinin bu kültüre sahip çıkmaması. Artı, iş adamlarımız, özellikle de yöre halkımızın sivil toplum örgütlerine çok fazla değer vermemesi sonucu işte bugünkü birçok kültürün ne anlama dahi geldiğini bilmeyen birçok kültür yobazlarının oyuncağı haline gelmesine vesile olmuştur. Tıpkı bugünkü piyasalarda din, diyanet adına ahkam kesen din tacirleri gibi bir de kültür tacirleri doğdu.

Demek istiyorum ki sevgili dostlarım, bu tür insanlar sen, ben, o, bu eğer önem verirsek ne olur biliyor musunuz? Herkes kendine çeki düzen vermek zorunda kalır. İşte yıllardır hep bunu anlatmaya çalışıyorum. Bugün Edirne’den Kırklareli’ne, Lüleburgaz’dan Aydın’a ve dahi Türkiye’nin birçok yerinde artık davul ve zurna kültürüne baba, ata mesleği olarak değer veren ve dahi bu kültürü artık iş aş edinen yeni gençlik kalmadı. Nedeni de şu: Artık bu insanlar bir yandan hayat şartlarının getirdiği zorluklar, öbür yandan da her meslekte olduğu gibi bu meslekte de işin kültür ve de sanat yönünden ziyade sırf kurnazlık yönünü düşünen içimizdeki bazıları yüzünden her geçen gün maalesef kültürel değerlerimizden bir parça daha koparılıyor.

Eh, durum böyle olunca da yeni yetişen gençlik ister istemez başka başka sanat dallarına kayıp gidiyor. Bu da bizleri ziyadesiyle üzüyor.

Sevgili dostlarım, bazı konuları açık şeçik yazamıyorum. Nedeni de şu; başta yanlış anlaşılmaktan korktuğum için. İkincisi de ülkemizin içine düşmüş olduğu ekonomik çaresizliği çok iyi bilen bir kardeşiniz, bir dostunuz olarak birçok konuları hep es geçiyoruz. Ancak bütün bu olup biten gelişmeler içinde başta biz müzisyenler olarak kendimize çeki düzen vermek zorundayız. Aksi halde bu kültür gemisi batınca, “ben çok uyanığım” diye gezinenler, geçinenler de boğulup giderken bu sözlerimin değeri ve kıymeti mutlaka bir gün anlaşılacaktır. Ama işte o gün ortada ne şiş kalır, ne kebap.

Umarım bu uyarılarımızı özelikle de yeni yetişen genç zurnacı ve davulcu yavrularımız bir an önce anlarlar da artık şu güzelim baba, ata kültürümüze daha fazla zarar vermezler. Benden söylemesi.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayanlara da davul zurna bile az.

Haydi dostlarım hoşça kalın, dostça kalın.

(Bir kültür dosttu zurnacı Muhtar Dursun, 0 532 642 05 39)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X