Sanata susamışlık
Gülçin ERŞEN...

Sanata susamışlık

Bu içerik 275 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, benim bildiğim Sivas’ta yaşanan -başkalarına göre başka illerde gerçekleştiği anlatılan- bir fıkra vardır:

Sivas’ta bir konser salonunda toplanan halka, klasik batı müziği dinletilir. Konser sonrası görüşü alınan bir yurttaş, “Sivas Sivas olalı böyle zulüm görmedi” der.

Dün gece (31 Temmuz 2017 Pazartesi gecesi), Stratonikeia antik kentinin dev anfi tiyatrosunda Muğla Büyükşehir Belediyesi Orkestrası’nın eşliğinde İdil Biret’i dinlemeye gittiğimde; “Stratonikeia tiyatrosu, tiyatro olalı (en azından binlerce yıldır) böyle kalabalık görmemiştir” diye düşündüm.

 

Hem böylesine güzel, büyülü bir yerde böyle bir konser düzenlemeyi düşünen ve başaranları, hem Muğla Büyükşehir Belediyesi Orkestrası’nın şefi Münir Akalın ve Orkestra Üyelerini, hem de bu yaşında ve elverişsiz sayılabilecek koşullarda piyano tuşları üzerinde dans eden parmaklarıyla müzik ziyafeti sunan eşsiz sanatçı İdil Biret’i yürekten kutluyorum.

 

Gazete haberlerinde 10 bin denilse de, bence 6 - 8 bin civarında her kesimden dinleyici tiyatroyu doldurmuştu. Güvenlik gerekçesiyle tiyatronun bazı bölümlerine çıkılıp oturulmasına izin verilmediğinden, birçok kişi konseri yerlere oturarak ya da ayakta dinlemek zorunda kaldı. Kendi adıma, klasik müzik dinlemeye hasret kaldığımdan ve böylesine bir konseri, tarihi bir ortamda dinlemeye çok heves ettiğimden, şikayet edilecek bir durum değildi. Zaten konser de alıştığımızdan kısa, yaklaşık bir saat sürdü. İlk kez klasik müzik konserine gelen oğlum da sıkılmadan ve keyif alarak dinledi.

Aslında konsere, bu kadar büyük bir kalabalığın gelmiş olmasını olumlu ve olumsuz yorumlamak mümkün.

Olumlu yanı; bilinçli ve sanatsever insanların bu tür etkinliklere hasret kalmış olması, ilk kez gelenlerin de belki ileride bu deneyimin tadını alarak, birer klasik müzik dinleyicisi olabilecekleri yönünde.

Olumsuz yanı ise; meraktan ve ücretsiz olduğu için gelen kişilerin konser sırasında yüksek sesle telefonda yerini tarif etmesi, tanıdığını görünce adını bağırarak seslenmesi, hışırtılı paketlerden yiyecek atıştırması, ellerindeki pet su şişelerini sıkarak “çat çut” ses çıkarması, konseri dinlemek yerine sürekli cep telefonuyla kayıt yapması sayılabilir.

Bunlara bir de, konserin sonlarına doğru havadan çekim yapan dronun su fıskiyesine benzer sesi eklenince, konserden almayı umduğum lezzet yüzde 60 oranında sabote edilmiş oldu. Bir de boom kamerayla çekim yapılırken, kameranın keman çalan kadın orkestra üyesinin kafasına çarpması, kadının birkaç saniyeliğine çalmayı bırakıp kafasını eğmesi de gözüme ilişen ayrıntılardan ...

 

Neyse, buna da şükür. Umarız, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün dediği gibi; bu tarihsel yer güzelce düzenlenerek, bu tür etkinliklere daha uygun bir duruma getirilir ve benzer sanatsal kültürel etkinliklere ev sahipliği yapar.

 

Öte yandan; yaklaşık 3 yıl önce gündüz gözüyle gezdiğim Stratonikeia’da kazı alanının genişlemesi; ayrıca, burası anneannemin Eskihisar köyünün yerleşkesiyken, (60 - 70 yıl önce) annemin de çocukken defalarca gidip, güzelliğini anlata anlata bitiremediği tarihi caminin onarıldığını görmek hoşuma gitti.

Umarım aslına uygun güzel bir restorasyon olur.

 

(1 Ağustos 2017 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X