Kimi bağlar?
A. Kemal KAŞKAR...

Kimi bağlar?

Bu içerik 724 kez okundu.

soru/yorum - A. Kemal KAŞKAR

AKP eski Merkez Karar Yürütme Kurulu Üyesi Ayhan Oğan’ın, bir tartışma programında “yeni bir devlet” kurduklarını, bunun liderininse -beğenilse de beğenilmese de- Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söylemesi, Oğan dışında herkesin (!?) tepkisine, eleştirilerine neden oldu.

Oğan’ı kimsecikler desteklemedi!

Kimse, “yanlış anlaşıldı” deyip kendisine anlayış göstermedi!

“Maksadını aşmış” hoşgörüsüne bile mazhar olamadı Oğan!

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet yetkilileri, üst üste yaptıkları açıklamalarla Oğan’ın beyanlarının kendilerini bağlamadığını söylediler.

Sevgili ülkem zaten son yıllarını bu “elastik politik tavır”la geçiriyor.

Örnekse Avrupa’dan ülkemize ilişkin bir karar geliyor, iktidardakiler hemen ve hep bir ağızdan nakaratlarını yineliyorlar:

“Bizi bağlamaz!”

Bütün bu tepkiler samimi olarak görülüp değerlendirilebilir mi?

Keşke öyle olsa ama ne yazık ki yıllardır başımıza gelenlerden sonra yanıtım, kaçınılmaz olarak ‘olumsuz’!..

(CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise, hükümeti Oğan’ın açıklamalarını cesaretlendirmekle suçlarken, bazı CHP’li milletvekilleri de Oğan hakkında suç duyurusunda bulunmuşlar. İyi yapmışlar.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, “yeni devlet” ifadesine, “FETÖ/PDY ağzı” değerlendirmesi yaparak tepki göstermiş. Hayırlısı olsun!)

“Bizi bağlamaz” tavrı, aslında çok daha vahim bir ‘iktidar etme biçimi” haline getirilmiş ve adeta içselleştirilmiştir sevgili ülkemde.

Şöyle bir düşünün: Tüm siyasi sorumluluklarından kaçmaya çalışan, olup biten tüm rezilliklerden muhalefeti sorumlu ilân eden bir ‘hükümet etme tarzı’ yıllardır sevgili yurttaşlarımın gözlerinin içine bakıla bakıla iktidardadır.

Siz hiç, “bu yaşanan olumsuzluk beni bağlar” deyip de istifa eden bir bakan gördünüz mü Allah aşkına son 15 yıldır şu güzelim ülkede?

Örnek çok, ama “bizi bağlamaz” söyleminin en can yakıcı olanlarından biri şu:

“Paralel Devlet Yapılanması”na yardım ve yataklık eden iktidardaki koalisyon paydaşlarıyla ilgili hiçbir hukuki adımın atılamadığı sevgili ülkemizin geleceğine dair kuşkuların azalması mümkün müdür?

Keşke öyle olsaydı diyor ve ekliyorum:

Yanıtım ne yazık ki ‘olumsuz’!..

Ve son dönemde, bu ‘olumsuz yanıtlar’ı besleyen en büyük kuşku kaynağımız ise şudur:

Başta AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere irili ufaklı bazı AKP ve hükümet temsilcileri ve dahi bağlı basın-yayın uydularının, durmaksızın, ülkemdeki sevgili muhalefet temsilcilerini FETÖ/PDY başta olmak üzere terör örgütleriyle ilişkilendirmek ve bu yönde bir algı oluşturmak için gösterdikleri akıl-mantık dışı çabalar ...

Böyle böyle, sevgili ‘ana’ muhalefet partisinin de bir terör örgütüyle birlikte anılmasını sağlama stratejisinin izleniyor olduğu kabak gibi ortaya çıkmaktadır. (16 Nisan Anayasa Referandumunda, “Hayır diyen teröristtir!” saldırısı da, bu stratejinin bir parçasıydı ve YSK’nın “mühürsüz oylar geçerlidir” hukuksuzluğu ile doruk noktasına çıkan bir demokrasi karşıtı hareket olarak tarihe geçmiştir!)

İktidardakilerin kendilerince oluşturup oynadıkları ‘bizi bağlamazcı milat oyunu’nda, yakın zamanlara kadar yıllarca ve yıllarca FETÖ/PDY için neler neler yapıp söylediklerini unutturup başta CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere muhalefet etme kabiliyeti kalmış tüm muhalefeti “terörist” ilan etme gayretkeşliklerinin, geri bıraktırılmış demokrasimizi tümüyle öldürmekten başka varabileceği bir ‘yer’ var mıdır?

Bu gidişin varabileceği herhangi ‘iyi bir yer’ olabilir mi?

Yanıtım elbette ki yine ‘olumsuz’!..

Muhalefeti bağlanan demokrasi demokrasi değildir.

Demokrasi, ‘iktidarları bağlayabildiği’ kadar demokrasi olur.

Demokrasilerde “beni bağlamaz” nakaratına asla yer yoktur.    

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X