Sayın Jülide Sarıeroğlu’nun dikkatine …
Celal DURGUN...

Sayın Jülide Sarıeroğlu’nun dikkatine …

Bu içerik 234 kez okundu.

‘sözün özü’ - Celal DURGUN / celaldurgun@hotmail.com

Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanım, gazeteler yazdı, ajanslar haber geçti, haber kanalları okuyup durdu.

Güya siz, “2018 yılı ve 2019 yılının tüm yarıyılları için yaklaşık 3 milyon 200 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin memur emeklisine yüzde 3’erlik zam önerisinde bulunmuşsunuz!”

Sayın Bakanım; bayansınız dayanamazsınız, annesiniz ağlarsınız.

Sakın ha, sakın ha, oyuna gelmeyiniz.

Bunlar var ya, deveyi hamutuyla yutar.

Sayın Bakanım, siz ne verseniz, ne kadar cömert davransanız da, bu memur ve emekli milletine yaranamazsınız.

Bu memur takımı var ya, hele şu emekliler yok mu nankördür. Yerler içerler, gezip görürler “Allah razı olsun” demezler.

***                  ***

Bunların gözü aç!

Bu memleketten daha bol, daha ucuz bir ülke var mı?

Yok.

Pazarın kuruluyor mu?

Kuruluyor.

Maaşın zamanında ödeniyor mu?

Ödeniyor.

Evin, barkın var mı?

Var.

Çocukların için okul, senin için hastane var mı?

Var.

Çocukların kitaplarını devlet karşılıyor mu?

Karşılıyor.

***                  ***

Anana bakan devlet, babana bakan devlet; İlaç bedava, doktor bedava!

Üstelik işin de var, maaşın da var.

İşin yoksa ne gam; devletin var ya.

Ekmek elden su gölden, hava bedava; bedava yaşıyorsun be kardeşim bedava.

Kömür, makarna, bulgur, salça, peynir… Sosyal Yardım Kuruluşundan. 

Eeee, bela mı istiyorsun be birader.

***                  ***

Kavun, karpuz, domates, patlıcan, kabak sudan ucuz!

Giyim, kuşam dersen, çeşit çeşit!

Yazlık kışlık evlerin var!

Senin ayrı, oğlunun kızının ayrı arabası var!

Kıyma da alıyorsun et de, bonfile de yiyorsun külbastı da!

Baklava da yiyorsun börek de yiyorsun!

Bir elin yağda bir elin balda!

O diyar senin bu diyar senin, gezip eğleniyorsun!

Nerde çalgı çengi, orada duruyorsun!

***                  ***

Sayın Bakanım; şu ağlayan, sızlayan emekli takımının sözüne kanma.

Yok efendim bu devlet’e şu kadar yıl hizmet etmiş, şu kadar vergi ödemiş.

Bedava mı çalıştın?

Her ay takır takır maaşını aldın.

Yok efendim, geçinemiyormuş!

Geçiniz.

Ayın sonunu getiremiyormuş.

Har vurup harman savurursan yetiremezsin.

Çarşıya pazara çıkamıyormuş.

Külliyen yalan, yollar da açık, caddeler de açık.

Kasaba manava uğrayamıyormuş.

Uğrama, otur evinde, çocuklar uğrasın, hanımın gitsin.

Telefon et getirsinler.

Sinemaya tiyatroya gidemiyormuş.

Yaşın geçmiş, işin bitmiş, kulağın duymaz, gözün görmez.

Turlara katılamıyormuş.

Ayakta duramıyorsun, iki adım attın mı yoruluyorsun.

Otur oturduğun yerde.

Ye iç yan gel yat.

Devletine milletine “dua” et.

Bak, çalışmadan para alıyorsun.

***                  ***

Sayın Bakanım; siz memur ve emekli takımının söylemine bakmayınız.

Dünyanın en ucuz ülkesiyiz.

Memuruna, emeklisine en bol parayı ödeyen devletiz.

Dedim ya, onların gözü aç.

Ne verseniz alırlar, “şükür” çekmezler.

Siz kendinize bakınız.

Her ay en azından 100 düğüne gidersiniz; 100 lira taksanız 10 bin lira eder; para takmanız ayıp karşılanır çeyrek altın taksanız 24 bin lirayı geçer.

Her ay en azından 1000 kişi sizi ziyaret eder; Meclisteki lokantaya bile götürseniz şu kadar para tutar.

Bunun oteli var, dönüş bileti var, var oğlu var.

İş isteyen size gelir.

Hasta düşen size koşar.

İhale koşturan sizi bulur.

Zor durumda olan sizlersiniz.

Sizin ağlamanız gerekirken, bizler ağlıyoruz.

Sizin bağırmanız gerekirken, biz bağırıyoruz.

Geceniz yok, gündüzünüz yok, sabah akşam çalışıyorsunuz.

Kanun üstüne kanun çıkarıyorsunuz.

El kaldırıp el indiriyorsunuz.

O açılıştan bu açılışa koşturuyorsunuz.

Yol yaptırıyorsunuz, köprüler kurduruyorsunuz.

Biz bir aileyi idarede zorlanırken, siz koca Türkiye’yi güllük gülistanlık ediyorsunuz.

Nihayet sizin de bakmakla yükümlü olduğunuz bir aileniz, büyütüp beslemek, geleceğini kurmak zorunda olduğunuz çocuklarınız var.

Hem vallah, hem billâh sahi söylüyorum: olan size oluyor.

Perişan olan sizlersiniz.

Maaşınız 15 bin ise 25 olsun, 25 bin ise 35 bin olsun.

Ne bu be?

80 milyon 500 kişiye bakamayacaksak “yuh” olsun.

Memur 3 bin lira alacak, şikâyette bulunacak, emekli 1200 lira alacak ağlayacak, vekil sefilleri oynayacak, “gıkı” çıkmayacak.

Olmaz, hak yerini bulmaz.

Memur sendikalarına sesleniyorum: Cebinizi değil ülkenizi düşünün.

Hep devlet size verecek değil ya, biraz da siz devletimize verin.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızı üzmeyin.

“Devletimiz bize çok verdi, sıra bizde, şimdi biz devletimize borcumuzu ödeyeceğiz” deyin.

Artış yerine yüzde 3 düşüş isteyin.

Kara gün dostu olduğunuzu gösterin.

Haydi aslanlarım, haydi kaplanlarım sizi göreyim.

Bizi utandırmayın.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X