Son Söz: Bu kültürü sahiplenmek benim en doğal hakkımdır …
Dursun GİRGİN...

Son Söz: Bu kültürü sahiplenmek benim en doğal hakkımdır …

Bu içerik 131 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba…

Nihayet zurnanın zırt dediği yere geldik galiba!

Bizler bu işin çilesini çektik yıllarca. Üstümüzde yok, başımızda yok, yaya olarak 35 - 40 kilometrelik yolları aşarak düğünlere gittik. Onca yorgunluklar yetmezmiş gibi üstüne üstlük bir de sabahlara kadar davul-zurna çalarak bir nevi bir lokma ekmek için onca çileye göğüs gerdik.

Hamdolsun bugün ta Antalyalara kadar günübirlik gidip gelebiliyoruz. Uçağa binip bir Muğlalılar Derneği programı için İstanbul’a, Ankara’ya hatta daha da uzak yerlere günübirlik gidip gelebiliyoruz.

Evet dostlarım. Bir atasözümüzle bu konuya açıklık getirmek istiyorum. Diktiğimiz ağacın meyvesini yemek benim en doğal hakkım değil mi?

İşte ben de bunu söylüyorum. Ta 2013 yılından beri, bugün birçok zurnacı dostumuzun da haklı isyanları işte bu yüzdendir. Yani kültür bir rant aracı olmasın.

Minare ne kadar yüksek olursa olsun herkes bildiğini okur. İşte bizler de Muğla Yöresi zurnacıları olarak şunu söylüyoruz: Geliniz, bu ülkedeki zurnacılar üç - beş kişiden ibaret değildir. Bugün sadece Dibekdere’de dahi kendini yetiştirmiş en az 20-25 zurnacı yavrumuz var. Keza Aydın Germencik’te, Manisa Turgutlu’da, Kırklareli Lüleburgaz, Edirne Babaeski, Adana, İzmir merkezde, Antep’te, Kırşehir’de, Diyarbakır’da, Sinop’ta, Urfa’da; kısaca Türkiye’nin birçok yöresinde zurna çalan birçok dostumuz var.

Madem ki bu şenliğin adı Zurna Festivali’dir, o halde geliniz her sene farklı simaların güzel Muğlamızı görmelerinin, hem de Dibekdereli genç yetenekli zurnacı kardeşlerimizin farklı simaları görmelerinin önünü açalım. Bu işi ben, ta 1984 yıllarında yaptım. Akrabalarımızdan birisinin oğlunun düğününde Lüleburgazlı Küçük Hasan ve ekibini davet ederek bir nevi bundan 33 yıl önce kültür alışverişinin yolunu açan kişiyim. İnanmayanlar varsa Küçük Hasan’a sorabilirler.

Dostlarım, ben 1968 yılında askerliğimi 116’ncı Jandarma Alayı Bando Takımı’nda yaptım. O yıllarda, bugün Kırklareli’nde belediye tarafından heykeli dikilen Zurnacı Kara Hüseyin ile tanıştım. İşte o yıllardan bu yana birçok halk oyunları yarışmaları dolayısıyla Türkiye’nin farklı yerlerinden yüzlerce zurnacı dostlarımla tanıştım. Onlar benden, ben de onlardan birçok kültürel özelliği olan konuları öğrendik ve o gün bugündür, nerede bir zurnacı - davulcu görsem hep sahip çıkarım. Ve bugün de elbette ki bu dostlarımın dili oluyorum.

Diyorum ki; Türkiye’de yaşayan her zurnacı ve de davulcu arkadaşıma, ülkemizde, özellikle güzel Muğlamızda yapılmakta olan Uluslararası Zurna Festivali’ni sevdirin, nefret ettirmeyin.

Bu konuda her zurnacı arkadaşımın söz hakkı olduğunu da buradan belirtmek isterim. Bilmem yeterince derdimizi anlatabildim mi?

Haydi dostlarım hoşça kalın, dostça kalın …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X