Akaryakıt zamlarında tek çözüm:

​​​​​​​ÜÇ ARACI ORTADAN KALDIRILMALI

Akaryakıt zamlarında tek çözüm:
  • 17 Mart 2022, Perşembe 10:29

Sol.org.tr’den Turgut Yıldız, son haftalarda neredeyse haftada birkaç kez zam gelen akaryakıt konusunda fiyatın nasıl belirlendiğini anlatan bir haber yaptı. Pek çoğumuzun merak ettiği konu, şöyle:

“Petrol sektörünün tamamıyla özelleştirilmiş ve piyasalaşmış olması petrol fiyatları ve döviz kurundaki yükselişin fiyatlara katlanarak yansımasına neden oluyor. Kârları korumak için sürekli yapılan zamlar durumu krize dönüştürmek üzere.

Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmayla birlikte artan petrol fiyatları ve kontrol edilemeyen döviz kuru enerji sektöründe büyük bir sıkışma yarattı. Petrol ve akaryakıt sektörü tamamen özeleştirilen ve dışa bağımlı durumda olan Türkiye’de akaryakıt fiyatları durmadan zamlanıyor. Özellikle mazot fiyatlarındaki artış taşımacılık ve lojistik sektörlerini doğrudan etkilediğinden hem ürün fiyatlarında hem de ulaşım ücretlerinde artış gözleniyor.

Akaryakıtın fiyatı nasıl belirleniyor?

Tamamen özelleştirilmiş olan petrol ve akaryakıt sektöründe 2005 yılından beri serbest fiyatlandırma sistemi uygulanıyor. Buna göre akaryakıt dağıtım şirketleri fiyat belirlemekte serbest. Akaryakıt ilk olarak rafineriden geçiyor ve rafineri fiyatına özel tüketim vergisi (ÖTV) ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) payı ekleniyor. Rafineriden çıkan yakıt dağıtıcıya gidiyor ve burada dağıtıcı depo satış fiyatını belirliyor. Depodan akaryakıtı alan bayi de pompa fiyatını oluşturuyor.

Kısaca bir benzin istasyonundan aldığınız yakıtta en az üç şirketin kârı, yüklü bir ÖTV ve piyasanın düzenlenmesinden sorumlu EPDK’nın payı bulunuyor.

Geçen yıl patronlara 60 milyara yakın kaynak aktarıldı

Enerji Bakanı 2021 yılında sürekli artan döviz kuru nedeniyle 60 milyar TL’ye yakın vergiden feragat edildiği açıkladı. Akaryakıt sektöründe döviz kurundaki dalgalanmadan akaryakıt pompa fiyatlarının etkilenmemesi için iniş çıkışlar ÖTV’den payından karşılanıyor. Dolayısıyla akaryakıt fiyatlarındaki ÖTV payı örtülü bir sübvansiyon aracı haline geldi ve patronlar kârlarından feragat etmesin diye kamu gelirlerinden feragat edildi. Ancak bu pay sıfırlandığından beri gelen her zam doğrudan pompa fiyatlarına yansıyor.

Petrol patronları yabancı değil

Türkiye’de ham petrol ithalatının yanı sıra petrol ürünleri de ithal ediliyor. EPDK’nın 2020 raporuna göre ham petrol ithalatı 2006’da skandal bir özelleştirme ile Koç Holding'e satılan TÜPRAŞ ile Azeri SOCAR firmasına ait Star Rafineri tarafından gerçekleştiriliyor. TÜPRAŞ’ın payı %65, Star Rafineri’nin payı ise %35 seviyesinde. Dolayısıyla ham petrol ithalatı ve rafinericilik hizmetlerinde tekelleşmeden söz etmek pekala mümkün.

Akaryakıt ve petrol ürünleri ithalatında ise birincilik yine %26’lık pay ile TÜPRAŞ’a ait. TÜPRAŞ’ı yüzde 15’lik paylarıyla Koç ortaklığındaki Opet, İtalyan Vitol firmasının Petrol Ofisi ve Shell & Turcas oluşturuyor. Akaryakıt istasyonlarında ise en büyük pay sırayla Petrol Ofisi, Opet, Shell&Turcas ve BP’ye ait.

İthalat azalabilir miydi?

Kamucu bir perspektiften bakıldığında akaryakıt ve petrol ürünlerinin tamamının yurtiçi rafineri üretimleriyle karşılanabileceği söylenebilir. TÜPRAŞ özelleştirilmese ve yatırıma devam edilse, PETKİM benzer şekilde kamucu politikalar ile etkin çalıştırılsa bu mümkün olabilirdi. 1994 ve 2001’de döviz kurundaki yükselişlerde TÜPRAŞ ve PETKİM’in kamunun elinde olması girdi maliyetlerinin kontrol altında tutulmasını ve bugünkü gibi fiyat patlamaları olmasını engellemiştir.

Özetle TÜPRAŞ ve PETKİM gibi kamu işletmeleri patronlara peşkeş çekilmiş olmasa, akaryakıt ve petrol ürünlerindeki ithalat yükü azaltılabilirdi.

Akaryakıt fiyatı nasıl düşer?

Yukarıda çizdiğimiz kötücül senaryodan sonra ekleyelim; Türkiye’nin kendine yetecek petrolü olmadığı için akaryakıt her zaman bir ithalat kalemi olarak kalacak. Ancak; öncelikle daha iyi bir lojistik planlaması ve ulaşım altyapısının geliştirilmesiyle yurttaşların yaşantısına olan etkileri azaltılabilir.

En önemlisi petrolün ticareti, rafinerilerde petrol ürünlerinin elde edilmesi ve bu ürünlerin dağıtımına dair tüm tesis ve faaliyetlerin devletleştirilerek kamu işletmeciliğine geçilmesi en az üç şirketin kârını ortadan kaldıracaktır.

Petrol ürünlerinin “çevreye zararlı” olduğu için ÖTV’ye tabi olduğu ancak alınan ÖTV’ler ile hiçbir çevre koruma programı finanse edilmediği düşünülürse AKP’nin elinde “acil durum finansman aracı” haline dönüşen ÖTV’nin de ortadan kalkması akaryakıt fiyatlarının makul seviyeye inmesini sağlayacaktır.

Elbette yukarıda saydıklarımız bütüncül olarak bakıldığında, piyasa merkezli mevcut ekonomik sistem değişmeden bunların uygulanabilmesi mümkün değil. İlk adım olarak toplumun kendi yarattığı değerleri patronların elinden alarak başlamak gerek.”

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık