“Çimento fabrikası istemiyoruz”

Menteşe Kent Konseyi, MUÇEP Menteşe Meclisi,   Deştin Çevre Platformu ortak bir açıklama yaparak, Muğla’da neden çimento fabrikası kurulmasına karşı olduklarını açıkladılar.

“Çimento fabrikası istemiyoruz”
  • 28 Aralık 2021, Salı 10:38
 

Açıklama şöyle:

“Basına ve kamuoyuna;

1993 yılında başlayan, Bayır Mahallesinde Çimento Fabrikası kurma çabalarının inatla sürdürüldüğü ve günümüz itibarı ile Menteşe Belediye Başkanlığına ruhsat başvurusunun yapıldığı kamuoyunca bilinmektedir.

1993 yılındaki ilk girişimin ardından ADOÇİM Çimento Beton San. ve Tic. A.Ş tarafından 2006 yılında bu amaçla çalışma yürütülmüş ve Çevre Ve Orman Bakanlığı’ndan 06.08.2006 tarihinde ÇED olumlu kararı alınmıştır. Deştin köylülerinin katılımı engellenerek alınan bu ÇED kararına karşı çevre köyler tarafından ciddi bir mücadele yürütülmüş, Deştin Köyü Muhtarlığı adına  açılan dava 2015 yılında ÇED izninin iptali ile sonuçlanmış ve karar 2016 yılında kesinleşmiştir.

1. ÇED raporu ile ilgili olarak açılan dava sırasında alınan 12/02/2008 tarihli bilirkişi raporu, verilen ÇED onayının hukuksuzluğunu, çevre ve canlı yaşamına olumsuz etkisini tespit etmiş ve yargılama sonunda İptal Kararı verilmesi ihtimalini güçlendirmiştir. Bu durum üzerine aynı fabrika için henüz bu dava sürerken 2010 yılında Muğla Çimento tarafından 2. ÇED başvurusu yapılmıştır. 2. ÇED süreci 2014 yılında tamamlanmış ve 31/12/2014 tarihli 2. ÇED onayının verilmesi ile tamamlanmıştır. 2. ÇED süreci çevre köylüleri tüm karşı çıkışlarına rağmen tamamlanmış, ÇED onayının verildiği de Deştin Köy Muhtarlığına tebliğ edilmeyerek köylülerin haber alıp, tekrar dava açması engellenmiştir.   

2007 yılında o dönem kurulu bulunan Bayır Belediye Başkanlığı ve Muğla İl Genel Meclisi tarafından hazırlanan İmar Planlarında fabrika alanı “sanayi alanı” olarak kabul edilmiştir. Bu planlara karşı 2007 yılında açılan plan iptal davası ise Danıştay tarafından 2 kez bozulmasının ardından 2019 yılında iptal isteminin reddi ile sonuçlanmıştır.

Gelinen aşamada gerek imar planı ve gerekse de ÇED olumlu kararı kesinleşmiş durumdadır. Muğla Çimento isimli şirket tarafından Menteşe Belediye Başkanlığına yapılacak fabrika için ruhsat başvurusunda bulunulmuş durumdadır. Ancak ruhsat aşamasından bulunan bu çimento fabrikası ile ilgili olarak çok ciddi sakıncalar bulunduğu da ortadadır.

Projeye ilişkin teknik sakıncalar TMMOB Mimarlar Odası’nın açıkladığı   01/10/2021 tarihli Mesleki Denetimde ÇED Çekince Raporu’nda ayrıntılı olarak tartışılmıştır.

Bahse konu Çekince raporunda yer alan sakıncalarla birlikte fabrikanın kurulacağı ve etkileyeceği alana ilişkin veriler dikkate alındığında çok ciddi sorunlara yol açacağı görülmektedir. Bu kapsamda;

Tüm ÇED süreci günümüzde geçerliliği sorgulanması gereken eski verilere dayalı olarak sürdürülmüştür. Örneğin rüzgar dağılımına ilişkin meteoroloji verileri Yatağan Meteoroloji İstasyonunun 1961-2001 arası ölçümlerine göre değerlendirilmiştir. Oysaki Fabrika alanı Yatağan istasyonundan daha yüksek kotludur. Bu yükseklik farkı dikkate alınmamıştır.

Fabrikanın hava kalitesine etkisi değerlendirilirken yakın çevredeki 3 adet katı yakıtla üretim yapan termik santralin ve diğer çimento fabrikalarının verileri topluca değerlendirilmemiş, kurulacak alandaki tek kirletici tesismiş gibi değerlendirme yapılmıştır.

Tesisin yerleşim alanlarına ve su göletine olan yakınlığı olduğundan uzak gösterilmiştir.

Fabrikada sürdürülecek faaliyetin karayollarına getireceği ek yük yönünden 2010 yılı Muğla Yatağan karayolu yoğunluğu verileri dikkate alınmış, tesisin getireceği ek yük ise yanlış hesaplama yapılarak küçük gösterilmiştir. ÇED raporunda günlük 253 tır sevkiyatı hesaplaması yapılmış olmakla birlikte fabrika kapasitesi dikkate alındığında günlük ek yükün 600-700 tır seferinin üzerinde olması kaçınılmazdır. Muğla Yatağan yolunun güncel yoğunluğu dikkate alındığında bu ek sefer yükünün ciddi bir soruna yol açacağı görülmektedir.

Raporda fabrikanın soğutma suyu ve diğer su ihtiyacının nereden karşılanacağı ve ne kadar su kullanılacağı yer almamaktadır. Muğla’nın kuraklık yaşanan illerden biri olduğu, hali hazırda su sıkıntılarının yaşandığı koşullarda bu belirsizlik kaygıyı artırmaktadır. Öte yandan 40 yıl faaliyet göstermesi planlanan fabrikada, fabrika alanında bulunan maden ocaklarında patlatmalı üretim yapılması öngörülmüştür. Patlayıcı maddeler kullanılarak yapılacak üretimin yer altı su kaynaklarına ve akış yollarına yaratacağı etkinin öngörülmesi mümkün değildir. 

Raporda fabrika atığının Bayır Katı Atık Sahasına taşınması öngörülmekle birlikte günümüz koşullarında bu saha dolu olduğundan bu alana atık taşınması mümkün değildir. Bu durum atık taşınmasını gerektirmekte olup fabrikanın karayolu üzerindeki ek yükünü de artıracaktır. Kaldı ki Çimento fabrikası atığının açık alana taşınarak bırakılmasının çevre üzerinde sakıncalı etkiler yaratacağı da muhakkaktır.

Fabrika alanında bir kısmı kuru bir kısmı ise yağış mevsimlerinde canlı dere yatakları bulunmaktadır. Fabrika inşaatı ve faaliyeti dere yataklarının yapısını bozacaktır.

Fabrika alanı Tarım alanlarına ve zeytinliklere fazlasıyla yakın olup Zeytincilik Kanunu’nun 20 maddesinde yazılı 3 Kilometrelik mesafe sınırı gözetilmemiştir.

ÇED Raporunun Emisyon Dağılım modellemesi eski bir modelleme kullanılarak yapılmıştır. Mevcut yapısı itibarı ile bölgede Kararlı Atmosfer yapısı mevcuttur. Bu durum fabrikadan çıkacak kirli havanın yılın yarısından fazla bir süre boyunca dağılmamasına sebep olacak ve hava kalitesini düşürecektir.

Değerli Muğlalılar;

ÇED Raporundan ve TMMOB’un hazırladığı çekince raporundan kaynaklanan bu sakıncalar dışında, kurulması planlanan Çimento fabrikası konusunda başkaca sorunlarda mevcuttur. Öncelikle 2021 yılı yazını tüm ilimizi etkileyen yangın felaketleri ile geçirdik. Menteşe İlçemiz bu dönemde en çok yetişkin orman alanını kaybeden ilçelerden biri oldu. Yanan orman bölgelerinin bir kısmının fabrika alanına çok yakın olduğu da kamuoyunca bilinmektedir. Yine yangın felaketinin bölgedeki canlı yaşamına da ciddi etkilerinin muhakkaktır. İlimiz açısından en öncelikli amaçlardan birinin bu felaketin etkilerini gidermek, yangının yarattığı hasarı onarmak olduğu açıktır. Bu sebeple yapılması planlanan Çimento fabrikasından başlamak üzere ilimizde yapılacak ve çevreye büyük ölçekli etkide bulunacak her türlü faaliyetin 2021 yangınlarının etkisi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Yangınların, canlı yaşamının yerleşim alanlarında değişikliklere yol açması, orman alanlarının rehabilite edilmesinin eskisine göre daha zor olması gibi gerçeklikler ışığında güncel olmayan değerlendirmelere dayanarak büyük kapsamlı faaliyetlere girilmesi ön görülemez zararlara yol açacaktır.

Diğer yandan Entegre Çimento Fabrikası gibi kirletici tesisler için çevresel etki değerlendirmesinin (ÇED) yanı sıra Sağlık Etki Değerlendirilmesinin de (SED) yapılması gereklidir. Yapılması planlanan fabrikanın termik santrallere ve başkaca kirletici faaliyetlere yakınlığı ciddi bir sorundur. Hali hazırda Yatağan İlçemizde santrallerden kaynaklı kirlenmenin boyutunun tespit edilemediği bilinmektedir. Yine santrallerin halk sağlığı yönünden etkilerinin araştırılması dahi kararlılıkla engellenmektedir.  Mevcut kirletici işletmelerin verdikleri zararın boyutunu dahi test etme olanağına sahip değilken bu kadar ciddi bir başka kirletici işletmenin aynı bölgenin yüküne eklenmesi kabul edilemez.

Ayrıca kamuoyuna yansıdığı kadarı ile işletmeci şirketin termik santral külleri ve mermer atıklarını kullanacağı, fabrikanın kirletici olmayan son sistemlerle çalışacağı şeklinde bir algı yaratmaya çalıştığı görülmektedir. Öncelikle Termik santral küllerinin ciddi oranda radyoaktif elementler içerdiği bilimsel raporlara yansımış olup bu küllerin kullanımının sağlık açısından yaratacağı risk oldukça yüksektir. Esasen Çevre ve sağlık riskinin olmadığı bir çimento üretimi söz konusu değildir. Çimento üretiminin çevre ve sağlığa olumsuz etkilerinin önlemlerle yok edilmesi de günümüz koşullarında olası değildir.

Ayrıca planlanan işletmenin Entegre Çimento Fabrikası olduğu, Ruhsat alanı içinde izinleri alınmış 23 adet kil ve 29 adet kalker ocağı bulunduğu görülmekte olup bu durum yaratacağı riski de artırmaktadır.

Kıymetli Hemşehrilerimiz;

İlimiz denizle ormanın iç içe geçtiği, ülkemizin en güzel noktasıdır. Bu özellikleri ile gerek turizm, gerek zeytin başta olmak üzere gıda üretimi, gerekse de doğayla barışık, bal, lavanta ve benzeri üretimlerde başı çekmektedir. Bu kadar güzel ve bereketli bir kentin termik santraller,  maden ocakları, ticari liman işletmeleri gibi kirletici faaliyetlerle işgal edildiği görülmektedir. Bu yükün üzerine bir de yerleşim ve tarım alanlarının hemen yanı başında bir çimento fabrikasının eklenmesi kabul edilemez. 

Çimento fabrikası girişimi ile ilgili en büyük kaygılarımızdan bir diğeri ise etkisi bu kadar büyük bir faaliyetin kamuoyundan neredeyse gizlenerek yürütülmesidir. Aktarıldığı üzere 1. ÇED raporuna ilişkin halk toplantıları bölgede yaşayan köylülerin katılımı engellenerek yürütülmüş ve 2. ÇED raporları muhtarlığa tebliğ edilmeyip gizlenmiştir. Yine 2007 yılı itibarı ile imar planlarının Mülga Bayır Belediye Başkanlığı Ve İl Genel Meclisi kararları ile faaliyete uygun hale getirildiği anlaşılmaktadır. Gerek Menteşe Belediye Meclisi ve gerekse de Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi önce bu kararları iptal eden meclis kararları almış, kesinleşen yargı kararları üzerine ise 2019 yılında imar planlarını tekrar yürürlüğü alan kararlar almışlardır. Menteşe Belediye Meclisi ve Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı son kararlar kesinleşmiş yargı kararının uygulanmasına yönelik olmakla birlikte, her 2 Belediye başkanlığı da bu ölçüde büyük bir faaliyetin kamuoyu önünde tartışılmasına ihtiyaç duymamışlardır. Çağdaş ve duyarlı bir belediye yönetiminin şeffaflık anlayışının meclis kararlarını duyurmakla sınırlı kalmasının mümkün olmadığı açıktır.

Hali hazır durumda Çimento Fabrikası ile ilgili olarak son aşamaya gelinmiş olup Menteşe Belediye Başkanlığı’na ruhsat başvurusu yapılmıştır. Faaliyete dayanak oluşturan ÇED raporu 31/12/2014 tarihli olup ÇED Yönetmeliğinin 14/4 maddesi uyarınca geçerlilik süresi olan 7 yıl 31/12/2021 tarihinde dolmaktadır. Bu nedenle işletmeci şirketin bu süre dolmadan ruhsatlandırma faaliyetini tamamlamaya çalıştığı gözlemlenmektedir.

Bu noktada Fabrika projesinin ve dayanak ÇED raporunun yarattığı kaygılar yukarıda açıklanmıştır. Konuya ilişkin yetki sahibi Kurum ve Kuruluşların, 2021 yılında yaşadığımız yangın felaketlerinin etkilerini öncelikli olarak değerlendirmeleri ve  Yüksek Kamu Yararını üstün tutmaları gerekli ve zorunludur.

Bu sebeple Bayır’da kurulması planlanan Çimento Fabrikasının çevre ve canlı yaşamı yönünden yaratacağı sıkıntıları tekrar hatırlatıyor ve Bayır’da çimento fabrikası istemediğimizi bir kez daha duyuruyoruz.” 

 

 

 

 

Editör: Celal DURGUN
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık