Elde kalan son sulak alanlar da ölüyor

Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla Temsilcisi Coşkun Çatalkaya, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla bir açıklama yayınladı. Son 50 yılda 70’i aşkın gölün kuruduğunu belirten Çatalkaya, Bafa Gölü’nün de kurumaya yüz tuttuğunu ifade etti. Çatalkaya ifadelerinin devamında, “Mandalya Körfezinde olduğu gibi bazı alanların ise beton lobisinin istemleri çerçevesinde imar rantı ve talanına açıldığı görülmektedir.” diye konuştu.

Elde kalan son sulak alanlar da ölüyor
  • 23 Mart 2022, Çarşamba 11:06
 

Dünya Su Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yayınlayan Jeoloji Mühendisleri Odası Muğla Temsilcisi Coşkun Çatalkaya, “Su kısıtı yaşayan, küresel iklim değişikliği etkilerini her geçen gün daha fazla hisseden ülkemizde; jeoçeşitliliğimizi oluşturan denizlerimize, kıyı alanlarımıza, deltalarımıza, sulak alanlarımıza, göllerimize, nehir, çay ve derelerimize daha fazla sahip çıkma, su varlığımızı koruyarak gelecek nesillere aktarmak durumundayız.” dedi.

Dünyada 750 milyondan fazla kişinin temiz içme suyuna erişemediğinin altını çizen Çatalkaya, her gün 5 yaşın altında 1400 çocuğun temiz su eksikliği nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti. 

Çatalkaya, “Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin her gün etkisini artırdığı ülkemizde, çok sayıda göl veya sulak alanımızın ya kamu idareleri ya da gerekli tedbirlerin zamanında alınmaması nedeniyle kurutularak yok edilmesi sonucunda son elli yılda 70 yakın gölümüzün kuruduğu, elimizde kalan ülkemizin en büyük 2 inci gölü olarak kabul ettiğimiz Tuz Gölü, Eğirdir Gölü, Burdur Gölü, Bafa Gölü, Manisa- Marmara Gölü gibi çok sayıda büyük göllerimiz başta olmak üzere çok sayıda gölün kurumaya yüz tuttuğu görülmektedir.” diye konuştu. 

JMO Muğla Temsilcisi Çatalkaya yaptığı açıklamanın devamında, “Ülkemizde, özel çevre koruma veya kesin korunacak hassas alan statüsünde bulunan sulak alanlar, göller, deltalar gibi alanlar üzerine, 05.03.2022 tarihinde “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” düzenlemesi ile hidrolik, güneş ve rüzgar enerji santrallerin yapılmasına olanak sağlayan düzenleme ile elde kalan son sulak alanlarında yok edilmesinin önünün açıldığı, yine Muğla-Milas Mandalya körfezinde olduğu gibi bazı alanların ise beton lobisinin istemleri çerçevesinde imar  rantı ve talanına açıldığı görülmektedir.” ifadelerini kullandı.

Coşkun Çatalkaya sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Kaçak kuyuların açılması, kontrolsüz yeraltı suyu kullanılmasının Konya gibi illerde ne tür sonuçlar doğurduğu ortadayken Muğla il sınırları içerisinde DSİ tarafından havza etütleri yapılmadan sadece yeraltı suyu arama belge müracaatlarındaki yoğun talebi durdurma için keyfi saha kapatma işlemleri yapılarak kaçak kuyu açmanın önünün açıldığı hatta teşvik edildiği, yine Muğla il sınırları içerisinde doğal sit ve ÖÇK alanlarında yeraltı suyu temini amaçlı izin işlemlerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliğine bağlı TVK kurullarında bilimsel-teknik ve mevzuata uygun olmayan keyfi görüşlerin verildiği görülmektedir. Ülkemiz genelindeki tüm bu olumsuz gelişmelerin yanı sıra ilimiz özelinde su yönetimiyle doğrudan ilgili kurumlar DSİ ve MUSKİ başta olmak üzere su mevzuatının öngördüğü şekilde iş ve işlemlerini kamu yararını da göz önünde tutarak yürütmeleri gerekmektedir. Sonuç olarak su kısıtı yaşayan, küresel iklim değişikli etkilerini her geçen gün daha fazla hisseden ülkemizde; jeoçeşitliliğimizi oluşturan denizlerimize, kıyı alanlarımıza, deltalarımıza, sulak alanlarımıza, göllerimize, nehir, çay ve derelerimize daha fazla sahip çıkma, su varlığımızı koruyarak gelecek nesillere aktarmak durumundayız. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası jeoçeşitliliğimizi oluşturan kaynak ve varlıklarımıza sahip çıkılmaya devam edecektir.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Site en altı
yukarı çık