“KATI ATIK BEDELİ” KONUSUNDA MENTEŞE KENT KONSEYİ’NDEN ÖRNEK ÇALIŞMA..

Menteşe Kent Konseyi, Muğla’nın 13 belediyesinde birden uygulanmaya başlayan “Katı Atık Bedeli”nin su faturalarına yansıtılarak tahsil edilmesi uygulamasıyla ilgili olarak, Menteşe Belediyesi nezdinde çalışmalar yürütmüş ve bu uygulamanın birçok yönden yanlışlığına dair bir rapor hazırlamış. 

“KATI ATIK BEDELİ” KONUSUNDA MENTEŞE KENT KONSEYİ’NDEN ÖRNEK ÇALIŞMA..

Menteşe Kent Konseyi Yürütme Kurulu’nun diğer kent konseyleri yürütme kurulları ile de paylaştığı girişimleri ve hazırlanan rapor şöyle:
“Herkese merhaba, Kent Konseyi kanununun bize verdiği kentin hak ve hukukunu koruma, hesap sorma ve hesap verme görevi gereği;
Muğla’nın 13 ilçe belediyesinin ortak kararıyla, su faturalarına, kasım ayından itibaren yansımaya başlayan “ilçe belediyesi katı atık bedeli” ile ilgili gelişmeler Menteşe Kent Konseyi tarafından ilk günden itibaren takip edilmekte olup bu kapsamda;
- 05 Kasım Salı günü MUSKİ Genel Müdürü ile görüşülmüş,
- Aynı gün Kent Konseyinin ilk kez katıldığı Menteşe Belediye Meclis toplantısında Menteşe Kent Konseyi Başkanı Dr.Vehip Keskin halkın ve kent konseyinin bu konudaki rahatsızlığını dile getirmiştir. 
- 13 Kasım Çarşamba günü yapılan Menteşe Kent Konseyi Yürütme Kurulu toplantısına katılan, Menteşe Belediyesi Temizlik İşleri Müdür Vekilinden de konuyla ilgili ayrıntılı bilgi alınmış ve karşılıklı fikir alışverişi yapılmıştır. 
Tüm bu girişimlerin ötesinde, ülkemizdeki diğer uygulamalar ve yasal mevzuat, Menteşe Kent  Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Av.Barış Aydın tarafından anayasal haklar zemininde ayrıntılı olarak değerlendirilerek bir rapor oluşturulmuştur. Bu rapor ışığında düzenlenen Menteşe Kent Konseyi görüşü, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Menteşe Belediye Başkanlığı, Menteşe Belediye Meclisi Plan ve Bütçe komisyonuna, Menteşe Belediye Meclisindeki partilerin temsilcilerine iletilmiştir.
Konuya ilişkin raporumuzu ekte bilginize sunuyoruz. İyi çalışmalar
Menteşe Kent Konseyi Yürütme Kurulu”

“MENTEŞE KENT KONSEYİ, “İLÇE BELEDİYESİ KATI ATIK BEDELİ RAPORU” 
Evsel katı atıkların toplanması, taşınması, bertaraf edilmesi ve sonuçlarının izlenmesinden oluşan tüm sistemin maliyetinin, atık üreticilerine yansıtılmasını temel alan süreç 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. Maddesinde 2006 yılında yapılan değişiklikle şekillenmiştir. Yasanın koyduğu ve kısaca “Kirleten öder” ilkesi olarak tariflenen uygulamanın şekli ise 27.10.2010 tarih ve 27742 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Atıksu Altyapı Ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” ile belirlenmiştir. 
    Yönetmelik katı atık toplama hizmetinin nasıl yürütüleceğini ve bu hizmetin maliyetinin hizmetten faydalananlara nasıl yansıtılacağını belirlemektedir. Yönetmelik uyarınca ilçe belediyelerinin görevi “toplama, taşıma ve ara istasyonlara teslim” şeklinde tariflenmiş, bu görevin ifasından kaynaklanan tüm maliyetin atık üreticilerine (konutlar, ticari işletmeler, devlet kurumları, STK.lar vb) oluşturulacak tarifeler üzerinden yansıtılması öngörülmüştür. 
    Ancak yönetmelik incelendiğinde görüleceği üzere tarifelerin oluşturulması, yönetmeliğin 12 maddesi uyarınca atık üreticileri ile hizmet sözleşmelerinin yapılması, “kirleten öder” ilkesinin adaletli bir şekilde uygulanabilmesini sağlayacak verilerin toplanması ve işlenmesi gibi teknik zorluklar mevcuttur. Bunun yanında bir bütün halinde yönetmeliğin altyapısının yetersiz olması da başka bir problemdir. Bu durum ilgili bakanlıkça da göz önünde tutulmuş, yönetmeliğin “Uyum Süreci” başlıklı Geçici 1. Maddesi ile uygulanması 1 yıl için uzatılmıştır. Gelinen süreçte her yıl bahsedilen uyum süreci 1 yıl uzatılmış, en son olarak da 02/02/2019 tarihinde ilk kez 2 yıl uzatılmış durumdadır. Yönetmeliğin son hali itibarı ile uyum sürecinin sonu 31/12/2020 tarihidir. 
    Yönetmeliğin 18. Maddesi Evsel katı atık hizmetlerine ait ücretlerin; Atık ağırlığı, Konteyner sayısı, konteyner hacmi, konteyner doluluk oranı ve atık toplama sıklığı, Atık toplama aracı sayısı, araç hacmi, araç doluluk oranı ve atık toplama sıklığı gibi verilerden hareketle belirlenmesini öngörmektedir. 20. Madde ise tarifelerin 18. Maddede yazılı verilere göre hazırlanmasını gerektirmektedir. Ancak ülkemizdeki hiçbir belediyenin konteyner sayısı, araç sayısı ve toplama sıklığı dışında yukarıda yazılan verilere sahip olmadığı bilinmektedir. Öte yandan konteynerlerin konut, işletme ya da kurumlara ait alanlarda değil ortak alanlarda bulunduğu bu nedenle hangi üreticinin ne kadar atık ürettiğinin tespit edilemeyeceği açıktır. 18. Maddede öngörülen bu birimlere ilişkin veri bulunmayışı “kirleten öder” ilkesinin adaletli bir şekilde uygulanmasını engellemektedir. 
    Sistemin “kirleten öder” ilkesi uyarınca uygulandığı bazı Avrupa ülkelerinde konutlar bakımından temiz su tüketim miktarlarına endekslenerek uygulandığı görülmektedir. Bu durumun nedeni yapılan araştırmalarda temiz su tüketim miktarı ile katı atık üretim miktarı arasında % 60-70 oranında denge olduğunun görülmesidir. Ancak ülkemiz açısından bu konuda yapılmış bir araştırma da kamuoyuna yansımış değildir. 
    Bütün bu açıklamalardan ulaşılan sonuç yönetmelikle getirilen tarifelendirme ve ücretlendirme sisteminin sağlıklı ve adaletli bir şekilde uygulanma imkanının bulunmadığıdır. Yönetmelik kimin ne kadar kirlettiğinin tespiti için etkin bir mekanizma öngörmemektedir. Öte yandan özellikle konutlar dışındaki kirletenler için (örneğin okul ve hastaneler) sabit tarife öngörülmüş olması da gerçekçi bir tarife oluşturulmasını engellemektedir. 
    Menteşe Belediyesinin uygulaması bakımından ise yine yönetmelikle belirlenen “tam maliyetin yansıtılması” ilkesinin belirleyici olarak kullanıldığı görülmektedir. Ülkemizde katı atık toplama bedelini ücretlendiren az sayıdaki belediyenin de aynı sistemi kullandığı gözlenmektedir. Bu uygulamaya göre katı atık toplama sisteminin belediye bütçesinde yarattığı maliyet sistemden faydalananlara bölünerek toplanmaktadır. Toplama işlemi yapılırken Bakanlığın sitesinde yayınlanan kılavuzlar örnek olarak kullanılmakta, konutlarda hane halkı sayısı, işyerlerinde iş türü ve metrekare, okullarda öğrenci sayısı benzeri verilere dayalı tarifeler uygulanmaktadır. Ancak bu tarifelerin hiç birinin gerçek bir veriye dayanmadığı da ortadadır. 
    Yönetmeliğin “Halkın bilgilendirilmesi” başlıklı 23. Maddesi, belediye meclislerince tarife ücretlendirmesine ilişkin karar alınmadan önce halkın önerilen tarifeler ve esasları hakkında bilgilendirilmesini, bu amaçla maliyet kalemleri, geçmiş yılların maliyetleri gibi hususları içeren bir rapor hazırlanmasını öngörmektedir. Madde bahse konu raporların yerel gazetelerde yayınlanmasını, halkın en doğrudan şekilde yorum ve görüş sunarak karar alma sürecine dahil edilmesini gerektirmektedir. Menteşe Belediyesi açısından ise bu uygulamanın yapılmadığı, yurttaşların katı atık toplama bedelinden faturalandırma aşamasında haberdar olabildiği görülmektedir. Bu durum da sorunun büyümesinin kaynaklarından birisidir. 
    Öte yandan toplam sistem maliyeti amortisman giderleri ve yatırım maliyetlerini de içermektedir. Bu durum ise başka problemler yaratmaktadır. Merkezi iktidara yakın belediyeler yatırım maliyetleri (yeni araç alımı, tesis kurulumu gibi) bakımından merkezi bütçeden fazlasıyla faydalanırken muhalefet partilerinin belediyeleri bu konuda merkezi bütçeden katkı alamamakta ve yatırım maliyetleri de toplam sistem maliyeti içinde vatandaşlara yansıtılmaktadır. Bu durum toplanan katı atık bertaraf ücretleri bakımından belediyeler arası farklar da yaratmaktadır. 
    Uygulamada bazı belediyelerin toplam sistem maliyetini bir kısmını tarifelendirerek yurttaşlara yansıttığı örnekler de mevcuttur. Örneğin Marmara Belediyeler Birliği’nin 2019 yılında yayınladığı “Belediyelerde evsel Katı atık tarifeleri Değerlendirme raporu” başlıklı rapora göre Bursa Büyükşehir Belediyesi 2017 yılı içerisinde (ocak-Kasım) ilçe belediyelerinin evsel katı atık hizmet maliyetleri 167.635.824 Tl olarak kaydedilmiş, bu maliyetin 125.778.449 Tl’sı hizmet alanlardan tahsil edilmiştir.
    Bir bütün halinde incelendiğinde sistemin uygulama esaslarının fazlasıyla belirsiz olduğu, “kirleten öder” ilkesinin adaletli bir şekilde uygulanmasını sağlayacak bir işlerlik öngörülmediği, yine toplam maliyetin adil dağılımı sağlayacak verilerin toplanmamış işlenmemiş olduğu, bu haliyle hazırlanan tarifelerin (bakanlık kılavuzları dahil) afaki verilerle hazırlanmış olduğu ortadadır. Tüm bu sorunlar sonucunda yönetmelikle oluşturulması hedeflenen “katı atık toplama bedelinin kirletenlerden toplanmasına yönelik sistemin” uygulama zorunluluğunun yine aynı yönetmelikle sürekli ertelendiği ve uyum sürecinin son uzatma ile 31/12/2020 tarihine ötelendiği görülmektedir. 
    Menteşe Belediyesi tarafından hazırlanan tarife açısından da aynı sorunların varlığı ortadadır. Tarifelendirmede kullanılacak veri olmadığından bakanlık kılavuzları esas alınarak tarifeler oluşturulmuştur. Bu tarifelerin gerçek ve doğrudan veriye dayanmaması nedeni ile dayanaksız oldukları açıktır. Menteşe Belediyesi uygulaması açısından tarifenin, toplam maliyetin bakanlık kılavuzundaki örneklemelere uygun olarak geri alınması hedefi ile oluşturulduğu, fiyatlandırmanın bu nedenle afaki olduğu görülmektedir. Nitekim gelen tepkilere göre tarife değişikliklerinin yapılmasının öngörüldüğü izlenmektedir. Örneğin atık bedellerinin su faturalarına yansımasını takiben bazı kategori temsilcileri ile Belediye yetkilileri arasında bir görüşme gerçekleştirilerek bazı kategorilerdeki abonelere uygulanan tarife hakkında şikayetçi olunduğu ve belediye yetkililerince tarifede düzenleme yapılacağı şeklinde cevap verildiği basına yansımıştır. Ancak tarifenin “toplam maliyeti tahsil etme” esasına dayanması nedeni ile tarifede herhangi bir kategori lehine değişiklik yapılması durumunda oluşacak farklılığın diğer ana tahsilat kategorisi olan konutların aleyhine sonuçlar yaratacağı, bu durumun ise çatışmaya neden olacağı ortadadır. 
    Başta Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu olmak üzere yasal mevzuatımız evsel katı atıkların toplanmasını Belediyeler ve Büyükşehir Belediyelerinin görevi ve kamusal hizmet kategorilerin biri olarak tanımlamış durumdadır. Son yıllarda kamu otoritelerinin (merkezi ya da yerel) varoluş amacını oluşturan kamusal hizmetlerin genel kamu bütçesi dışına çıkarılarak bireysel ödemeye dayalı (kullanan öder) sistemlere dönüştürülmesi “vatandaşını müşteri olarak gören devlet” görünümü yaratmıştır. Hali hazırda kamu kaynaklarından finanse edilen hizmetlerin vatandaşlara ücret karşılığı kullanım şeklinde sunulması (örneğin kamu kaynakları ile yapılan otoyol ve köprülerin ücretlendirilmesi) sosyal devlet ilkesinden uzaklaşma tercihinin sonucudur. Katı atık toplama hizmetinin ücretlendirilmesi bu politikanın uzantısı olarak “hemşerisini müşteri olarak gören belediye” uygulamasını da yaratacaktır. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar bilinmektedir. Ancak ekonomik krizlerin faturalarının halka yansıtılmasını amaçlayan bu tür uygulamalar “sosyal devlet”, “sosyal belediyecilik” ilkeleri kapsamında tartışılmalıdır.   
    Anayasamızın 56 maddesi “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” demektedir. Evsel katı atık üretimi insan yaşamının olağan bir sonucu olup anayasanın 56. Maddesi bu sonucun giderimini kamusal bir yükümlülük olarak tariflemektedir. “Kirleten öder” ilkesinin temel uygulama alanının olağan atık üretiminin boyutlarını aşan kirletmeler ve tedbir almamaktan kaynaklı kirletmeler olduğu kabul edilmeli, evsel katı atık toplama, taşıma ve bertaraf etme sistemi kamusal bir hizmet olarak sunulmalıdır. 
    Sonuç Olarak    : 
    1-) Katı atık toplama sisteminin bir kamu hizmeti olduğu kabul edilmeli maliyeti kamu bütçesinden karşılanmalıdır. Sorunun kalıcı çözümü için; belediyelerin kirli su, çöp toplama vs. gibi temel hizmetlerini, bu hizmetlerden yararlananlardan yani vergi veren vatandaştan karşılamasını yasal zorunluluk haline getiren “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yönetmeliği ve uygulama yönergesi” benzeri halkın zararına uygulamalar geri çekilmelidir.  
    2-) Hali hazırda ülkemizde çok az belediyenin katı atık toplama sistemi maliyetini yurttaşlara faturalandırdığı bilinmektedir. Keza uygulamanın her yıl yönetmeliğin geçici 1 maddesi ile ertelendiği ve son hali ile 31/12/2020 tarihine kadar ötelendiği ortadadır. Ayrıntılı olarak açıklandığı üzere öngörülen sistemin ve yönetmeliğin mevcut hali ile adaletli ve işlevli bir uygulama yapılması olanağı da bulunmamaktadır. Bu itibarla yönetmeliğin erteleme süresi sonu olan 31/12/2020 tarihinde uygulanıp uygulanmayacağı da belirsizdir. Bu nedenle katı atık toplama bedeli uygulaması, Muğla’nın Menteşe dahil 13 ilçesinde yönetmeliğin erteleme süresi sonuna kadar durdurulmalıdır. 
    3-) Yönetmeliğin “Halkın bilgilendirilmesi” başlıklı 23. Maddesinde öngörülen raporlar hazırlanmalı, yurttaşların karar alma sürecine azami ve doğrudan katılımı sağlanmalıdır. Menteşe Kent Konseyi bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır.
    4-) Hali hazırda uygulanan tarifede tahsilat kaynağı olarak tariflenen kategorilerin hiçbirinde diğer kategorilerin yükünü artıracak değişiklikler yapılmasına yönelik girişimlere prim verilmemelidir. 
 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık