Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK

SURİYELİLER MÜLTECİ DEĞİLDİR

2010 yılında Tunus’ta başlayan Arap Baharı ayaklanmaları 2011 yılında Suriye’de de etkilerini göstermeye başlamıştır. Bununla birlikte 2011 yılından itibaren Türkiye, savaştan kaçıp sınırına gelen Suriyelilere kapısını açık tutmuştur. Bunun hukuki dayanağı ilticadır. İltica hukukuna göre kimi devletler önceden belirleyecekleri kriterlere göre başvuruda bulunan kimseleri ülkelerine kabul etmektedir; bu hukuki ve politik bir haktır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 14. Maddesinin 1 fıkrası “herkes zulüm karşısında başka ülkelerden sığınma talebinde bulunma ve sığınma olanağından yararlanma hakkına sahiptir” şeklinde düzenleme ile iltica hukukunun temellerini oluşturmuştur. Türkiye de bu beyannameye taraftır. Türkiye coğrafi konumu itibariyle çeşitli dönemlerde hedef ülke yahut transit ülke olarak göçe maruz kalmıştır. Bu kapsamda en güncel olanı savaştan kaçan Suriyelilerin Türkiye’ye girişleridir. Suriyelilere kapısını açan Türkiye olası toplumsal, siyasal sonuçlara karşı İltica Hukuku alanında ilk yasal düzenlemesini 4 Nisan 2013 tarihinde kabul edilen 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile gerçekleştirmiştir (YUKK).

SURİYELİLER MÜLTECİ DEĞİLDİR
  • 29 Temmuz 2019, Pazartesi 9:44

Leyla ÖZERYUKK’a göre uluslararası korumadan yararlananlar mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma statüsünde olanlardır. Mülteci, Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle 61. maddede sayılan koşulların gerçekleşmesi halinde verilen statüdür. Burada coğrafi bir sınırlandırma söz konusudur, mülteci statüsü Avrupa ülkelerinden gelenlere verilen bir uluslararası koruma statüsü olup Suriyelileri bu kapsama almamız hukuken imkansızdır. Şartlı mülteci ise, Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle mülteci statüsü için gerekli olan şartların aynısının taşınması halinde elde edilen uluslararası bir koruma olup bu koruma altındakiler üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar şartlı olarak Türkiye’de kalmalarına izin verilir. İkincil koruma ise mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilmeyen ancak menşei ülkesine veya ikamet ülkesine gönderildiğinde  ölüm cezasına çarptırılacak, işkenceye, onur kırıcı muameleye maruz kalacak (YUKK m.63’de sayılmıştır)olan yabancı, ikincil koruma statüsünden yararlanır. Bu üç grup uluslararası korumadan yararlanıp bu koruma ile ilgili kişilere statülerinden dolayı ikamet ve çalışma izni verilir, sadece şartlı mültecilerin ikamet izni çalışma izni yerine geçmez.

Öngörülemeyen ve ivedi nitelikteki bir durum sebebiyle baş gösteren acil akınlar sonucunda göç etmek zorunda kalan kişilerin korunmasını sağlamak üzere verilen statüye “geçici koruma” denir. Burada ülkesinden ayrılmayı gerektirecek olaylar sonucunda kitlesel bir şekilde ya da bu kitlesel akınlar döneminde bireysel olarak sınır kapımıza gelen yabancılara söz konusudur. Yakın tarihte Türkiye’ye giriş yapan Suriyeliler geçici koruma kapsamındadır. Geçici koruma ile ilgili hususlar Geçici Koruma Yönetmeliğinde düzenlemiştir. Geçici koruma statüsü acil durumlar karşısında geçici, sürekliliği olmayan bir statüdür. Bu noktada Türkiye ülkesine aldığı Suriyelilere güvenli bir ortama yerleştirilinceye kadar bu statüyü verir. Bu kişilere valiliklerce “geçici koruma belgesi” verilir, bu belge Türkiye’de kalış hakkı verir ancak ikamet izni yerine geçmez aynı şekilde, çalışma izni yerine de geçmez (çalışma izni almaları gerekir). Görüldüğü gibi ikamet ve çalışma izni bakımından geçici koruma altındakilere mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma altındakiler gibi haklar verilmemiştir. Vatandaşlık bağlamında ise bu statü ilgili yabancılara Türk vatandaşlığı vermez. Mevcut Vatandaşlık Kanunu gereği diğer şartları taşımak kaydıyla Türkiye’de beş yıl ikamet eden yabancılar vatandaşlık başvurusunda bulunabilir, ancak Geçici Koruma Yönetmeliği’ne göre, bu statüye sahip kişilerin Türkiye’de kalış süresi ikamet izni başvurusunda dikkate alınmaz ve sahibine Türk vatandaşlığı hakkı tanımaz. Bu kapsamda geçici koruma altındaki Suriyeliler beş yıl şartını taşısalar bile vatandaşlık için başvuramazlar.  Değinmek istediğim bir diğer husus ise Geçici Koruma Yönetmeliği’nde geçici korumanın süresine ilişkin herhangi bir düzenleme olmamasıdır. Bu eksiklik geçici koruma statüsünün hukuki mantığına aykırı bir durumdur. Zira bu statü, geçici bir şekilde ülkesine aldığı yabancılar için güvenli bölgelere yerleştirmeyi hedefler. Süre konusunda sınırlandırmanın olmaması ciddi toplumsal sorunlara yol açabilir. Yönetmeliğin 29. Maddesi “sağlık, eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetler ile tercümanlık ve benzeri hizmetler sağlanabilir” diyerek bu yardımların gerçekleştirilmesinin zorunlu olmadığını vurgulamıştır.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Müdürlüğü 11 Temmuz 2019 tarihinde yayınladığı sonuçlara göre; ülkemizde kayıt altına alınan geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 3 milyon 630 bin 575 kişidir. Bu veriler sadece kayıt altına alınan için olup kayıt altında olmayan binlerce Suriyeli Türkiye’de bulunmaktadır. Ekonominin kötü olduğu bir ülkede geçici koruma ile ülkeye alınan yabancı sayısının bu kadar fazla oluşu bu ülkede yaşayan vatandaşların ekonomik ve sosyal anlamda ilerleyişi noktasında aksaklıklara sebep olacaktır. Nitekim İşverenler tercihen düşük ücretle veya kayıt dışı Suriyeli çalıştırmayı seçerken, ırkçı söylemler sonucu halk arasında yayılan söylentiler, toplumsal anlamda çeşitli şehirlerde kaosa sebep olmuştur. Bu ve benzeri toplumsal, sosyal, ekonomik sebeplerden dolayı halk, iktidarın Suriyeliler konusundaki politikasını eleştirmiştir; iktidarın aldığı eksi puan da geçtiğimiz yerel seçimlerde kendisini ortaya koymuştur. Bu durumun farkına varmış olmalı ki birileri, 12 Temmuz 2019 da gerçekleştirilen MKYK’da Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan Suriyeliler konusunda yeni adımlar atılacağını belirterek dönüşlerin teşvik edileceğini, sağlık hizmetlerinden yararlanan Suriyelilerin artık katkı payı ödeyeceğini ve suç işleyenlerin sınır dışı edileceğini açıklamıştır. Bunun ardından İstanbul Valiliğinden gelen açıklamada "İstanbul'da kaydı olmayan (diğer illere kayıtlı) Suriye uyruklu yabancıların, kayıtlı bulundukları illere geri dönmeleri için 20 Ağustos 2019 tarihine kadar süre verilmiştir" şeklindeki açıklama, artık geçici koruma altındaki Suriyeliler konusunda yapılan yanlış politikaların iyileştirme kapsamına alınacağını gösteriyor.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık