Türk Toraks Derneği: “İkizköy’ün yanındayız!”

Türk Toraks Derneği, 31 Mart’ta İkizköy’de kömür için zeytin ağaçlarının sökülmesine tepki göstererek açıklama yayınladı.

Türk Toraks Derneği: “İkizköy’ün yanındayız!”
  • 07 Nisan 2022, Perşembe 9:14
 

1 Mart’ta yayımlanan Maden yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğin ardından kömür temini için kesilmesine karşı bölge halkının mücadelesinin sürdüğünü ifade eden Türk Toraks Derneği, “Yayınlanan yönetmelikte kamu yararından bahsedilmektedir ancak, 2 yıldan fazladır Akbelen’de ormanlarını kömür ocağı için kesilmekten korumak uğruna savaş veren İkizköy halkı bunu kamu yararı olarak görmemektedir. Nitekim 31 Mart Perşembe günü İkizköy Işıkdere’de yönetmelik değişikliğine dayanarak zeytin ağaçları yerinden sökülmeye başlanmıştır. Zeytinliklerini korumak isteyen halk şirket görevlileri tarafından darp edilmiş, kolluk kuvvetleri zeytinlikleri korumaya çalışan iki kişiyi gözaltına almıştır.” dedi.

Türkiye’nin, zeytin üretiminde dünyada ilk sıralarda yer alan bir üretici konumunda olduğunun belirtildiği açıklamada, “Zeytin ve zeytinyağı sektörü bütün olarak düşünüldüğünde 6-7 milyon yurttaşımız geçimini bu sektörden sağlıyor. Zeytin ağacının ekonomik ve ticari önemi, talebi hızlı bir şekilde yükselen zeytinyağı ve sofra zeytinleri nedeniyle sürekli artmaktadır. Aynı zamanda zeytin ve zeytinyağının besleyici ve faydalı olması, bu ürünlerin gittikçe daha çok değer kazanmasına neden olmaktadır. Zeytin ağaçları, ekolojik dengenin devamlılığı açısından da oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Zeytin ağaçları atmosferdeki karbondioksiti absorbe ederek ve havaya oksijen salarak hava kirliliğini azaltmasının yanında, yaban hayatı ve kuşlar gibi pek çok canlı türü için yaşam alanıdır. Zeytinlikler atmosferden hektar başına yılda 3.74 ton karbondioksit yakalamaktadır. Ayrıca erozyonu, çölleşmeyi, selleri önlediği de bilinen bir gerçektir.” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Türk Toraks Derneği olarak Türkiye’nin fosil yakıtla enerji üretiminden hızla yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına adil bir dönüşüm yapması gerektiğini daha önce de defalarca belirtmiştik. Dünya iklim krizi ve çevre kirliğini önlemek için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelirken, Paris İklim Anlaşmasını imzalamış ve taahhütlerde bulunmuş bir ülke olarak hala fosil yakıt elde etmek için maden ocakları açabilmek adına zeytinliklerimizin yok edilmesi kabul edilemez.”

10 YILDAN ÖNCE MEYVE VERMEYECEK

“Zeytin ağaçlarının kesilmeyeceği, taşınacağı ya da kömür ocağı kapatılınca tekrar yerine dikileceği yönetmelikte belirtilmiştir. Ancak uzmanların açıklaması bunun çok da mümkün olmadığını, taşınan ağaçların 10 yıldan önce meyve veremediğini, ocak kapatıldığında ise kalan kayalık alana tekrar ağaç dikilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir. Ayrıca o zeytinliklerle geçimini sağlayan köylünün nasıl rehabilite edileceği ile ilgili hiçbir açıklama yoktur. Onlar da mı zeytinliklerle birlikte taşınacaktır? Yatağan Termik Santralinin kurulduğu yıllardan bu yana bu tür olaylara bölge halkı yabancı değildir. Birçok zeytinlik ve köy yok olmuş, insanlar doğdukları ve büyüdükleri topraklardan kopmak zorunda kalmıştır. Bölge halkı artık böyle travmaları yaşamamak için birçok yerde doğalarına dokunulmaması için eylem yapmaktadır. Kamu yararı düşünülüyorsa bu çığlıklara kulak verilmelidir.”

“GAZLAR ATMOSFERE KARIŞIYOR”

“Yaşadığımız doğa talanlarının ve ekolojik krizin sorumlusu, daha çok kar ve sermaye birikimi için hükümetlerin desteği ile doğayı, havayı ve suyu, insan emeğini meta olarak gören ve talan eden sistemdir. Sanayi devriminden beri, ama özellikle son 20-30 yıldır ormanlar, tarım alanları, zeytinlikler, meralar, sulak alanlar şirketler tarafından tahrip edilmekte, balık stokları azalmakta, dünyanın ısınmasına neden olan gazlar atmosfere karışmaktadır. Bunların sonucunda da, türler doğal hızlarından 1.000 kat daha hızlı bir şekilde yok olmaktadır.”

“DOĞA TALANININ TİPİK BİR ÖRNEĞİ”

Milas-Akbelen’de yaşananlar dünyada ve ülkemizin değişik bölgelerinde yaşanan doğa talanlarının tipik bir örneğidir.  Toraks Derneği, kalkınmanın sadece ekonomik büyümeyi değil, insanların ve doğanın ahenkli bir şekilde birbirlerini besleyerek, biyoçeşitliliği, çeşitlilik içinde birliği ve aynı zamanda yaşam niteliğini yükseltmeyi hedeflemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle Toraks Derneği, herkesin temel insani ihtiyaçlarının, ekonomik ve sosyal güvenliğinin garanti altına alınmasının; kullanılacak teknolojilerin doğayla uyumlu olduğu kadar merkezi ve bürokratik bir yönetsel aygıtı gerektirmeyecek biçimde, yurttaşlarca kolayca denetlenebilecek eko-teknolojiler olmasının, enerjinin ise ekolojik evrimi zenginleştirecek biçimde tümüyle yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşturulması gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.”

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK VE YAŞAM”

“Son olarak ulusal akciğer sağlığını geliştirmeyi amaçlayan bir uzmanlık derneği olarak, hava kirliliği başta olmak üzere yaşanan tüm ekolojik sorunların çözüm noktasının “sürdürülebilir kalkınma” bakış açısının yerini “sürdürülebilir bir gelecek ve yaşam”ın almasından geçtiğini bilmekte ve böylesi bir değişimin gerekliliğini savunmaktayız. Bu değişimi sorunun kaynağı olan devletlerden ya da şirketlerden bekleyemeyiz. Bizler, insan sağlığını, doğayı, çevre sağlığını savunanlar, bu konuda doğru adımların atılması için birlik olmalı, ısrarla taleplerimizi duyurmalı, İkizköy’deki gibi doğaya karşı saldırılarda hep birlikte temiz hava soluma, sağlıklı bir çevrede yaşama haklarımızı savunmalı ve elde etmek için mücadelemizi sürdürmeliyiz. Haklı davalarında Milas- İkizköy halkının ve aynı durumda olan tüm köylülerimizin yanında olduğumuzu tüm kamuoyuna duyururuz.

Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu”

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Site en altı
yukarı çık