TZOB Genel Başkanı Bayraktar:  “Desteklerle yaraların en kısa sürede sarılacağına inanıyoruz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, temmuz ayı üretici market fiyatları, kuraklık ve girdi fiyatları konusunda yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yaptı.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar:   “Desteklerle yaraların en kısa sürede sarılacağına inanıyoruz”
  • 03 Ağustos 2021, Salı 9:38

Bayraktar açıklamasına Türkiye’de son günlerde yaşanan yangınlar için geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı:

“Türkiye birbiri ardına çıkan orman yangınlarıyla sarsıldı. Ülkemizin çeşitli yerlerinde 28 Temmuz tarihinde başlayan yangınlarda ciğerlerimiz yandı. Bugüne kadar çıkan yangınların bir kısmı kontrol altına alınırken, bir kısmı ise maalesef halen devam ediyor.

Yangının çıktığı ilk andan itibaren hem devlet yetkililerimiz hem görevli personellerimiz hem de yangın bölgesinde yaşayan vatandaşlar var gücüyle yangınlara müdahale ediyor.

Yangınlarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve baş sağlığı diliyorum. Yangından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Orman yangınlarında ciğerlerimiz yandı. Telafisi zor olsa da el birliğiyle güçlü bir Türkiye olarak yaralarımızı saracağız. Allah ülkemizi her türlü felaketten korusun.

Yangından etkilenen bölgeler hükümetimizce afet bölgesi ilan edildi. Afet bölgesi ilan edilen bölgelere yapılacak olan destekler zarar gören vatandaşlarımızın hayata tutunması için önemli adımlardır. Desteklerle yaraların en kısa sürede sarılacağına inanıyoruz. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak da bizde bu konuda gerekli yardımları yapacağız.

Türkiye'nin dört bir yanındaki Ziraat Odalarımız, yangından etkilenen bölgelerimizdeki Ziraat Odalarımız vasıtasıyla, afetten zarar gören çiftçilerimizin acil ihtiyaçlarını gidermek üzere seferber oldular.

Çiftçilerimizin temel ihtiyaçları ile birlikte özellikle hayvancılık yapan çiftçilerimizin hayvanları için gerekli olan yem saman ve ot gibi ihtiyaçlarını da karşılıyorlar. Her zaman olduğu gibi bu dayanışma ruhunu gösteren Oda Başkanlarımızı ve çiftçilerimizi tebrik ediyorum.”

Bayraktar, temmuz ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının 4 kata yaklaştığını belirterek şöyle devam etti:

“Patlıcan 3,6 kat, salatalık 3,2 kat, kabak 3,1 kat, nohut ve maydanoz 3 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır.”

Üreticide 1 lira 22 kuruş olan patlıcan markette 4 lira 38 kuruşa, 1 lira 40 kuruş olan salatalık 4 lira 43 kuruşa, 1 lira 41 kuruş olan kabak 4 lira 31 kuruşa, 4 lira 35 kuruş olan nohut 13 lira 7 kuruşa ve 60 kuruş olan maydanoz 1 lira 80 kuruşa satılmaktadır.

Üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 259,02 ile patlıcanda görülmektedir. Patlıcanı, yüzde 216,43 ile salatalık, yüzde 205,67 ile kabak, yüzde 200,46 ile nohut ve yüzde 200 maydanoz ile takip etmektedir.

Temmuz ayında markette 26, üreticide 17 üründe fiyat artışı; markette 9, üreticide 9 üründe fiyat düşüşü; markette ve üreticide 7 üründe fiyat değişmedi.

Fiyatı en fazla artan ürün markette karpuz, üreticide kuru soğan; fiyatı en fazla düşen ürün markette çilek ve üreticide patates oldu.”

“Markette en fazla fiyat artışı karpuzda, en fazla fiyat düşüşü ise çilekte görüldü”

Temmuz ayında markette en fazla fiyat artışının yüzde 57,33 ile karpuzda görüldüğünü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Karpuzdaki fiyat artışını yüzde 46,63 ile kuru soğan, yüzde 26,57 ile salatalık, yüzde 20,76 ile taze fasulye, yüzde 20,34 ile şeftali, yüzde 16,41 ile domates, yüzde 15,87 ile nohut, yüzde 15,73 ile kırmızı mercimek, yüzde 14,68 ile patates takip etti.

Temmuz ayında markette kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, fındık içi, Antep fıstığı, yumurta ve toz şeker fiyatında bir değişim meydana gelmedi.

Markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 16,61 ile çilekte yaşandı. Çilekteki fiyat düşüşünü yüzde 16,37 ile kiraz, yüzde 8,33 ile marul, yüzde 3,52 ile patlıcan, yüzde 2,60 ile yeşil soğan, yüzde 2,45 ile pirinç, yüzde 2,05 ile zeytinyağı izledi.”

“Üreticide en fazla fiyat düşüşü patateste, en fazla fiyat artışı ise kuru soğanda oldu”

Temmuz ayında üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün yüzde 32,90 oranında patateste olduğunu söyleyen Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Patatesteki fiyat düşüşünü yüzde 11,76 ile maydanoz, yüzde 7,14 ile şeftali, yüzde 6,67 ile kuru kayısı, yüzde 3,57 ile havuç ve yumurta, yüzde 1,61 ile patlıcan izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 290,24 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 150 ile karpuz, yüzde 40,69 ile nohut, yüzde 35,78 ile limon, yüzde 35,90 ile yeşil mercimek, yüzde 35,06 ile sivri biber, yüzde 31,71 ile ıspanak, yüzde 27,55 taze soğan, yüzde 22,81 ile salatalık, yüzde 18,75 ile çilek, yüzde 13,81 ile Antep fıstığı ve 9,81 ile domates takip etti.

Temmuz ayında üreticide, elma, pirinç, kuru fasulye, kuru üzüm, kuru incir fındık içi ve zeytinyağında fiyatında bir değişim meydana gelmedi.

“Hasat edilen ürün miktarındaki artışlar fiyatların düşmesine neden oldu”

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar fiyat değişimlerinin gerekçelerini ise şöyle açıkladı:

“Patates, maydanoz, şeftalide fiyat düşüşünün nedeni hasadın yoğunlaşmasından kaynaklanıyor.

Temmuz ayında fiyatı en fazla artan ürün kuru soğandır. Kuru soğanda fiyat yeni sezona ait olup, fiyat artışı sezon sonu olmasından kuraklıktan dolayı yeterli ürün olmaması ve talepteki artıştan kaynaklanmaktadır.

Karpuzda ise Adana ve bazı bölgelerde hasadın bitmesi nedeniyle arzdaki yavaşlama ve yaz aylarındaki talep artışı etkili olmuştur.

Limonda ihracattaki artış ve depolardaki ürünün azalması fiyat artışına yol açtı.

Sivri biber, taze soğan, salatalık, çilek ve domateste fiyat artışı ihracat ve yurtiçi talep artışından meydana geldi.

Kırmızı mercimek ve yeşil mercimekte kuraklıktan dolayı ürün arzının düşmesi fiyat artışında rol oynadı.”

 “Birliğimizin kuraklıkla ilgili bütün tahminleri doğru çıkıyor”

Bayraktar, yıllardır ülkemizi etkisi altına alan kuraklığın 2021 yılında gündemin birinci maddesi olduğunu belirterek, bu afetin daha uzun bir süre de önemini artırarak yerini koruyacağının altını çizdi ve şöyle devam etti:

“Sadece birkaç bölgeyi değil neredeyse bütün ülkeyi etkisi altına alan kuraklıkla beraber birçok ilimizde görülen don, dolu, fırtına, sel, heyelan, tropikal rüzgâr gibi sıra dışı meteorolojik olayların tarımsal üretimde meydana getirdiği ürün kayıpları tahminlerin oldukça üstünde seyretmektedir. Tarımsal ürün kaybının gıda sektörünün tedarik zincirinde oluşturduğu aksaklıklar ise hızlı fiyat artışlarına neden olmakta, böylece fırsatçılara da gün doğmaktadır.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak 10 Aralık 2020 tarihinde yaptığımız basın açıklamasında; 2021 yılının 2020 yılından daha riskli olduğunu ifade etmiş ve bu riski kuraklığın oluşturduğunu net olarak kamuoyuna duyurmuştuk.  Ayrıca aynı açıklamada, Aralık 2020 ortalarına kadar yağış alamazsak, riskin daha çok artacağını da vurgulamıştık.

Kuraklık felaketiyle ilgili olarak 2021 yılının nisan, mayıs ve haziran aylarında yaptığımız kapsamlı açıklamalarda ve kamuoyuyla paylaştığımız “TZOB 2020-2021 Tarımsal Üretim Dönemi Kuraklık Risk Tahmin Raporu”nda da ayrıntılı şekilde öngörü ve taleplerimizi açıkladık.

Ülkemizdeki kuraklığın tarımsal üretimi ne denli olumsuz etkilediğini en yakından müşahede eden toplum kesimi üreticilerimizdir. Gıda arzımızın yegâne güvencesi olan üreticilerin sesine mutlaka kulak verilmesi gerekir.

Yayınladığımız raporlardaki öngörülerimizin maalesef tamamı doğru çıktı. Bu nedenle, kuraklığın yakıcı etkilerini en aza indirmek amacıyla hazırladığımız ve kamuoyuyla, ilgili kurum ve kuruluşlarla sürekli paylaştığımız taleplerimizin bir an önce gerçekleştirilmesini beklemekteyiz.”

“Kuraklığa karşı ciddi önlemler alınmazsa etkileri yıllarca sürer”

Dünyada ve ülkemizde kuraklık riskine karşı bilimsel, ciddi ve kalıcı önlemleri şimdiden almazsak ve yeterli üretimi sağlayamazsak kısa zamanda gıda güvencesinden de bahsedemez bir duruma geleceğimizin vurgusunu yapan TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üretici ülkelerden ucuz buğday, et, süt ve diğer ürünleri temin etme imkânımız bir süre sonra ya kalmayacak ya da yüksek maliyetlere almak zorunda kalacağız. Bu ülkelerden alım yaptığımızda sadece ürün ithalatı yapmış olmayacağız, ‘gıda enflasyonu’ da ithal etmiş olacağız.

Gerçekleşme ihtimali çok fazla olan bu durum ülkemizdeki birçok insanımızın gıdaya ulaşamaması demektir. Kaldı ki, paramız olsa da bazı ürünlerin ithalatı maalesef mümkün olmayacaktır.

Gündemin ilk sırasına oturan kuraklık bize asla unutmamamız gereken bir gerçeği öğretti; ‘Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz’.

Devam eden pandemi riski sürecine bir de kuraklık riskini eklediğimizde; gelecek yıllarda gıda riskinin çok daha büyük boyutlarda olacağını söyleyebiliriz. Gerekli tedbirleri zamanında almayan ülkeleri önümüzde yıllarda zor günler bekliyor.

Ülkemizde daha önceki yıllarda duyduğumuz “kıtlık” ve “erzak karnesi” gibi kelimeleri kesinlikle unutmamalıyız ve kuraklık yüzünden bunlarla karşılaşmamak için en köklü tedbirleri almakta da asla gecikmemeliyiz.

 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık