Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert

“Bu bir toplumsal cinnet halidir!”

A.Kemal KAŞKAR -

“Bu bir toplumsal cinnet halidir!”
Bu içerik 451 kez okundu.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sitesinde yer verilen “buluğ ve nikah tanımları”yla “evlenme yaşının, buluğ yaşı alt sınırı olarak kızlarda 9, erkeklerde 12 olduğu” anlamına gelen “açılım”a (!), Atatürkçü Düşünce Derneği Milas Şubesi’nden, yazılı bir açıklamayla çok sert tepki geldi.

Açıklamada, “Dokuz yaşındaki kız çocukları ile evlenilmesi düşüncesinin toplumda ağır bir suç ve utanç sebebi olması gerekirken, insanları eğitip topluma huzur getirmesi beklenen din kurumunun bu tür açıklamalar yapması karşısında siyasal iktidarın sessiz kalması da çarpıcı. Hemen her konuda açıklamalar yapan, toplum yaşamına gereksiz ve yakışıksız müdahalelerde bulunan iktidar yetkililerinin bu olay karşısında sessizliğini koruması onay anlamını taşıyor” denildi.

Atatürkçü Düşünce Derneği Milas Şubesinden yapılan “Dokuz yaşındaki kız çocuklarının evlenmesini

onaylamak ‘zırva’ ile geçiştirilemez” başlıklı açıklama şöyle:

 

“Ağır bir suç ve utanç sebebi olması gerekirken …”

Diyanet İşleri Başkanlığı, web sitesinde, nikah tanımı yaparak, bulûğ çağına girmiş olanların da dinen nikahlanabileceğini belirtti.

Diyanet, bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtti.

Diyanet, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini bildirdi.

Diyanet, ergenlik çağına girmiş kız çocukları nikâhlanırken yanlarında velilerinin olmasının daha uygun olacağını da açıkladı ve “Veli olmasa da olur” dedi.

Resmi web sitesinde nikâhı tanımlayan Diyanet, evliliğin kişiyi zinadan koruduğunu ve insan neslinin devamını sağladığını savundu.

“Kişinin gayri meşru ilişkiye girme tehlikesi bulunması halinde evlenmesi vaciptir” diyen Diyanet, bulûğ tanımını yaparken, buluğ çağına giren kız çocuklarının evlenebileceğini de şu tanımıyla ortaya koydu:

 “Nikâhın, iki şahit huzurunda tarafların irade beyanında bulunmak suretiyle akdedilmesi gerekir. Buluğ çağına erişmiş kadının velisi olmaksızın kendisinin nikâhlanabilmesi mümkün olmakla birlikte, velisinin de bulunması menduptur (yapılması daha iyi olan).”

Diyanet İşleri Başkanlığı, yine resmi web sitesinde “bulûğ”u tanımlarken, kızların 9, erkeklerinse 12 yaşına basmaları halinde bulûğa erdiklerini açıkladı.

Anayasamızın laiklik ilkesini, yasaları, insan ve çocuk haklarını ayaklar altına alan bu açıklamalar “zırva” sözcüğü ile geçiştirilemez. Bu bir toplumsal cinnet halidir.

Küçük yaşlardaki çocukların tarikat yurtlarında, Kuran kurslarında tecavüze uğraması, kadın cinayetlerinin her geçen gün artması, genç kızlarımızın tecavüzcüsü ile evlendirilmesi, tesettür anlayışının ana okullarına inmesi ve bütün bunların siyasal iktidarca “hoşgörü” ile karşılanıp “bir kere ile bir şey olmaz” mantığı, işi kız çocuklarının 9 yaşında evlendirilmesinin önünün açılmasına kadar getirmiştir.

Dokuz yaşındaki kız çocukları ile evlenilmesi düşüncesinin toplumda ağır bir suç ve utanç sebebi olması gerekirken, insanları eğitip topluma huzur getirmesi beklenen din kurumunun bu tür açıklamalar yapması karşısında siyasal iktidarın sessiz kalması da çarpıcı. Hemen her konuda açıklamalar yapan, toplum yaşamına gereksiz ve yakışıksız müdahalelerde bulunan iktidar yetkililerinin bu olay karşısında sessizliğini koruması onay anlamını taşıyor.

 

“Andımızı ve ‘Küçüklerimi Koruma’ ilkesini kaldırırsan …”

İktidarının ilk günlerinden beri okullarda “Andımız” okumayı kaldırmayı hedefine koyan siyasal irade, nihayet “Andımız” okunmasını yasaklamıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren “küçüklerini korumak” anlayışını “büyüklerini saymak” ilkesinden öne koyup yasa olarak ilan eden anlayıştan, dokuz yaşındaki kız çocuklarının evlenmesinin önünü dinen açma noktasına getirildik. Dokuz yaşındaki çocukların reşit olmasını bırakın, bedenen, zihnen ve ruhsal gelişim olarak korunmaya muhtaç olduğunu bilmek için anne ve baba olmaya gerek yok. İnsan olmak yeterli.

 

Geçit yok!

Mustafa Kemal Atatürk’ün ışıklı yolunda yürüyen Türk halkı, Diyanet İşleri Başkanlığının son fetvasına karşı gerekli tepkiyi vermiş ve benzeri konulardaki fetvalarına da geçit vermeyecektir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X