Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert

‘Devrim Yasaları’ 94 yaşında!

ÖNDER Haber / Melih KAŞKAR -

‘Devrim Yasaları’ 94 yaşında!
Bu içerik 491 kez okundu.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Milas Şubesi’nden yapılan açıklamada, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen üç devrim yasasının, Türkiye Cumhuriyeti için taşıdığı çok büyük öneme dikkat çekilerek, “Ülke Başkanlık rejiminin başlayacağı 2019 seçimlerine giderken, halen Anayasamızın 174. maddesinde sıralı duran Türk Devrimi’nin yasaları, umut gözleri olarak, Türk Milleti’ne bakmaktadır” denildi.

 

ADD Milas Şubesi Başkanı Gülçin Erşen imzalı açıklama şöyle …

3 Mart 1924’te, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önemli üç devrim yasası kabul edildi. Bu yasalarla ‘Hilafet’ kaldırıldı, Şer’iye ve Evkaf Bakanlığı’na son verildi, eğitim ve öğretimde birlik sağlandı.

1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırıldıktan ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildikten sonra Osmanlı Devleti’nden geriye sadece ‘Hilafet Kurumu’ kalmıştı. Halifelik, padişah Yavuz Sultan Selim’in Suriye ve Mısır’ı ele geçirdiği 1517 yılında Osmanlı hanedanına geçmişti. Osmanlı döneminde babadan oğula kalıyor ve halk üzerinde bir baskı işlevi görüyordu. İslam dünyasında ise önemsizdi. Gerçekte halifeliğin Kuran’da yeri yoktu ve dinsel bir makam olması söz konusu değildi. Çünkü İslam dininde tanrıyla kul arasında bir aracı bulunamazdı. Bu kurum, Cumhuriyet döneminde devrim karşıtları ve saltanat yandaşlarının sığınabileceği bir merkez oluşturacak, çağdaş devlet anlayışıyla çelişecekti. Çıkarılan yasayla halifenin görevine son verildi ve hilafet makamı kaldırıldı. Halife ve Osmanlı saltanatı kökeninden gelen tüm kişilerin ülke içinde oturması yasaklandı. Bu kişiler Türk vatandaşlığından çıkarılarak ülke dışına gönderildi.

Hilafetin kaldırılmasıyla devlet yönetimindeki iki başlılık olasılığı ortadan kalktı. Uluslaşma ve laik devlet yolunda yapılacak köklü değişimlerin, devrimlerin önü açıldı.

Çıkarılan ikinci yasayla ‘Şer’iye ve Evkaf Bakanlığı’ ve ‘Genel Kurmay Bakanlığı’ kaldırıldı. Bu bakanlıklarla din ve devlet işleri birlikte yürütülüyor, adalet şeriat mahkemelerince dağıtılıyor, dinsel vakıflar ve ordu yönetiliyordu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde ise toplumsal yaşamdaki düzenlemelerle ilgili yasama ve yürütme, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun oluşturduğu hükümete aitti. Çıkarılan yasayla, din kurumlarının yönetimi için başkent Ankara’da, Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca atanacak Diyanet İşleri Başkanı, ülke içindeki tüm cami ve mescitler ile buralarda çalışan imam, müftü ve diğer din adamlarını yönetecekti. Bunun yanı sıra vakıf işlerini ulusun gerçek yararına uygun olarak yürütmek üzere yine Başbakanlığa bağlı bir Genel Müdürlük kuruldu. Aynı yasayla Genel Kurmay Bakanlığı da kaldırıldı. Yerine Cumhurbaşkanını temsil etmek üzere, ordunun barış döneminde yönetim ve komutası ile görevli, en yüksek askeri kurum olarak Genel Kurmay Başkanlığı kuruldu.

Genel Kurmay Başkanı, Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanının onayı ile atanacak ve görevlerinde bağımsız olacaktı.

Bu ikinci devrim yasasıyla, din ve ordunun siyaset dışı bırakılması sağlandı ve laik devlet yolunda önemli bir adım daha atıldı.

Devrimin üçüncü önemli yasası ‘Eğitim ve Öğretim Birliği Yasası’ idi. Osmanlı döneminde hem dinsel eğitim veren medrese gibi okullar hem de çağdaş eğitim veren kurumlar vardı. Bu ikili eğitim sistemiyle iki türlü insan yetişiyordu. Devrimlerin benimsetilmesi, ulusun düşünce ve duygu birliğinin sağlanması, bu ikiliğin ortadan kaldırılması amacıyla ülkedeki tüm bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı.

Bu devrim yasasıyla da çağdaşlaşma ülküsü doğrultusunda laik eğitime geçildi.

Anayasamızın 174. maddesiyle, başında Eğitim ve Öğretim Birliği Yasası olmak üzere, devrim yasalarının tümü koruma altına alınmıştır.

Bu devrim yasalarının üzerinden doksan dört yıl geçti. Ülke çok partili demokrasinin başladığı 1946 yılından günümüze değin hep Cumhuriyet değerlerini, özellikle laiklik ilkesini aşındıran siyasal iktidarlarca yönetildi. On altı yıldır kesintisiz süren son Siyasal İslam iktidar dönemi ise Cumhuriyetin geriye doğru değişim ve dönüşüm yılları oldu. 15 Temmuz 2016 darbe/işgal girişiminin, ülke çapında OHAL düzenine geçilmesinin ve 16 Nisan 2017 halk oylamasının yapılmasından sonra Cumhuriyet rejimi de değiştiriliverdi.

Ülke Başkanlık rejiminin başlayacağı 2019 seçimlerine giderken, halen Anayasamızın 174. maddesinde sıralı duran Türk Devrimi’nin yasaları, umut gözleri olarak, Türk Milleti’ne bakmaktadır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X