Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert

103’ncü yıldönümüne yakışır bir tören…

Adem KANKAYNAR -

103’ncü yıldönümüne yakışır bir tören…
Bu içerik 464 kez okundu.

 

Bir ulusu yok etmek için bir araya gelmiş güçlü ordulara karşı yokluk içindeki bir milletin verdiği bağımsızlık mücadelesinin, dünyada eşine benzerine az rastlanır örneği, Çanakkale Zaferi’nin 103’ncü yıldönümü, birbirinden güzel etkinliklerle kutlandı.

Sabah 09.30’da şehitlikte başlayan törende, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimiz için Kur’an-ı Kerim okunarak dua edilen program, Atapark’taki Atatürk Anıtı önünde devam etti.

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşımızın okunmasıyla başlayan törende, Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Önceki yıllardan farklı olarak bu sene, Şehit Aileleri adına da anıta çelenk sunuldu.

Günün anlam ve önemini belirten konuşma, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genç subayı Teğmen Fatih Aydın tarafından yapıldı.

Teğmen Aydın; “Bugün vatanımızın bölünmez bütünlüğünün korunması, bayrağımızın sonsuza kadar dalgalanması ve yüce milletimizin bağımsızlığı uğruna ölmeyi bir şeref bilip, hayatlarını feda ederek, bütün rütbelerin en yücesi olan şahadet mertebesine ulaşan aziz şehitlerimizi anma günüdür.

Bugün aynı zamanda yakın tarihimizin şeref sayfalarından birini oluşturan, sonuçları itibari ile milletimizin kaderini ve tarihin akışını değiştiren Çanakkale Zaferi’nin de 103’ncü yıldönümüdür. Siperler arasındaki mesafenin sadece birkaç metre ve ölümün kaçınılmaz olduğu bir muharebede, öleni görüp kısa bir süre sonra kendisinin de öleceğini bildiği halde en ufak bir duraksama göstermeden, yılmadan savaşarak, milletimizin yüzyıllardır sarsılmış özgüven duygusunu yeniden kuvvetlendiren Çanakkale ruhunun oluştuğu gündür.

Birinci Dünya Savaşı sonunda yıkılmış, parçalanmış, vatan toprakları işgal ve orduları terhis edilmiş olan milletimizin tüm bu olumsuz şartlara rağmen, bir ölüm kalım mücadelesine başlaması, Çanakkale’de şahlanan işte bu erdemli ruh sayesinde mümkün olmuştur. Milletimizin Çanakkale’de kazandığı kendine güven ve inanç duygusu, Kurtuluş Savaşı sırasında da sarsılmaz değer ve ideallerimize öncülük etmiştir.

Şimdi de aziz şehitlerimizin bizlere bıraktığı kutsal emanetler olan değerli şehit aileleri ve aziz şehitlerimize hitap etmek istiyorum:

Bugün millet olarak özgür bir şekilde, emniyet ve güven içerisinde yaşıyorsak, bu sizlerin babaları, eşleri, kardeşleri ve evlatları sayesindedir. Aziz şehitlerimizi unutmak nasıl mümkün değilse, millet olarak onların bizlere emaneti olan sizleri ve sizlere olan vefa borcumuzu unutmakta mümkün değildir.

Müsterih olunuz. Onlar, üzerinde sonsuza dek özgürce yaşayacağımız kutsal vatanımız uğruna şehit oldular. Bizlere, varlığıyla her zaman güven ve gurur veren güçlü Türk Silahlı Kuvvetlerini miras bıraktılar. Bu vatan için yaşadılar ve bu vatanın kalbine gömüldüler. Bugün güzel yurdumuzun her köşesinde sizlerle birlikte tüm milletimiz, onları sevgi ve saygıyla yaşatıyor ve rahmetle anıyor.

Aziz şehitlerimiz… Kahraman savaşçılar olarak vatanımızın ve milletimizin bölünmez bütünlüğü uğrunda canlarınızı verdiniz. Bizlere emanet ettiğiniz bu bağımsız ülkenin semalarında ebediyen dalgalanacak olan ay yıldızlı bayrağımız altında rahat uyuyunuz.

 

Biliniz ki; tertemiz kanlarınızla suladığınız kutsal vatanımız, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından en kutsal emanet olarak muhafaza edilecektir. Bu uğurda bizler de sizler gibi vatanın asker yeminine sadık, yılmaz ve yenilmez bekçileri olarak, gerektiğinde canımızı seve seve feda etmeye hazırız” diyerek, bir kez daha şehitlerimizi; rahmet, minnet, şükran ve saygı ile andığını söyledi.

 

Öğrencilerden etkileyici

bir gösteri…

Atapark’ta sona eren törenin ardından Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonu’nda geçildi. Mehmet Akif Ersoy Teknik ve Mesleki Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan törenin bu bölümünde, sahneye adeta Çanakkale ruhunu yansıtan mini bir platform oluşturan öğrenciler, türkülerle, şiirlerle ve arka plandaki sinevizyon gösterimi ile Çanakkale Zaferi’ni aktardılar.

Etkinliğin sonunda ise 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle ilçe genelindeki ilk ve orta dereceli okullar arasında düzenlenen; şiir, resim ve kompozisyon dallarındaki yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri, törene katılan protokol üyeleri tarafından verildi.

 

Kartal Gazinosu’nda

şehit ailelerine ve

gazilere yemek…

Kutla programının son bölümünde ise Kartal Askeri Gazinosu’nda şehit ailelerine ve Milas Muharip Gaziler Derneği üyesi gazilerimize ve eşlerine bir öğle yemeği verildi.

Yemeğe katılan Milas Kaymakamı Eren Arslan, Garnizon Komutanı Hv. Sistem Albay Cenk Erataç, Milas İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Hayrettin Fidan, İlçe Emniyet Müdürü Turgay Ava, Milas Veterinerlik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayrettin Akkaya ve Milas Belediye Başkan Yardımcısı Faik Karagöz, şehit ve gazilerimizle yakından ilgilenerek, onlarla birlikte öğle yemeği yediler.

 

Mesajlar …

Gazetemize 17 ve 18 Mart tarihlerinde ulaşan 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferimizin 103’üncü yıldönümü mesajları ise şöyle …

 

AK Parti Muğla

İl Başkanı Kadem Mete

Tarih şahittir ki geçmişimiz nice şanlı zaferle doludur. Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan yolculuğumuzda vatan sevdası, bağımsızlık aşkı hep vazgeçilmezimiz olmuştur. Merhum Akif’in ifadeleri ile, bir hilal uğruna nice güneşimiz batmıştır.

Bir evladının şehit haberini dahi alamadan diğer evladını cepheye gönderen, askerin cephanesi zarar görmesin diye çocuğunun üzerindeki örtüyü cephanenin üzerine örten, anasız babasız olur da vatansız olmaz diyen nice isimsiz kahramanlarla doludur tarihimiz.

Çanakkale; davası aynı olan ve aynı gönül coğrafyasını paylaşan o asil insanların, omuz omuza vererek kol kola ölümün üzerine yürüyenlerin zaferidir. Ölümün sağanak sağanak yağdığı cephede asla ahlaklarından taviz vermeyen yaralı düşman askerini sırtında taşıyan, onlarla yemeğini paylaşan kahramanların destanıdır Çanakkale.

Çanakkale bizlere şunu öğretmiştir. Birlik ve beraberliğin, inanmışlığın önünde hiçbir modern silah başarı sağlayamaz. Düşmanın sayısının, sahip olduğu gücün imanın karşısında asla kazanma ihtimali yoktur.

Çanakkale Zaferimizin 103’üncü yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzer tüm kahramanlarımızı rahmetle yad ediyorum. Aziz vatanımız, istikbalimiz ve istiklalimiz için canlarını feda eden, gazilik mertebesine ulaşan tüm Şehit ve Gazilerimizi rahmetle, saygıyla yad ediyorum.

Bugün yine vatanımız ve milletimiz için mücadele veren başta Afrin’deki kahramanlarımız olmak üzere bütün güvenlik güçlerimize başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

 

Atatürkçü Düşünce

Derneği Genel Merkezi

Dünya tarihinin olağan akışını değiştiren çok az olay vardır. Bu ender olaylardan biri, belki de birincisi 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi ve ardından gelen kara savaşlarıdır. Bu tarihte, önceden tasarlanan stratejiler, savaş planları ve dünyanın yeniden paylaşımına ilişkin bütün tasarılar çöpe atılmış, tarih yeniden yazılmaya başlanmıştır.

Esas hedefi Osmanlı devletini paylaşmak olan Birinci Paylaşım Savaşı, Avrupa topraklarının yanı sıra Çarlık Rusya’sının bir kısmı ile bütün Osmanlı toprakları üzerinde sürmüştür. Hedefine ulaşamayan İtilaf Devletlerinin zafere kolayca ulaşmaları için bir tek hamlesi kalmıştır, Çanakkale Boğazından geçerek bir günde İstanbul’u teslim almak ve sıkışık durumdaki müttefikleri Rusya’nın yardımına koşmak…

Son 215 yılda girdiği savaşların neredeyse hepsinden yenik çıkan “hasta adam” Osmanlı Devletinin Çanakkale’de herhangi bir direniş göstereceği hiç hesapta yoktur. 18 Marta giden gece, yorgun Nusrat mayın gemisinin boğazın sularına sessizce bıraktığı mayınlar, saldırgan emperyalistlerin bütün hesaplarını ve hayallerini Çanakkale Boğazının girişindeki sulara gömer. Kıyı topçusunun da desteği ile çağının en modern ve en güçlü savaş gemileri ya sulara gömülür, ya da ağır yara alarak savaş dışı kalır.

Artık saldırganların önünde tek yol kalmıştır: Kara savaşlarını başlatmak üzere çıkarma yaparak İstanbul’a ilerlemek. İste bu andan itibaren sahneye genç ve pırıltılı bir asker çıkar: Albay Mustafa Kemal…

Önceleri ihtiyat birlikleri olarak görevlendirilen 19. Tümen Komutanı Albay Mustafa Kemal, istilacıların esas kuvvetlerini nereye çıkaracağını doğru şekilde tespit ederek 6 - 7 Ağustosta Arıburnu, 10 Ağustosta Anafartalar’da, 17 Ağustosta Kireçtepe’de, 21 Ağustosta tekrar Anafartalar’da tarihin en kanlı savaşlarından zaferle çıktı. Bu savaşlarda işgalciler ne kadar sert bir kayaya çarptıklarını anladılar ve 1916 yılının başında sessizce Çanakkale’den ayrıldılar. Geldikleri gibi değil, yenilerek gittiler.

Bu büyük zafer sonucu, kendi cephelerinde bunalan Çarlık Rusya’sında o güne kadar dünyanın görmediği yeni bir dönem başladı. Askerler silahlarını Çarlık rejimine çevirerek büyük bir devrim başlattılar. Rus devrimi savaştan çekilmekle yetinmedi, İtilaf Devletlerinin savaş öncesi tasarılarını da açıkladı. Bu tarihi gelişme, Anadolu ihtilalinin en önemli destekçisini de yarattı.

Mondros Mütarekesi ile 30 Ekim 1918 tarihinde silah bırakmaya mecbur bırakılan yorgun Osmanlı Devletinin teslimiyet ruhuna aldırmayan, Çanakkale Savaşlarının parlayan yıldızı, artık Paşa unvanlı Mustafa Kemal, aradan geçen 6,5 ay gibi kısa bir sürede Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Samsun’a ayak bastı. Gücünü Türk halkının bağımsızlık aşkından alan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına en büyük destek Çanakkale Zaferi sayesinde devrimini yapan Sovyetler Birliği hükümetinden geldi.

İşte bu iki tarihi olay birbiri ile bağlantılı ve ender kırılma anlarındandır. Bu nedenle Çanakkale Zaferi de, Sovyet Devrimi de, Ulusal Kurtuluş Savaşı da, Batılı emperyalist devletlerce bir yandan gizli bir hayranlıkla karşılanırken, diğer yandan da yenilginin öcünü alma isteklerini hep canlı tutmuştur. Sovyet Devrimi 72 yıl sonra devrilmiş, sıranın Türkiye Cumhuriyetine geldiği düşüncesi ile iştahlar kabarmıştır. Bu hedeflerine ulaşabilmek için de önce Mustafa Kemal Atatürk’e saldırı başlatılmış ve Mustafa Kemal Paşanın tarih sahnesine çıktığı Çanakkale Zaferindeki rolü yok sayılmak istenmiş, bu çabaya ne yazık ki ülke içinden de destek gelmiştir.

Çanakkale Deniz Zaferi büyük ve tarihi bir olaydır. Başlangıçtır. Ancak esas Çanakkale Zaferi, kara savaşları ile kazanılmıştır. İşgalcilerin Çanakkale topraklarındaki bakımlı mezarlıkları esas savaşın ve zaferin nerede kazanıldığının kanıtı, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anzak askerleri için yazdığı kitabe ise dünya savaş tarihinde görülmemiş, duyulmamış bir anıtsal bir simgedir.

Mustafa Kemal’in askerleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün zaferlerini ve devrimlerini sonsuza kadar yaşatacak ve daha ileriye taşıyacaktır.

Çanakkale’de canını veren kahraman askerlerimizi ve bize zaferi armağan eden Gazi Mustafa Kemal ile diğer komutanlarımızı 103 yıl sonra bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X