Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert

Milas Belediyesi 9. Sanat ve Edebiyat Günleri, 21-22 Eylül tarihlerinde, Milas Belediyesi Prof. Dr. Aşkıdil Akarca Sahnesi’nde yapıldı.

ÖNDER HABER - A. Coşkun EFENDİOĞLU

Milas Belediyesi 9. Sanat ve Edebiyat Günleri, 21-22 Eylül tarihlerinde, Milas Belediyesi Prof. Dr. Aşkıdil Akarca Sahnesi’nde yapıldı.
Bu içerik 220 kez okundu.

Her yıl Milaslı bir sanat ve edebiyat insanı adına düzenlenen ve bu yıla kadar Milaslı şair ve yazar Halim Şafak Şanlıdağ tarafından düzenlenen etkinlikler, bu yıl, Halim Şafak Şanlıdağ’ın kendisi adına ve “Evinin avlusuna yağmayı unutmuş yağmur ya da Acımasız okur Halim Şafak Sempozyumu” adı altında gerçekleştirildi.

Sempozyuma konuşmacı olarak katılan sanat ve edebiyat insanlarının, sempozyumda sundukları bildirilerinin, etkinlik öncesi kitaplaştırılmış olması da, daha önceki Sanat ve Edebiyat Günleri gibi, ihmal edilmemişti.

İLK GÜN

21 Eylül Cuma akşamı, saat 20:00’de Aşkıdil Akarca Sahnesi, sempozyumu izlemek isteyenlerce doldurulmuştu. Oldukça kalabalık bir katılım gerçekleşti. Pek çok Milaslı ve dışarıdan gelen Halim Şafak dostlarının yanısıra, salonda Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Başkan Yardımcıları Zeynip Çınar ve Faik Karagöz, daha once kendileri adına da sempozyum düzenlenen sanatçımız Tolga Çandar, şairimiz Muzaffer Kale, CHP İlçe Başkanı Hüseyin Çöllüoğlu, bazı meclis üyeleri, muhtarlar vardı.

Sempozyumun Cuma akşamki ilk oturumunda, açılış konuşmasını Belediye Başkanı Muhammet Tokat yaptı.  Herkese hoşgeldiniz diyerek söze başlayan Muhammet Tokat, “bu yıl 9.’sunu gerçekleştirdiğimiz Sanat ve Edebiyat Günleri, bizim ilk planladığımız hedeflerimizin de ötesinde bir başarıyla, bugünlere geldi. Bu etkinlikte görev alan arkadaşlarımızın gayretlerinin yanısıra, kuşkusuz, bugün kendisi adına sempozyum düzenlediğimiz Milaslı hemşehrimiz Halim Şafak Şanlıdağ olmasaydı, bu güzel etkinliği böylesine dolu dolu ve Milas kent arşivine eşsiz katkılar sağlayan bir düzeyde gerçekleştiremezdik. Halim’in, etkinliğin bugünlere gelmesindeki rolü kesinlikle yadsınamaz. Ben, yarınki ikinci bölümde de ‘Hemşehrim Halim Şafak’ başlıklı bir konuşma yapacağım için, şimdi Halim için daha fazla konuşmayacağım.

Bugün 9.’sunu yaptığımız Sanat ve Edebiyat Günleri’nde, Milasımızın pek çok değerini ele aldık, onların haklarındaki bilgileri derledik ve Milasımızın kent arşivine, hem de ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmaları ve hak ettikleri yeri almaları için, önemli bir görevi yerine getirdik. Bundan sonrası için devam edemeyeceğimizi de bir ara düşündük. Ancak, şimdi belirtmeliyim ki, ‘devam’ kararı aldık ve önümüzdeki yıllarda da, belki başka alanları da katarak, Milasımızın değerlerinin unutulmamaları için, bu çalışmamızı sürdüreceğiz” dedi.

Başkan Tokat, daha sonra, gelen bütün konuşmacı ve misafirleri teşekkür ederek, sempozyumun başarılı geçmesini diledi.

Daha sonra ilk oturumu yönetmek üzere Ertuğrul Meşe sahneye çıktı ve diğer konuşmacıları davet etti. Oturumun ilk konuşmasını Gürsel Korat yaptı ve Halim Şafak’ın ‘Sürgün’ durumunu açımlayan ve yorumlayan bir sunum gerçekleştirdi. O’nu tanıdığında Kayserili olduğunu sandığını belirten Korat, O’nun aslında Girit kökenli bir Milaslı olduğunu ve oralardan Kayseri’ye gelen bir ‘sürgün’ olduğunu daha sonraları öğrendiğini belirterek, O’nu biraz tanıdıktan ve şiiriyle tanıştıktan sonra şu kanıya vardığını belirtti: “O bir sürgündü ama, kökleri Girit ve Milas’ta olup, taa Kayseri’ye kadar uzunmış, sürgün vermiş bir sürgündü”..

İkinci konuşmacı Yaşar Güneş de Halim Şafak’ın, gençliğinde Milas’tan çıkmış ve Kayseri’de yaşayan yalnız bir adam olduğunu belirterek, kendisinin, O’nun şiirlerini analiz etmek istediğini belirtti ve “Halim’in çocukluğu, yaşadığı ortam, şiirlerini etkilemiş gibi. Halim’in çocukluğu, pergelin sivri ucunun durduğu merkez gibi; Halim, bu merkezden Kayseri, İstanbul, vb. gibi pek çok yere dolanır. Bir de, Halim’in çocukluğunun geçiği yerler, o zamanki tadıyla şimdi yok, kokular yok, vb. Ama Halim, onları şiirinin ruhunda yaşatıyor” dedi.

Üçüncü konuşmacı Hayri K. Yetik, “Bir Halim Şafak Edimi: Simülasyona karşı doğal bireylik” başlıklı konuşmasında “Halim Şafak, Melih Cevdet’in aktardığı bir anekdotda olduğu gibi ‘kozmik bir şair’dir. Halim Şafak bu dünyayı beğenmiyor, yalanlar üzerine kurulu olduğunu söylüyor ve başka ir dünyayı savunuyor. Halim Şafak, dünyayla hesaplaşmasını şiir üzerinden yapıyor” dedi.

“İtiraz Kültürü Bağlamında Halim Şafak Şiiri” başlıklı konuşmasında ise Altay Ömer Erdoğan, “Halim Şafak’ın şiirinde birey = itiraz gibi geliyor bana. Halim Şafak, bir yağmur, ama usul usul, ahmak ıslatan cinsten bir yağmur değil, bir dolu gibi hızlı yağan, edebiyatın çatısını kırmaya çalışan, kıran bir şair” dedi. Erdoğan, “bu sempozyumun adı çok ilginç. Ama bencekendi avlusuna, olgunluk döneminde, hem de sağanak gibi yağmış durumda Halim. Kaç yıldır sürdürdüğü Milas’taki bu sanat ve edebiyat günlerinde, baya hızlı yağmış durumda” diyerek, sunumunu tamamladı.

Son konuşmacı ise, önceki yıllarda kendisi Sanat ve Edebiyat Günleri’nin konusu olan ve İzmir’de yaşayan Milaslı şair Muzaffer Kale idi. O da, Halim Şafak’ın Milas’ın yetiştirdiği önemli bir itiraz adamı olduğuna vurgu yapan bir sunum gerçekleştirdi.

İKİNCİ GÜN

22 Eylül Cumartesi akşamı, yine Aşkıdil Akarca Sahnesi’nde, sempozyumun ikinci oturumu yapıldı. İkinci oturum öncesi, Halim Şafak’ın tanışlarının O’nun hakkındaki görüşlerini anlattığı, aralarda Halim Şafak’ın sesinden şiirler ve yaşantısından kesitlerle birleştirilmiş bir video gösterisi sunuldu.

Daha sonra, Moderatör Ertuğrul Meşe, ikinci oturumu başlattı.

İlk konuşmayı yapan Oktay Yivli, Halim Şafak’ın son şiir kitabı “Yarım Gece” adlı kitabı ve Halim’in şiirleri üzerine bir sunum yaptı. “Yarım Gece” isimli kitabının, geçmişte bazı şairlerin de yaptığı gibi bir ‘proje şiiri’ olduğunu belirten Yivli, bunu, “yani, belli bir konu üzerine, belli bir dönemde yazılmış şiirlerin kitap haline getirilmesi” dedi. Kitabın 2006-2007 yıllarında yazıldığını belirten Yivli, “yitirilmiş, sürekli hatırlanan bir şehir var bu kitapta” dedi.

İkinci konuşmacı, O’nun Kayseri’den bir arkadaşı, İlknur Meşe’ydi ve O, Halim’in ev hallerini, aile yaşantısına dair gözlemlerini aktardı. Kayseri’nin ataerkil, taşralı, ama modernleşmenin nitelik değil daha çok niceliksel yanlarıyla tanışmış bir şehir olduğunu, bu anlamda bu zor kentte Halim’le tanıştıktan sonra, kendisini rahatlatan bir iklimle karşılaştığını belirten Meşe, O’nun dünyaya itirazı olan, döneminin sorunlarıyla uğraşan, kadın haklarına son derece saygılı, insan, doğa ve hayvan sevgisi çok yoğun olan, mesleği veterinerlik gereği halkın sorunlarının da içinde olan bir insan olduğunu vurguladı.

Daha sonra, Latife Tekin, kendisinin daha sonra Kayseri’ye hiç gitmemiş bir Kayserili olduğunu, Halim’le, edebiyat dergileri sahipleriyle yaptıkları bir toplantıda tanıştıklarını ve sonrasında kaynaştıklarını belirterek, “O mevcut dünyaya itiraz eden bir anarşisttir, gençleri teşvik eden, kadın ayrımcılığına karşı samimi bir destekçidir. Edebiyatçıdır, ama bir veteriner olarak halkın içindedir. Ve müthiş bir doğa ve hayvanseverdir” dedi.

Sonraki sonuşmacı, Halim Şafak’ın “Bireylikler” edebiyat dergisinde de beraber olduğu arkadaşı Murat Esmer, heyecanlı ve duygusal bir konuşma yaptı ve Halim için “şaüirdir, edebiyat eleştirmeni, doğa ve insanseverdir. Ayrıca iyi bir aşçıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Son konuşmacı, “Hemşerim Halim Şafak” konuşmasıyla Belediye Başkanı Muhammet Tokat’tı. Tokat, şimdiye kadarki Sanat ve Edebiyat Günleri’nde konuşmacı bölümünde hep Halim Şafak’ın olduğunu vurgulamak için, “farklı bir Sanat ve Edebiyat günleri olduğunu söleyebilirim. Ben niye burdayım, sen niye aşağıda oturuyorsun, burda değilsin; bu anlamda alışık olmadığımız bir sempozyum” dedikten sonra, “çok değerli bir hemşehrim olarak tariff edeceğim. Ama değerli bir hemşerimiz olduğu gibi, Milasımızın değerlerini tutup öne çıkaran, tanıtan bir değerimiz. Ben de 52 yıldır bu kentte yaşadım, benim de tanıklıklarım, tanıdıklarım, yaşadıklarım var Milas’ta. Ama bütün bunları Halim Şafak’ta okumak,dinlemek, çok farklı. Çünkü O, bunlara edebiyat katmış durumda. O’nun anlattığın ‘pencere’, benim şimdiye kadarki gördüklerimden farklı bakış açıları getiriyor. O’nun Milas’a dair çalışmaları çok önemli. O’nun çalışmaları olmasaydı, kendi köyümün tarihini tam bilemezdim. O’nun çalışmaları olmasaydı, ben Maksut Doğan’ı, Muzaffer Kale’yi bilmiyordum; O’nun çalışmalarından tanıdım” dedi.

Halim Şafak Sempozyumunun Milas Belediyesi’nin 150. Kuruluş yıldönümüne denk geldiğinin de altını çizen Muhammet Tokat, “bir ara, ‘hepsini tanıttık’ diye düşünerek Sanat ve Edebiyat Günleri’ne son vermeyi de düşündük, ama şimdi, devam kararı aldık. Belki bundan sonra, Milas’ın daha ne değerlerini çıkartacağız Sanat ve Edebiyat Günleriyle” dedikten sonra, “bu memlekete, benim yaşadığım topraklara, uzakta olmana ragmen çok şeyler katıyorsun; eminim bundan sonra da çok şeyler yapacaksın. Çok teşekkür ediyorum!” diyerek sözlerini bitirdi.

Daha sonra, bir teşekkür konuşması yapmak üzere Halim Şafak kürsüye geldi.

Kısaca, Milas’taki çocukluğunda nasıl okumaya başladığından bahsederek, Milas ve Istanbul’daki okul hayatına dair bazı anekdotlar aktaran Halim Şafak, “ben sert eleştiririm, hep eleştiririm. Ama benim bu tavrım, bugünkü yanlışları eleştirerek, güzel olanları ortaya çıkarma, ayırma, ayıklama çabasıdır. Geçmiş olmadan, kavranmadan, gelecek üzerine konuşmak anlamsızdır” diyerek ve katılan herkese çok teşekkür ederek sözlerine son verdi.

Daha sonra tüm katılımcılara Belediye Başkanı Muhammet Tokat tarafından birer plaket verdikten sonra, sempozyum sona erdi.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X