Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert

Başkan Tokat: “NE MİLAS’I ALABİLECEKSİNİZ, NE DE MİLAS SİZİ ALACAK”

Önder Haber / Adem KANKAYNAR

Başkan Tokat:  “NE MİLAS’I ALABİLECEKSİNİZ,  NE DE MİLAS SİZİ ALACAK”
Bu içerik 2007 kez okundu.

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, CHP İlçe Binası’nda düzenlenen basın toplantısında, geçtiğimiz günlerde AKP Milas İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen danışma kurulu toplantısında, ilçe Başkanı Fahri Acar’ın kendisine ve Milas Belediyesi’ne yönelik eleştirilerine yanıt verdi.

Arasta Park’ta bulunan CHP Milas İlçe Örgütü binasında düzenlenen toplantının başlangıcında, İlçe Başkanı Hüseyin Çöllüoğlu, önümüzdeki yıl Mart ayında yapılacak yerel seçimlere ilişkin sürecin başladığına dair bir açıklama yaptı. İlçe Başkanı Çöllüoğlu şunları söyledi:

“Bugün özellikle partimizin yeni bir seçim dönemi takvimini açıklamasından dolayı sizlere ve kamuoyuna bilgi vermek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerle ilgili takvimini başlattı. 1 Ekim yani dün itibari ile adaylık başvurularını almaya başladık. Bu süre 19 Ekim 2018 tarihine kadar devam edecek. Ayrıca ilçe yönetimlerinde il yönetimlerinde görev alan kişiler aday olmak isterse istifalarını 12 Ekim’e kadar vermeleri gerekmektedir. Aday olacak arkadaşlara başarılar diliyorum. İstenen belgeler ücretsiz teslim edilecek.

Ayrıca son bir toplantıda bir başka partinin ilçe başkanının belediyemiz hakkında yapmış olduğu bazı asılsız söylentilere de cevap vermek gereği duyduk bugün. Ben ve belediye başkanımız bazı açıklamalar yapacağız. Sayın ilçe başkanı mevcut belediyenin hayal edemeyecekleri hizmetler sunacaklarını beyan etmişler açıklamalarında. Arkadaşlar biz bunların iktidarlarını biliyoruz! Hayal edemeyeceğimiz yolsuzlukları, hayal edemeyeceğimiz soygunları gerçekleştiren ne yazık ki bu iktidardır. Biz bu kadarını hayal edemiyorduk. Katar’dan uçak hediye edildiğini ya da alındığını, lüks içerisinde yaşayacaklarını hayal edemiyorduk. Ülkemiz tam bir ekonomik çıkmazda! Bunu pembe tablolarla süslemeye, lüks uçaklarla bunu gizlemeye çalışsalar da ülkemizdeki döviz artışı ekonomik bozukluğun göstergesidir. Döviz artışının etkileri kışın daha iyi görülecektir.

Bunlar bu tablonun böyle olacağını biliyorlardı bu yüzden 2019’da yapılacak genel seçimleri 2018’ in o sıcak Ramazan ayına almak zorunda kaldılar. Bunu keyfine yapmadılar; böyle olacağını biliyorlardı, o yüzden yaptılar. Yeni bir hayal peşindeler; Milas’ı, Muğla’yı, Ege Bölgesini tanımıyorlar. Muğlalı, Milaslı çok iyi biliyor sosyal demokratın ne olduğunu. Bunlar, hükümetin yarattığı ekonomik sıkıntının belediyelere nasıl yansıdığını biliyorlar. Bizim kaynaklarımızı yasal zorunlulukla büyükşehre aktardılar ve şimdi bunu bize dayatmaktalar. Evet bazı belediye mülkleri satılmaktadır, bu konu hakkında belediye başkanımız daha detaylı bilgi verecektir. Ben partimizin genel düşüncesini söyleyeyim. Evet biz mal sattık ama kendi köylümüze verdik. Onlar gibi Amerikan emperyalizmine satmadık ülkeyi. Ne yazık ki ülkemiz artık bir başkanla damat arasındaki hayal içinde yönetiliyor. Onlar ülke yönetiminde başarılı olsunlar o zaman belediyeler zaten olacaktır. Gittiğimiz mahallerimizi görüyoruz, bütün imkânsızlıklara rağmen oralarda gerçekten mucizeler yaratılmış. Balçık olan girilmeyen yollar parkelerle kullanıma elverişli hale getirilmiş. Bunu bazı muhtarlarımıza söylemek istiyorum bunları gözleri görmüyor mu? Ne yazık ki gerçekleri yağcılık olsun diye gizlemekteler, ama hizmetleri halkımız görüyor. Bu seçimden zaferle ayrılacağız. Bu ülke ekonomisinin düzelme şansı yok. Üretmeyen ekonominin tabii ki döviz karşısında değer kaybı olacaktır. Ben sözü fazla uzatmadan, sözü belediye başkanıma bırakıyorum”.
 

“BEN HEP SAVUNMA DURUMUNDAYIM”

Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat ise sözlerine, geçtiğimiz günlerde yapılan AKP ilçe danışma kurulu toplantısında, İlçe Başkanı Fahri Acar’ın, Milas Belediyesi ve şahsına yönelik söylediği sözlerine değinerek başladı ve şunları söyledi:

“Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bizim siyasal konumumuz gereği bugüne kadar hep savunan taraf olduk. Yani hep birileri bizimle ilgili birtakım ithamlarda bulundu, biz de onlara cevap vermek durumunda kaldık. Biz hiçbir zaman ortamı geren, polemik yaratan taraf olmadık. Ancak şu da iyi bilinmelidir ki bu tutumumuz, sessiz kalacağımız anlamına gelmesin.

Çünkü şahsım bir yana ben bir kurumu temsil ediyorum. Milas Belediyesi hepimizin kurumudur. Bugün ben, bizler yönetiyoruz, yarın bir başkası gelip bu kurumu yönetecektir. Dolayısıyla Milas Belediyesi hepimizin yuvasıdır. Bu açıdan yine bir savunma durumu ile karşı karşıyayız.

Siyaset yapıyoruz ama hepimizin toplumu doğru bilgilendirmek gibi bir görevi var. Genç olmayı, heyecanlı olmayı, umutlu olmayı anlıyor ve takdir ediyorum. Bunu da her defasında iletiyor ve karşı tarafa hissettiriyorum. Hepimiz yüz yüze bakıyoruz. Toplumda, birbirimizi tanıdığımız insanların siyaset gömleğini giyince böylesine kişiliklerini değiştirmelerini, usullerini değiştirmelerini bir türlü anlamıyorum. Siyaset bu değil. Türkiye bu siyaset anlayışından çok kaybetti. İlla ki bu rolü oynamak istiyorum diye milleti yanıltmaya, konuları çarpıtmaya, gerçekleri görmezden gelmeye kimsenin hakkı yok. Bu sebeple yine sakin bir şekilde, yine kimseyi incitmeden, kara bir propaganda yapmadan, toplumun doğru bilgilendirilmesi adına bazı şeyleri yeniden paylaşmak istiyorum.

Bugüne kadar defalarca anlattığım Büyükşehir Yasası’nın birkaç temel noktasını aktarmadan, konuyu tam olarak anlatmak mümkün değildir. Başlangıçtan beri biz topluma karşı hep açık, samimi ve doğru bir bilgilendirmede bulunduk. 6360 Sayılı Yasanın ilçe belediyeleri açısından ve özellikle de bizim gibi mahalle sayısı fazla ve coğrafi yapısı geniş ve dağınık olan belediyeler açısından, hele de getirdiği o 5 yıllık vergi muafiyeti açısından ne getirip, ne götürdüğünü toplumla defalarca paylaştık. Her seferinde bu kadar yasal düzenleme ile gelirini kaybeden, aynı zamanda 132 mahallesinin 114 tanesinden vergi alamayan Milas Belediyesi’nin bu geçiş sürecini ya borçlanarak, ya da mülkiyetindeki arazileri satarak atlatabilecek dedik. Yani bu gemiyi, muafiyetin kalkacağı 2020’ye kadar sağ-salim limana ulaştırmak için başka bir çare yok dedik. Bizim hükümet gibi Merkez Bankamız yok ki her gün para basalım! Bu yasa sonrasında biz elimizdeki imkânlar çerçevesinde halkımıza hizmeti ulaştırabilmek için bütün gayretimizle uğraşıyoruz.

Bu yasayı çıkaran biz değiliz. Fakat onlar toplumda öyle bir algı oluşturmaya çalışıyorlar ki; allanacak, pullanacak, paraya boğulacaksınız, şöyle hizmet alacaksınız diyor. Oysa biz bu yasanın ne anlama geleceğini baştan beri anlatıyoruz.

Bir kez daha söylüyorum; köylere yönelik uygulanan vergi muafiyeti kalkıncaya kadar bizim konumumuzdaki ilçe belediyelerinin mal satışı veya borçlanma dışında başka çaresi yoktur.

Öte yandan bir hususu da belirtmekte yarar görüyorum. Mal satışı ve borçlanma bizim siyasal anlayışımız değildir. Bu 5 yıllık süreci atlatmak için uygulanan bir yöntemdir. Ne bu 5 yılın öncesinde, ne de 2020’den sonra böyle bir anlayışımız olmadı, olmayacak. Hangi zorluklarla olursa olsun bu gemiyi, o limana götürmek zorundayım.

2014 yılından bugüne Milas Belediyesi olarak 340 adet parsel sattık. Bu satışlardan elde edilen toplam gelir ise 13 milyon 765 bin lira civarındadır. Sadece altyapı çalışmaları sırasında bozulan ilçe merkezinin üstyapısını yenilemek için 75 milyonun üzerinde para harcandı. Bu rakamın içerisinde beldeler ve köyler yok. İlçe merkezinde yapılan başka işleri de karıştırmıyorum. Bu süreçte biz yalnızca altyapı yapmadık, çağdaş bir kente yakışır üstyapı çalışması da yaptık. Hem merkezde, hem de mahallelerde çok hizmetler yapılıyor. Adeta köyler değişiyor. Bu süreçte genel bütçeden yapılması gereken birçok hizmeti de Milas Belediyesi olarak biz yaptık. Okul, sağlık ocağı, imam evi ve camilerde yapılan tüm işler, Milas Belediyesi tarafından yapılmıştır.

‘Taşa ve eğlenceye para harcıyorlar’ deniliyor. Taşa harcanan para, üstyapıya harcanmış para demektir. İlçe merkezidir, köylerimizdir. Köylüyü çamurdan kurtarmak demektir. Daha düne kadar bir keçinin çıkamadığı yere bugün araçlarla gidiliyor. Kısaca iktidar her şeyi terk etmiş durumda ama biz hizmeti bırakmadık. Hiçbir konuda ekonomik sıkıntıları öne sürmedik, bu bizim görevimiz değil demedik. Çünkü köy dediğimiz ancak yasa değişikliği sonrası mahalleye dönüşen yerleşim birimlerinin her derdi, bizim derdimizdir.

Ben bir muhtar oğluyum ve bugüne kadar da hiçbir muhtara hayır demedim. Hiçbir zaman siyasal anlamda ayrımcılık yapmadım. Hatta bizim partimizin üyesi olan muhtarlarımız, parti üyesi olmayan mahalle muhtarlarına daha çok değer verildiğini ve onların mahallelerine daha fazla hizmet götürüldüğünü söylüyor.

Geçtiğimiz günlerde yapılan muhtarlar toplantısında ben hiç kimseye taş atmadım. En fazla hizmet alanlar sürekli sızlanıyor, daha az hizmet almış olanların sesi çıkmıyor. Ben buna itiraz ettim. Öte yandan bir mahalleye hizmet götürülmüş, bazı aksaklıklar yaşanmış. Olabilir. Böyle bir durumda bize haber verilmiş olsaydı, geçici kabulü yapmazdık veya sorunun çözümüne bakardık. Yine gazetecileri çağırsın ve haber yaptırsın. Burada bir sorun yok. Ben sadece iletişim eksikliğinden söz ediyorum. Çünkü ben kamu kurumuyum, sen de kamudan maaş alan birisin. Böyle bir işbirliği olmaz.

Bugün Milas Belediyesi olarak mal satışı yaptığımız için bizi eleştiriyorlar ya 2014 yılından bugüne hazineye ait ne kadar yer satılmış biliyor musunuz? Biz bu süreçte 340 adet parsel sattık, aynı dönemde Milli Emlak Müdürlüğü’nün bu yıllar içinde 3025 adet yerin satışı için bizden rayiç bedeli hakkında görüş istemiş. Bu yerlerin satışı yapıldı mı, yapılmadı mı bilemem ancak mevzuat gereği belediyelere ve odalara resmi yazılar yazılır, rayiç bedeli hakkında görüş istenir, sonrasında bir fiyat belirlenerek, muhammen bedelle satışa çıkarılır.

Her şeyden öte bizim sattığımız yerlerin bazıları gerçekten o kadar küçük çaplı yerler ki, kimi 100 liraya, kimi 200 liraya satıldı. Üstelik bunların büyük bir bölümü de zeytinlik araziler. Ne yapacaktık, Milas Belediyesi olarak 3-5 ağaç zeytini toplamakla mı uğraşacaktık?

Şimdi buradan soruyorum; aynı süre içinde Milas Belediyesi 340 adet parseli satınca mirasyedi oluyor da, 3025 taşınmazı satanlar ne oluyor? İlçe başkanının bunlardan haberi var mı? Sanmıyorum! Hiçbir şeyden haberi yok…

Üstelik biz her türlü işlemi şeffaf bir şekilde yapıyoruz. İlan ediyoruz, mecliste görüşüyoruz ve ihaleye çıkıyoruz. Dolayısıyla sattığımız taşınmazları kimin aldığı belli. Oysa senin kime sattığın belli değil. Bizim tüm satışlardan elde ettiğimiz miktar, Cumhuriyetin ilk yıllarında, Atatürk’ün kurduğu ve senin sattığın fabrikaların bir tane makinesi etmez. Senin ülkede satmadığın bir şey kalmadı.

Öte yandan eğlenceye para harcadığımızı iddia ediyorlar. Biz, altyapı çalışmalarına başladığımız günden bu yana eğlence denilen işlere para harcamadık. Her yıl, uluslararası bir karikatür yarışması düzenliyoruz, Ören’de Melih Cevdet Anday Anma Günü ve bir de Sanat ve Edebiyat Günleri adı altında her yıl Milas’ımızın bir değeri olan sanatçımızı toplumla buluşturuyor, çalışmalarını kitaplaştırıyoruz. Onların eğlence dediği Zeytin Hasat Şenliği, Tarım Fuarı gibi organizasyonlara destek vermemiz ise, o zaman ilçe başkanı arkadaşımız sanat ve kültür anlayışını bir daha gözden geçirsin. Yani altyapı çalışmalarının başladığı günden bugüne festival falan düzenlemedik. Asgari manada kültür ve sanata verdiğimiz katkıyı dile getiriyorlarsa, o zaman bu arkadaşlarımızın kafasında sanat ve kültür yok demektir.

Son olarak belirtmek istediğim husus, hani diyorlar ya, “2019’da ya biz Milas’ı alacağız, ya da Milas bizi alacak”, ben de diyorum ki siz bu anlayışta gittiğiniz sürece ne Milas’ı alabilirsiniz, ne de Milas sizi alacak. Ayrıca Milaslı o hatayı bir kere Güllük’te yaptı. Şimdi o yüzden dünyanın en pahalı suyunu kullanmak zorunda kaldı. ”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X