İZAN Hastanesi Başhekimi İbrahim Özman’ı dinleyin…

İZAN Hastanesi Başhekimi Opr.Dr. İbrahim Özman, sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunarak, Covid-19 virüsü konusunda hepimizin çokça karşılaştığımız pek çok soruna değindi. Pandemi ile mücadelenin en önünde mücadele edenlerin bir temsilcisi olarak, Sayın İbrahim Özman’ın bu sosyal medya paylaşımını, izniyle, siz okurlarımızla da paylaşmak istedik.

İZAN Hastanesi Başhekimi İbrahim Özman’ı dinleyin…

Şöyle:

“Değerli dostlarım;

Pandeminin hızı tüm dünyada arttı, hasta ve kayıp sayıları rekorlar kırıyor. Her ülke kendi değerlendirmeleri ile kısıtlamalara gidiyor. Kısıtlamalara karşı gösteriler düzenleniyor, kısıtlamaları uygun bulmayanlar kendi değerlendirmeleri ile uyum sorunu yaşıyor. Velhasıl bir karışıklık, bir endişe, sürekli yorum ve değerlendirme, yarı cahillikle çözüm arayışları olanca hızıyla devam ediyor. Az bilgi ile çok yorum yapma, her şeye karşı çıkma, mişli mışlı cümleleri tüm hızıyla sanal ortamda dolaştırma, sıkıcı boyutlara ulaştı yine. Aslında tabi ki sıkıcı olan kısıtlanmak, bunda suçlu aramak yerine aklıselim ile ne yapabilirizi önümüze koyma durumundayız. Basit ve bilinen bazı gerçeklikleri önümüze koyarsak, yolumuzu ona göre çizersek doğru bir adım atmış oluruz. Virüs ve hastalık yok diyenler, inanın, var. İnsan yapısı diyenler, belki, ama şimdi bunun hiçbir önemi yok. Bana bulaşmaz diyenler, bulaşır. Aslında basit bir enfeksiyon diyenler, değil. Bana bulaşırsa atlatamam diyenler, atlatırsınız. Yakalansam da bana birşey olmaz diyenler, olabilir. Bunca ay geçti, bilim tüm hızıyla her ayrıntı ile uğraşıyor, hala bilemediğimiz bir çok şey var. Özellikle negatif teste güvenip yakalanmadım diyenler, test duyarlılığı yüzde 70, yüzde 30 olasılıkla yakalanmış ve sevdiklerinize bulaştırıyor olabilirsiniz. Testi pozitif çıkanlar, sakın ertesi gün özel bir laboratuvara gidip test yaptırmayın, pozitif ise pozitiftir, ertesi gün alacağınız olası negatif sonuç değil, pozitif olduğunuzdur doğru olan. Pozitif vaka sayılarının açıklanmaması, bilim kurulu üyelerinin bile bilmemesi ne diyeyim bilemedim, inanılır gibi değil. Az görünen hasta sayısı rehavete katkıda bulunuyor. Üstelik tüm ülkeler pozitif test sayılarını verirken biz hasta sayısını vererek kayıp oranımızı yükseltiyoruz. Kayıp sayıları daha mı fazla aslında, belki, ama testi negatif olanlar covid kaybı gurubuna girmiyor. Garip ama gerçek, SGK da testi negatif olanlara Tomografi ve klinik bulgusu olsa da, hatta sonrasında antikor testi pozitif çıksa da pandemi ödemesi yapmıyor. Sistemde covid tanılı görünüyor, ilaçları karşılanıyor, izolasyona alınıyor ancak pandemi ödemesi yapılmıyor.

Bizdeki durum da ülkemizden çok farklı değil. Pozitif vaka ve hastalarımız var (33 yıllık hekimlikten sonra vaka ve hastanın farklı olduğunu yeni öğrendik) Bulgusuz pozitif kişi sayısı gerçekten fazla. Her işlem ve operasyondan önce test istiyoruz, gereksiz bulup bize kızan hastalarımızdan pozitif çıkanlar oluyor. Hasta sayılarımız da arttı. Artan sayılarla sağlık sistemimiz zorlanmaya başladı, başa çıkamadığımız olmadı henüz ama endişemiz var. Yoğun bakımda az da olsa yatak sayımızı arttırmanın yararını gördük. Büyük desteği olan İl Sağlık Müdürümüz ve Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Milas Devlet Hastanesi ile birlikte bölge halkının en iyi sağlık hizmetini alabilmesi çabamız devam ediyor. Covid dışı rahatsızlıklar için de sistemimizi en üst düzeyde önlemlerle devam ettiriyoruz. Ziyaretçi talebi en büyük sıkıntımız, lütfen hastanede yatan hiçbir yakınımızı ziyaret etmeyelim, hatta taburcu olduktan sonra da etmeyelim, görüntülü arayalım.

Yaşadığımız zorluklar büyük ama geçecek, anılarda kalacak yaşadıklarımız. Aşı çalışmaları çok hızlı ve iyi gidiyor, aşının bir süre sonra devreye girerek çözüme önemli katkı sunacağı açıktır. Bilime güvenelim, aşı işe yaramaz diyen çatlak sesler artmaya başladı, yarayacak.

Kısıtlamalar yeterli mi, artacak mı, mantıklı mı. Belki yetersiz, belki mantıksız ama her kısıtlama az da olsa mutlaka yararlı. Yetersiz olduğu açık da hayatın devam ettiği de açık. Aş, iş önemsiz diyemeyiz. Nacizane önerim kısıtlamaları abartarak uygulamamızdır. Özellikle 65 yaş üzeri dostlar çok muzdarip kısıtlamalardan, kızıyorlar ama bu gurubun daha büyük risk altında olduğu da gerçek. 7 yaşındaki oğlumu pırıl pırıl bir pazar günü 10 dakika kala kısıtlamasının başlamasına, parktan alarak eve götürdüm, kısıtlamalara uymanın bir vatandaşlık görevi olduğunu söyledim. Her türlü zorunlu olamayan teması bitirmek, maske mesafe ve temizlik kurallarına sorgusuz uymak da vatandaşlık görevimiz.

Dışarıda yemekten çok keyif alırım. İyi yemek hobilerimden biri diyelim. Ayvalıklı olduğum ve Bodrumda yaşadığım için de bu konuda çok şanslıyım. Bu ortak zevki paylaştığımız dostlar olduğu için de çok şanslıyım. Bize bu güzel hizmetleri sunan işletmeler zor durumda. Pandemi bitecek, bizim onları pandemi sonrasında yerlerinde bulabilmemiz için paket ve gel al servisine başlayan işletmelere destek olmamız, o sofraları evlerimizde onların özel lezzetleriyle kurmamız güzel olur. Hangi sıklıkta dışarıda yemek yiyorsak o sıklıkta devam edelim bu hizmeti almaya. Sevgili eşim bu işletmelere teşekkür etmemiz lazım demişti, çok haklı, çok teşekkür ediyorum hepsine.

Bu da gelir, bu da geçer dostlar

Sevgi ve saygılarımla.”

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık