Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Kadınlarımıza …
Celal DURGUN...

Kadınlarımıza …

Bu içerik 564 kez okundu.

‘sözün özü’ - Celal DURGUN / [email protected]

“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır! Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacağı, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

Türbanlı ya da türbansızsın, sağcı ya da solcusun, muhafazakâr ya da ilericisin.

Evli ya da bekârsın, çocuklu ya da çocuksuzsun.

Zengin ya da fakirsin, okumuş ya da okumamışsın.

Kim olursan ol, ne yaparsan yap. Neye inanırsan inan.

Kime oy verirsen ver, nasıl yaşarsan yaşa.

Hak yeme, hukuk’u çiğneme.

Sahtekârın sözüne uyma, yalancının sözüne kanma.

Sen, kadınsın.

Önsezilerin gerçekçidir; altıncı hissin kuvvetlidir.

****     ****     ****

Sofradaki yerin, öküzümüzden sonra gelendin.

“Eksik etek” muamelesi görüyordun.

Danışılmayan, konuşulmayan “mahlûktan” sayılıyordun.

Aşk nedir, sevda nedir bilmeden evlendiriliyordun.

Çocuk yaşta “zifaf” odasına itiliyordun.

Baban yaşındaki “heriflerin” koynunda sabahlıyordun.

Oyun çağında kocaya, buluğ çağında çocuğa sarılıyordun.

“Günahkârsın” diye haşlanıyordun, “şeytansın” diye taşlanıyordun.

Gündüzleri evde “hamal”, geceleri “eğlence” aracıydın.

“Boş ol” deyince kocan, kapının önüne konuyordun.

Hemcinsine “kuma” ediliyordun.

Sırtında sopa, karnında “sıpa” eksik olmuyordu.

Kara çarşaf giyiyor, kara peçe ile dolaşıyordun.

Gündüzün de, gecen de, kaderin gibi karaydı.

Çarşı da yasaktı sana, pazar da.

Pencereden de bakamazdın, kapıda da duramazdın.

Şarkı okuyamazdın, türkü söyleyemezdin.

Gülmen de ayıptı, oynaman da.

Sinemaya gitmemiş, tiyatroyu görmemiştin.

Nüfus sayımında “inek” sayılıyor, sen sayılmıyordun.

Döşeklere düşsen de, erkek doktora muayene edilmiyordun.

Kız doğurunca lanetleniyor, oğlan doğurunca kıymetleniyordun!

Ayıplar dünyasının kara bahtlısıydın.

Miras’ta erkek kardeşinin yarısını alıyordun.

Mahkemede, iki kadın tanıklığı bir erkeğin tanıklığına eş değerdi.

Yüz kadından ancak biri okuryazardı!

Özel işletmeler de dâhil, hiçbir yerde işe alınmıyordun.

Ne seçebiliyor, ne seçilebiliyordun.

Cismin var “ismin” yoktu.

****     ****     ****

Atatürk, ayıp düzenin tabularını yaktı, çağdışı düzeni yıktı.

Yasalardaki yasakları kaldırdı.

Elinden tuttu, seni ayağa kaldırdı.

Laik cumhuriyetin eşit yurttaşı yaptı.

Dünyayı gözünle gördün, kocanı özünle seçtin.

İşin de oldu, aşın da kaynadı.

Önce 20 Mart 1930’da, belediye seçimlerinde seçmen; Üç yıl sonra, 1933’te köylerde muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı kazandın.

5 Aralık 1934’te, milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına kavuştun.

8 Şubat 1935’deki genel seçimde, 18 sandalye ile TBMM’sine girdin.

Medeni yasanın kabulüyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşı oldun.

Alınıp satılan “mal” olmaktan kurtuldun.

Çocuk yaşta evlenmekten uzaklaştırıldın.

“Kuma” kaldırıldı, mirasta eşit haklara kavuştun.

“Boş ol” tarihte kaldı. “Karı” değil eş sayıldın.

Ayıplar kalktı, okullu oldun, karanlıklar aydınlandı.

Kişi oldun, yurttaş oldun.

Sözün de dinlendi, özün de saygı gördü.

****     ****     ****

Biliyor musun?

Fransız kadınları senden 14 yıl sonra; Japon kadınlar senden 15 yıl sonra; İtalyan kadınları senden 16 yıl sonra; Çinli kadınlar senden 19 yıl sonra; İsviçreli kadınlar senden 41 yıl sonra; Suudi Arabistanlı kadınlar senden 81 yıl sonra seçme ve seçilme hakkına kavuştu.

Hadi Suudileri geçiyorum.

Fransa’nın kadınları, yaşamın her alanında varlığını kabul ettirdi.

İtalya’nın kadınları, haklarına yeni haklar kattı.

İsviçre’nin kadınları, özgürlük alanlarını genişletti.

Japonya’nın kadınları, kazanıma kazanım ilave etti.

Ya sen;

Öldürülüyorsun, sesin çıkmıyor! Tecavüze uğruyorsun, saklanıyorsun!

Aşağılanıyorsun oralı değilsin!

Saçına, başına, giyimine kuşamına; gezmene, yaşam tarzına müdahale ediliyor, “hop” durun bakalım demiyorsun!

İş hayatından, siyasi yaşamdan uzaklaştırılıyorsun, kılını kıpırdatmıyorsun!

Akıl dışı, ahlak dışı, edep dışı laflar ediliyor, haykırmıyorsun!

Seni, sana düşman kılmışlar fark etmiyorsun!

Çarşafa sarmışlar, türbanla sarmalamışlar, aklını almışlar!

Aymazlık, görmezlik, duymazlık içindesin, ihanet çukuruna yuvarlanmışsın!

Çağ dışı, akıl dışı, bilim dışı, yaşam dışı düzene sarılıyorsun!

Kendine gel, gaflet uykusundan uyan; ses ver, kulak ver, el ele tut, yan yana dur.

Çağdaş yaşamdan, insanlık onurundan ödün verme.

Atatürk, ağalık - beylik düzenini yıktı, kadınlarımıza sosyal-siyasal-ekonomik-kültürel haklarını tanıdı; kadın-erkek eşitliğini, birinin diğerinden üstün olmadığını gösterdi.

87 yıl önce kazandığın haklarını çiğnetme.

Çirkin siyasetçiye, din simsarına, kara yobaza kanma; aklını kullan, çağdaş kal, bilimin yolundan ayrılma.

Canını yakanlara, seni “adamdan” saymayanlara pirim verme.

Unutma, hak verilmez alınır.

Kadınları esir olan milletin, erkekleri tutsaktır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X