Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Atatürkçü Eğitim …
Celal DURGUN...

Atatürkçü Eğitim …

Bu içerik 699 kez okundu.

‘sözün özü’ / Celal DURGUN / [email protected]

“Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin.”

                                                                                          Mustafa Kemal Atatürk

Sene 1921, Kurtuluş Savaşımız devam etmektedir.

Öğretmenler, Ankara’da toplanır; toplantıya iki - üç hanım öğretmen de katılır. Salonda ayrı bir yere otururlar.

Meclis’in sarıklıları, bayan öğretmenlerin, erkeklerle aynı salonda bulunmalarından hoşnut değillerdir.

Mustafa Kemal’in odasına giderler ve şikâyetçi oldukları durumu anlatırlar.

Mustafa Kemal, “Kimmiş muallimler cemiyet reisi? Çağırın onu” der. Mazhar Müfit içeri girer.

Mustafa Kemal, kızarak “siz muallimler toplantısında ne yapmışsınız? Ne ayıp şey bu!”

Mazhar Müfit, şaşırmıştır, Gazi Paşa’dan böyle bir itiraz beklememektedir.

Sarıklıların keyfi yerindedir, neşe içinde gülmektedirler.

Mustafa Kemal, sert ses tonu ile devam eder; “Olur şey değil, olur şey değil!”

Mazhar Müfit, ne diyeceğini bilememektedir, “Efendim vallahi…”

Mustafa Kemal, “Bırak bırak hepsini biliyorum. Toplantıya muallime hanımları da çağırdınız. Fakat onları niye ayrı sıralara oturttunuz? Sizin kendinize mi güveniniz yok, Türk hanımlarının faziletine mi?”

***                  ***                  ***

Madde 1- Erkeğiyle, kadınıyla medeni olacağız. Cinsiyet ayırımı yapmayacağız. Kadınları aşağılayan davranış ve söylemlerden uzak duracağız. Kadın - erkek eşitliği her alanda sağlanacak.

***                  ***                  ***

Yıl 1922, Mustafa Kemal Atatürk Konya’ya gider. Yanında Sovyet Elçisi Aralov da vardır.

Aralov, o gezide tanık olduğu olayı anlatıyor: “O gece iki medreseyi ziyaret ettik. Kanlı, canlı hepsi de gencecik mollalar medresenin avlusunda dizilmişlerdi. Hepsi de yerlere kadar eğilerek Mustafa Kemal Paşa’yı selamlıyorlardı. Bunların içinden biri, Mustafa Kemal Paşa’dan, medrese sayısının arttırılmasını ve medrese öğrencilerinin askere alınmamasını istedi. Mustafa Kemal, yüksek sesle, sertçe;

“Yoksa sizin için medrese, Yunanlıları yenmekten, halkı zulümden kurtarmaktan daha mı değerlidir? Millet kan içinde yüzerken, halkın en iyi çocukları cephelerde dövüşür, yurt için canlarını feda ederken, siz burada… Bu asalakların askere alınmaları için hemen yarın emir vereceğim.

Mustafa Kemal Paşa, bize dönerek; “Artık burada bizim için yapılacak bir şey kalmadı ve isteksizce bir selam vererek oradan ayrıldı. Otomobilde uzun süre yatışmadı.

“Savaş sona erince onlarla daha ciddi konuşacağım. Her şeyden önce onları mali dayanaklardan, vakıflardan yoksun edeceğim. Yurt topraklarının büyük bir parçası, nerede ise üçte ikisi, belki de daha çoğu vakıftır. Bu topraklar mollaların yaşam kaynaklarıdır. Bunların çoğu köylülerin elinden alınmış topraklardır. Buna son vereceğiz. Bir de utanmadan hükümetten yardım istiyorlar.”

***                  ***                  ***

Madde 2- Çağ dışı, akıl dışı, bilim dışı medrese, tekke ve benzeri okullar kapanacak. Mollaların saltanatı yıkılacak.  Üfürükçülük, falcılık, gaipten haber alma gibi safsatalar bitirilecek. Dini değerleri sömüren, fırsatçılara, dolandırıcılara imtiyaz tanınmayacak. Eğitim devletin tekelinde kalacak ve de parasız olacak.

***                  ***                  ***

Kaya Boztepe’nin Bütün Dünya dergisindeki yazısından aktarıyorum:

Mustafa Kemal Atatürk diyor ki; “Hanımlar, Beyler! Memleketimizin en bayındır, en güzel yerlerini üç bucuk yıl kirli ayaklarıyla çiğneyen düşmanı yenilgiye uğratan zaferin sırrı nerededir bilir misiniz? Orduların yönetiminde ilim ve fen ilkelerini rehber kabul etmektedir. Milletimizi yetiştirmek için asıl olan okullarımızın, üniversitelerimizin kurulmasında aynı mesleği takip edeceğiz. Evet, milletimizin siyasi, sosyal hayatında, milletimizin düşünce eğitiminde de rehberimiz ilim ve fen olacaktır. Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki Türk milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı, bütün güzelliğiyle meydana çıkar.”

***                  ***                  ***

Madde 3- Eğitimde akıl, ilim ve fen esastır. Pozitif bilimlerin tamamına yer verilecek, felsefi düşüncelerin önündeki engeller yıkılacak; milletimizin siyasi, sosyal yaşamı asrileşecektir.

***                  ***                  ***

Usta kalem Yılmaz Özdil yazmıştı:

“Tarih 30 Ekim 1923; Cumhuriyet’in ilanından bir gün sonra; Mustafa Kemal, kendi el yazısı ile İsmet İnönü’ye mektup yazdı.

“Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Cumhuriyet’in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Bize, geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı.

Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney…

Ama yılmamak zorundayız. Yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız.

Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev bu.

Özgür bir toplum oluşturmak, çağdaşlaşmak, bu ideali gerçekleştirmek zorundayız.

Bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun.”

***                  ***                  ***

Madde 4- Özgür bir toplum ve çağdaş bir gelecek için eğitim şarttır. Laik cumhuriyetin insan malzemesi eğitim yolu ile hazırlanacaktır. Sosyal, kültürel bağnazlık yıkılacak, beyinler ışıkla dolacak, üreten ulus olacağız. Geçmişte yaşananlardan ders çıkarılacak, gelecek güzel günlere özveriyle ulaşacağız. Çok çalışacağız, çok okuyacağız, olmazları olduracağız, imkânsızı aşacağız. Ulusumuzu çağdaş uygarlığın üstüne çıkaracağız. Yoksulluğu, cehaleti, gericiliği eğimle aşacağız.

***                  ***                  ***

Prof. Dr. Sadi Irmak anlatıyor:

“İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: Avrupa’ya talebe yollanacaktır. ‘Allah Allah’ dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa’ya talebe, lüks gibi gelen bir şey. Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, ‘Berlin Üniversitesi’ne gitsin’ yazmış… 

Vakit geldi, Sirkeci Garı’ndayım; ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı?

Tam gitmemeye karar verdim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi (dağıtıcı) ismimi çağırdı. ‘Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.’ ‘Benim’ dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu: ‘Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.’ İmza; Mustafa Kemal.

Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. ‘Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme’ dedim.

Düşünün, 1923’te o kadar işin arasında 11 öğrencinin nerede, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?

Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm. Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü’nü kurdum. Kürsü başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.

Ben kim miyim? Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bir bilim adamıyım…” 

***                  ***                  ***

Madde 5- Eğitime yapılan harcama “heba” olmaz. Gelişmiş ülkelerin eğitim deneylerinden yararlanacağız. Gençlerimizi yurt dışındaki okullara göndereceğiz, giderlerini karşılayacağız. Çocuklarımıza, gençlerimize bilimi, araştırmayı, öğrenmeyi, uygulamayı kavratacağız. Kıvılcım olarak gönderdiğimiz gençlerimiz alev topu olarak geri dönecekler ve orada gördüklerini, öğrendiklerini memleketimizde uygulayacaklar.  Modern ve uygar ulus olacağız. Bilim adamlarımız da olacak, sanat adamlarımız da. Öğretmen okullarımız da açılacak, üniversitelerimiz de kurulacak.

***                  ***                  ***

Tarih, 26.08.1924, yer Ankara. Atatürk, öğretmenlere hitap ediyor:

Hanımlar, Beyler! Türkiye Muallimler Birliği’nin bütün memlekette şekillenmesini, Konya’yı olduğu gibi Van’ı ve Hakkari’yi de teşkilâtı içine almasını ve her köyde üyeye sahip olmasını derin bir ilgi ile bekleyeceğim.

Öğretmenler! Yeni nesli, Cumhuriyet’in özverili öğretmen ve eğitmenleri, sizler yetiştireceksiniz; yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin yeteneğiniz ve özveriniz derecesiyle uygun olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu kalite ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir. Sizlerin, seçkin görevinizin yerine getirilmesine büyük özveriyle varlığınızı vereceğinize hiç şüphe etmem.

Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı şekilde bütün ilim derecelerindeki öğrenim ve eğitimlerinin uygulamalı olması önemlidir.  Memleket çocuğu, her öğrenim derecesinde ekonomik hayatta istekli, eser sahibi ve başarılı olacak şekilde donanımlı olmalıdır.

Millî ahlâkımız, uygar ilkelerle ve hür düşüncelerle arttırılmalıdır.  Bu çok önemlidir, özellikle dikkatinizi çekerim. Göz korkutma ilkesine dayanan ahlâk, bir erdem olmadığı gibi güvene de uygun değildir.

Efendiler! Bu görüşümde sizin tamamen benimle beraber olduğunuza şüphe etmiyorum. Genel öğrenim ve eğitim programımız da bu temelleri içine alır. Fakat biliyorsunuz ki, görüşlerin, programların kesin ve açık olması çok önemli olmakla birlikte verim ve eser verebilmesi, onların becerikli, anlayışlı ve özverili öğretmenlerimiz tarafından okullarımızda çok büyük dikkat ve gayretle uygulamasına bağlıdır. İşte özellikle sizden rica edeceğim konu budur. Sizin başarınız, cumhuriyetin başarısı olacaktır.

Arkadaşlar, yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askerî, siyasî, idari inkılâplar sizin, saygıdeğer öğretmenler, sosyal ve fikrî inkılâptaki başarılarınızla desteklenecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

***                  ***                  ***

Madde 6- Cumhuriyetin özverili öğretmenleri pes etmeyecek. Fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli yüksek karakterli nesiller yetiştirecek. Çağdaş uygarlığın yolunu izleyecek ve öğretecek. Erkek ve kız çocuklarımızı erdemli, başarılı, donanımlı, özgür bireyler olarak yetiştirecek. Cesur olacak, ülkesinin ve milletinin yanında olacak. Haktan, hukuktan ayrılmayacak. Ulusumuzu boğan, esir alan karanlıkla savaşacak. Gittiği yere ışık götürecek, halkla bütünleşecek, devrimlerin yılmaz savunucusu olacak.

***                  ***                  ***

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, 30 Ağustos 1925’teki ünlü Kastamonu söylevinde, "Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için, şindir (lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."

***                  ***                  ***

Madde 7- Eğitim, her tür tutuculuktan, gericilikten ve bağnazlıktan uzak duracaktır. Allah’la kul arasına girilmeyecek, dileyen dilediğine inanacak, inandığı şekilde ibadetini yapacaktır. Din ve vicdan özgürlüğü sağlanacaktır. Dinci sömürücülere fırsat verilmeyecektir.

***                  ***                  ***

Softanın hurafeyle, yobazın, dinle-imanla uyuşturduğu milletimizi bilimle tanıştıran Atatürk’tür.

Din simsarının, oy avcısının oyununu bozan Atatürk’tür.

Osmanlı’nın “hor” gördüğü insanımızı, birinci sınıf yurttaş yapan Atatürk’tür.

İşte Türkiye’nin ilk kadın mimarı Mualla Eyüboğlu, işte Manş’ı geçen ilk Türk kadını Nesrin Olgun, işte dünyanın harika çocuğu İdil Biret, keman virtüözü Suna Kan, kendisi gibi sesi de kimseye benzemeyen Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, zamanların ötesini keşfeden Muazzez İlmiye Çığ, dünya güzeli Keriman Halis, cüzama ve gericiliğe karşı savaşan Türkan Saylan, akademisyen Bahriye Üçok, ilk Müslüman kadın oyuncu Afife Jale, büyük oyuncu Yıldız Kenter … ve daha nice bilim, sanat, politikacı, sanayici Atatürkçü eğitim sisteminin Türkiye’ye kazandırdığı ünlülerdir.

“Behçet hastalığını” bulan Hulusi Behçet, matematik alanındaki çalışmalarıyla bilinen, Eistein ile görüşen bilim insanı Kerim Erim, dünyaca ünlü beyin cerrahı Gazi Yaşargil, Arf teoremini matematik bilimine kazandıran Cahit Arf, organ nakli bilim adamı Münci Kalaycıoğlu, NOBEL ödüllü bilim adamımız Aziz Sancar, adı sınırlarımızı aşmış şair Nazım Hikmet, romancı Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, gülmece ustası Azizi Nesin, deneme ustası Melih Cevdet Anday…  ve daha nice gurur duyduğumuz bilim, düşün, kültür, sanat, sporcu insanlarımız, Atatürk’ün uygulamaya koyduğu laik, bilimsel ve kamusal eğitim sayesinde başarılı oldular.

Cumhuriyet öncesinde; bilimde, sanatta, kültürde, sporda öne çıkmış, kaç isim sayabilirsiniz?

Atatürk’ü müfredattan çıkarırsanız, medrese gelir, tekke ve zaviyeler öne çıkar.

Akıl, bilim, fen sona erer, gericilik hortlar, muskacı, üfürükçü bayram eder. Düşünmeyen, sormayan, sorgulamayan, “emredersiniz” diyen yaratıklar peydah olur. Danışmanlar emir eri, elçiler emir kulu olur. Kendisini padişah zanneden yeni yetme devlet adamları türer.  

Özgürlük, demokrasi, insan hakkı, yaşam hakkı son bulur. Laiklik elden gider. Şeriat kuralları yaşam bulur. Türkiye, şeyhler, müritler ülkesi olur. Camiye gitmek mecburi, oruç tutmak zorunlu olur.

Mahalle baskısı meydanı boş bulur.  Fetva, yasa yerine geçer. Kadın eve hapsolur. Çocuk gelinlerin, çocuk annelerin sayısı artar. “Dünya düz olmasa düşeriz” diyen cahil profesörlerimiz olur.

“Depremin, kadınların, kızların açık-seçik giyinmesinden” olduğuna inanan diyanet görevlilerimiz olur.

Yağmuru yağdıran, karı döktüren, geceyi-gündüzü yaratan, uçağı uçuran Allah’tır diyen; yerçekimine inanmayan, fizik yasalarını hiçe sayan, biyoloji, felsefe gibi derslerin Allah’ın işine karışmak olduğuna inanan “ulemalarımız” olur.

Millet, Allah ile kandırılır. Sahte hocalar, sözde hacılar baş tacı edilir.

Hak, hukuk, adalet rafa kaldırılır. Baskıcı, karanlık günler geri gelir.

Sanatın içine tükürülür, altta kalanın canı çıkar.

Bilim biter, sosyal yaşam biter, yurttaşlıktan çıkar tebaa oluruz, hayat çekilmez, günler bitmez olur.

Sosyal hukuk devleti kurur, itibarımız sıfırlanır; Felç oluruz, kötürüm kalırız.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X