Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Sandıklar dolusu altınların öyküsü
Celal DURGUN...

Sandıklar dolusu altınların öyküsü

Bu içerik 714 kez okundu.

‘sözün özü’  Celal DURGUN / [email protected]

Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya ile birlikte hareket eden Osmanlı; Suriye-Filistin cephesini İngilizlere vermemek için, Suriye’yi Alman ordusunun savunmasına bırakır!

Almanya, kendi subaylarından oluşan ordunun başına Falkenhayn’ı atar.

Falkenhayn, Filistin-Suriye cephesinde üç yıl boyunca geniş yetkilerle hareket eder.

Osmanlı’nın yurtsever genç subayları durumdan şikâyetçidir.

Ancak, Enver Paşa, Almanlardan gelen yardımın kesileceğinden korktuğu için şikâyetleri dikkate almaz.

Mustafa Kemal Atatürk’ü, Suriye’deki 7. Yıldırım Ordu Komutanlığına atar.

Atatürk, Falkenhayn’ın emrinde görev yapacaktır.

Yeni görev yerine gitmek üzere hazırlığa başlayan Mustafa Kemal Atatürk’ün evine o gece beklemediği misafirler gelir.

Mustafa Kemal Atatürk, o gece yaşananları şöyle anlatır:

“Yıldırım Ordusu Komutanlığı ile İstanbul’dan Halep’e hareket edeceğim günün gecesi idi, Falkenhayn Karargâhından bir Türk Kurmay subayının eşliğinde bir genç Alman Subayı Akaretler’deki 76 numaralı evime geldi.

Ufak ve zarif sandıklar içinde Falkenhayn tarafından bana bazı şeyler getirdiğini söyledi.

O “şey”lerin, kendilerini kabul ettiğim odaya taşınmasını emrettim.

Salon kapısının yanına, ufacık sandıklar istif edildi.

“Bunlar nedir?” dedim.

Alman Subayı dedi ki, “İstanbul’dan ayrılıyorsunuz, size Mareşal Falkenhayn tarafından bir miktar altın gönderilmiştir.”

Kimseye, hiçbir ihtiyacımdan söz etmemiştim; ama sandım ki, Mareşal bu parayı ordunun ihtiyacı için harcanmak üzere göndermiştir.

Onun için tercümanlık eden Türk Subayına dedim ki, “Bu sandıklar bana yanlış geldi. Ordunun Levazım başkanına gönderilmek gereklidir. Benim için ağırlıktır.”

Sözlerimi Alman Subayına aktardı.

Subay hemen “Efendim, o da başka” dedi.

Bizim Subaya, “Paranın miktarını bu subaydan iyice öğren, huzurunda alındığına dair bir senet yaz, imza edeyim” dedim.

Subay emrimi yaptı; fakat Alman Subayı senedi almak istemedi.

Tekrar, “Bu subay bilmiyor” dedim. Senedi alsın ve Mareşal’e versin. Siz de bu parayı gelip alması için Levazım Başkanına haber gönderin…”

Tabii işi böyle yürüttüler.

Bu sandıklar ve içindeki altınlar Ordunun Levazım Başkanlığında, benim bunlara karşı verdiğim senet de Falkenhayn’ın gizli kasasında birkaç ay birbirlerini bekleyerek kaldılar…

Yedinci Ordu Komutanlığı’ndan affettikten (ayrıldıktan) sonra, Komutanlığa vekil olarak Ali Rıza Paşa’ya bu sandıkları teslim ettim ve kendisinden aldığım senedi, o sıralar Yaverlerim bulunan Cevat Abbas (Bolu Milletvekili), Salih (Bozok) beylere vererek, kendilerine şu emri verdim.

“Hemen, Falkenhayn’ın karargâhına gideceksiniz, bizzat kendisini görüp bu senedi vereceksiniz ve benim kendisinde bulunan senedimi alacaksınız…”

Yaverlerim, Falkenhayn’ın kendisini görmekte biraz güçlük çekmişler ama buyruğumu da harfi harfine yapmışlar.

Az sonra yanıma gelerek dediler ki; “Müşir Falkenhayn, size böyle bir para verdiğini hatırlamıyor ve bu para için sizin imzanızı taşıyan bir belgenin kendisinde olduğunu bilmiyor. Bu yüzden, Ali Rıza Paşa imzalı senedi de kabul etmiyor!

Yaverime dedim ki: “Şimdi size çok ciddi emrediyorum. İkiniz de tekrar Falkenhayn’ın odasına gideceksiniz ve diyeceksiniz ki, “Verdiğiniz altınlar olduğu gibi saklanmaktadır … Buna karşılık size senet verilmiştir. Senet olmadığını savunmak, altınların varlığını ortadan kaldırmaz. Belgeyi kaybetmiş olabilirsiniz, o halde, verdiğiniz altınları size geri vereceğiz. Aldığınıza dair siz bize vesika veriniz.”

Ve diyeceksiniz ki; “Bizi buraya gönderen komutanın, altın karşılığı memleket üzerinde müsamaha gösterecek insanlardan olmadığını çoktan öğrenmeliydiniz. Halâ bunda tereddüdünüz varsa, Komutanımız bunu size kamuoyuna daha başka türlü ispat edebilir. Paranız duruyor, fakat bu paradan çok daha değerli olan ‘Mustafa Kemal’ imzası sizde kalamaz.” Olumlu bir sonuç almadıkça karşıma gelmeyeceksiniz!

Emir verdiğim insanlar, Grup Komutanı Falkenhayn’ı tanıyan adamlar değildi, fakat beni çok iyi tanıyorlardı. Onun için bir saat sonra Falkenhayn’ın elinden benim imzamı taşıyan kâğıt parçasını alıp dönmüşlerdir.

Kolayca tahmin etmek mümkündür ki, Mareşal Falkenhayn beni, belki benden başka birçoklarını, böyle sandıklarla altın vererek baştan çıkarmak yolunda idi. (Atatürk’ün Anıları - İsmet Bozdağ)

***       ***       ***

Falkenhayn, Mustafa Kemal Atatürk’ü, satın alabileceğini zannetmiş ve fena halde yanılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, Falkenhayn’ın Filistin-Suriye cephesini savunmak için değil, Almanya’nın çıkarı için bölgede görev yaptığını sezmiştir …

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X